Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bir eleman sattığı ürünü şirketin belirlediği fiyattan daha yüksek bir fiyata satabilir mi? Aradaki farkı da kendisi alıyor. Bu caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
İşini aldığınız işveren size “bizzat sizin yapmanızı şart koşuyorum” dedi ise o işi ikinci birine yaptıramazsınız. Sadece işin kalitesi ve zamanını size şart getirmiş ise sizin onu başkasına yaptırıp kâr etmenizde sakınca olmaz.
Aleykümselam. Firma isimleri ve ürünler yaşadığımız zamanda koruma altına alınmış, bu durum da kabul edilmiş bir örf durumuna gelmiştir. Bu nedenle korunmuş ürünlerin taklidi caiz değildir ve kul hakkıdır. Böyle bir ürünün direk satıcısı olmak da birinci dereceden olmasa da doğru olmayan bir şeydir. Kazancımıza şüphe bulaştırmamalıyız.
Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi bu bir hile. Hilenin girdiği yerde en azından bereket erir. Bereket de bizim peşinde koştuğumuz kazancımızdır.
Farklı müşterilere farklı fiyatla mal satmakta sakınca yoktur. Yalanda sakınca vardır.
İki durum var: a- A kişisi B kişisini malını satması için vekil tutuyor. B kişisi kaça satarsa satsın para A’nındır. Onun alması caiz olmaz. b- A kişisi B kişisine malını gösteriyor. Bunu iki liradan bana getir diye satması için yetkilendiriyor. Gerisini serbest bırakıyor. B kişisi kaça satarsa satsın, A’nın iki lirasını verir, gerisi onun olur.
Satın almacı emin kimsedir. Emanete hıyanet edilemez. Hiçbir mezhep açısından emanete hıyanete kapı aralanamaz.
caiz konusundaki diğer fetvalar
Fakihler arasında böyle bir tedavinin caiz olacağı kanaatinde olanlar çoğunluktadır. Dolayısıyla iyileşirseniz para vermek üzere doktorla anlaşabilirsiniz.
Bu sistem hakkında yeterli bilgimiz olmadığı için cevap veremiyorum, hakkınızı helal ediniz.
Cemaatle namaz bazı âlimlere göre farz düzeyinde kendi başına bir ibadettir. Kendi başına bir ibadet olması demek, namaz kılmakla bir emir yerine getirildiği gibi cemaatle kılındığında da ikinci bir emir yerine getiriliyor demektir. Dolayısıyla biz namazı cemaatle kılmayı namazın bir ilavesi gibi değil Allah’ın hususi bir emri gibi görmeliyiz. Cemaatle namazın genel olarak hükmü ise müekked bir sünnettir. Yerine getirildiğinde muazzam bir sevap elde edilir. İhmal edildiğinde yani namaz cemaatsiz kılındığında sevap kaybedilir ama namazın kendisine bir arıza gelmez. Bir tür bereket kaybedilmiş olur. Bazı engeller cemaate gitmemenin mazereti olabilir. Bu mazeretlerden biri mesela yoğun abdest sıkışıklığı olabilir. Etkili bir açlık ve sofranın hazır olması olabilir. Bu mazeretleri sıralama yerine şu iki kuralı ölçü alarak bu büyük emri tatbik edebiliriz: a- “Cemaate devam etmez, sadece cumaya gider” denecek şekildeki ihmal mü'min için çöküştür. Buna dikkat ederiz. b- Belli durumlarda namazı evde veya iş yerinde kılmak “cemaate gitmez adam” olmak değildir. Bu iki çizgi arasındaki denge ise kişinin imanı ve imanını pratiğe aktaran kimliği ile alakalı bir durumdur.
Geçmiş olsun size. Bu durumlarda keyfi bir beklenti olmadığı için âlimlerimizden sigorta yapılabileceğine dair fetva veren vardır, yaptırabilirsiniz.
Mal sahibinin rızası olmadan onun malından bir şey almak helal olmaz. Şefiniz mal sahibinin yetkilendirmesi ile bunu yapıyorsa sakıncası olmaz ama kendi inisiyatifi ile yapıyorsa veya yetki sınırlarını aşarak yapıyorsa helal olmaz.
Piksel, dijital göstergelerle görüntü elde etmeye verilen bir isimdir. Türkçesi zannederim “gözek” olarak tercüme ediliyor. Bu teknolojinin veya sanatın kullanılmasında sistem olarak bir sıkıntı yoktur. Sıkıntı bu yöntemle oluşturulan nesnenin veya resmin esasen helal olmayacak bir şey olmasındadır. Din açısından sakıncalı veya canlı resmi ya da müstehcenlik ihtiva eden bir şey üretilmesinde sakınca olur.