Fetva Meclisi
Soru
Hocam televizyona bakmak ne zaman bakmak caizdir? Şimdi Ertuğrul, Payitaht veya Mehmetçik gibi dizilerde Türklerin İslamiyet için güzel şeyler yaptığı gösteriliyor ve ben güzel şeyler öğreniyorum oradan ama bazen kadınlar gösteriliyor tesettürlü ve tesettürsüz. Ne yapmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Her an ölmeye hazır olması gereken bir insanın ölürken üzerinde bulunmak istemeyeceği şeyi yapmaması gerekir. TV, hiç değilse vakit zayiatıdır. Göz zinası için şart başkadır. Bakılması haram olan şeylere bakıldığında göz zinası denen şey gerçekleşir. TV'de de bu her pozisyonda olmayabilir. Ama saniyelerle sınırlı bir ömrü, asırlarca sürecekmiş gibi rahat harcamanın hangi mantığı olur? Bunlar boş kalmanın, hedefsiz yaşamanın, cemaat ehli olmamanın, insanlığa hizmetten lezzet alamamanın sonuçlarıdır. Allah yardımcımız olsun.
Haram olan bir şeyin seyredilmesi de haram olur.
Selamünaleyküm. Haram ne kadar haram ise onun etrafında dönen her şey de onun kadar haramdır.
Meseleye bir de strateji açısından bakın. Allah’ın haramları ile savaşmamız, onları azaltmamız gereken bir dünyada, bir de Müslüman’ın bir harama -ona olur diyen olsa bile- alet olması doğru mudur?
Sinemanın insan hayatını neredeyse hava ve su kadar etkileyebildiğini görüyoruz. “Olmaz” denip atılabilecek bir konu olmadığı gibi “madem atılamıyor gelsin” denebilecek kadar da kabullenilebilecek bir konu değildir. Zor da olsa ortayı bulmamız gerekiyor. Belki bu nesil belki de bir sonraki nesil inşaallah sinemanın Müslümancasını bulacaktır. Umudumuz böyledir. Sinema ürünleri için en temel olmazsa olmaz prensipler olarak şu noktaları tespit edebiliriz: Sinema konumuz Allah’ın haramlarından bir haramı içermemelidir. Bu içermeme görüntü veya söz ile olması bakımından aynıdır. Avret teşhiri, yalan, hile, erkeğin kadına kadının erkeğe benzemesine teşvik olabilecek görüntüler, istihza gibi haramları buna örnek gösterebiliriz. Peygamberleri temsil etmenin caiz olmayacağına muasır âlimler ittifakla karar vermişlerdir. Raşid halifeler de temsil edilemez. Diğer sahabilerin veya büyük müçtehitlerin temsili ise ihtilaflı bir konudur. Kâfirleri ve küfür sözleri reklamı olacak şekilde temsil etmek caiz değildir. Gayba ait bilgilerde zihin karışıklığı oluşturabilecek sahneler ihtiva etmemelidir. Müslüman ahlakını zedeleyebilecek uygulamalardan uzak kalınmalıdır. Finans kaynağı faiz gibi haramlardan gelmemelidir.
Evde TV bulundurmak caiz değildir dememiz zordur. Caizdir dememiz de zordur. Bu bir anlayış ve sabır meselesidir. Pek çok mü'min evinde TV bulundurmamaktadır ve hayatlarında da bir eksiklik yoktur. Yalnız TV bulundurmak haramdır gibi bir yaklaşımın dini dayanağını bulamayız. Bir risk bombasıdır TV. Kimi kontrol edebilir kimi de edemez. Bunu kişiden kişiye göre farklı görmek zorundayız. Yalnız, siz aile içi huzurunuzu önemsemelisiniz. TV bulunur veya bulunmaz, kaldırılır konur ama huzurunuz zedelenirse geri gelmesi zor olur. Bu açından da bakmaya çalışın.
caiz konusundaki diğer fetvalar
Geçmiş olsun size. Bu durumlarda keyfi bir beklenti olmadığı için âlimlerimizden sigorta yapılabileceğine dair fetva veren vardır, yaptırabilirsiniz.
Kesilen kurbandan yemek caizdir, yememek ise günah değildir, kurbana zararı yoktur. Kesilen kurbandan hediye vermek caizdir, vermeyen için de bir eksiklik yoktur. Bir miktarını sadaka olarak vermek gerekir şeklinde bir görüş varsa da kurbandan bir bölümünü sadaka olarak verme mecburiyeti yoktur.
Cemaatle namaz bazı âlimlere göre farz düzeyinde kendi başına bir ibadettir. Kendi başına bir ibadet olması demek, namaz kılmakla bir emir yerine getirildiği gibi cemaatle kılındığında da ikinci bir emir yerine getiriliyor demektir. Dolayısıyla biz namazı cemaatle kılmayı namazın bir ilavesi gibi değil Allah’ın hususi bir emri gibi görmeliyiz. Cemaatle namazın genel olarak hükmü ise müekked bir sünnettir. Yerine getirildiğinde muazzam bir sevap elde edilir. İhmal edildiğinde yani namaz cemaatsiz kılındığında sevap kaybedilir ama namazın kendisine bir arıza gelmez. Bir tür bereket kaybedilmiş olur. Bazı engeller cemaate gitmemenin mazereti olabilir. Bu mazeretlerden biri mesela yoğun abdest sıkışıklığı olabilir. Etkili bir açlık ve sofranın hazır olması olabilir. Bu mazeretleri sıralama yerine şu iki kuralı ölçü alarak bu büyük emri tatbik edebiliriz: a- “Cemaate devam etmez, sadece cumaya gider” denecek şekildeki ihmal mü'min için çöküştür. Buna dikkat ederiz. b- Belli durumlarda namazı evde veya iş yerinde kılmak “cemaate gitmez adam” olmak değildir. Bu iki çizgi arasındaki denge ise kişinin imanı ve imanını pratiğe aktaran kimliği ile alakalı bir durumdur.
Fakihler arasında böyle bir tedavinin caiz olacağı kanaatinde olanlar çoğunluktadır. Dolayısıyla iyileşirseniz para vermek üzere doktorla anlaşabilirsiniz.
İşçi toplayıp organize eden bir şirket mantığı ile bunu yaptığınızda caiz olabilir. Sizin bir emeğiniz vardır ve bu emeğinizin karşılığı belirli bir ücrettir bu durumda. Bu arada bir hile ve yalan işin içinde karışmamalıdır. Yalanla helal bir arada durmaz.
Şirket adına satış yapan bir eleman şirketin emini durumundadır. Şirketten habersiz elde ettiği kâr helal olmaz. Ancak şirket, “bize şunu getir, üstü senin” tarzında bir yetkilendirme yaparsa o helal olur.