Fetva Meclisi
Soru
Hocam vakti zamanında hayvancılık yapmak için iki kardeşe ait olan araziden bir kardeşin hakkını satın aldım. Diğer kardeş kendisine ait olan kısmı satmadı. Onun arazisi de benim almış olduğum arazinin tam ortasında. Kanunen benim önalım hakkım var. Şufa adı altında dava açabiliyorum, bunu anlatmama rağmen sen sat dedi benim hayvanlarım var satamam dedim. Araziyi değişelim sen kenara geç dedim onu da kabul etmedi. Şimdi mahkeme yoluyla almamın dinen bir sakıncası olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Elinizde vakıf bir arazi olduğunu ispat eden bir belge olmadıkça, ihtimale binaen öyle bir arazinin kullanılması, satılıp alınması haram olmaz. Kalbinizi sıkıştıran bir durum varsa şüpheden uzak durursunuz, o ayrı bir meseledir.
Yalan şahitlik en büyük günahlardandır. Muhakkak ciddi bir tevbe yapılması gerekir. Birine zarar verildi ise elbette ondan da helallik alınması gerekir.
Fıkıh açısından devletin fiyat sabitlemesi yaptığı şeyler dışında tüccarın sattığı malda kâr haddi sınırlaması yoktur. Aldatma, yalan ve hile söz konusu olmadıkça bir insan elindeki mala uygun gördüğü kâr marjını koyabilir. Elbette insanların dara düşmemesini düşünmek ve merhametli olmak uygun olandır ama bu durumda sadece müşteriyi düşünmek de yeterli değildir, esnafın da düşünüldüğü bir itidal oluşturulabilir.
Selamünaleyküm. Meri kurallar üzerinden böyle bir alışveriş yapılabilir. Bir hile ya da kâğıt üzerinden sahtelik karıştırılırsa sakıncalı olur.
Çalıntı ve benzeri bir sakınca olmadığı sürece aracın alınış tarzı sizin için sakıncalı bir durum oluşturmaz
İki şahıstan birinin vekili değilseniz ve ihaleye girecek kişilere cebir ya da hile kullanmadı iseniz bir sakıncası yoktur. Allah'a emanet olun.
aldatma konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ size sabırlar versin diye dua ederim. Makamınız mevcut sıkıntınızı en az iki kat daha ağır duruma getiriyor. Bu durumu bir doktor ile görüşmenizi tavsiye ederim size. O en azından size biyolojik olarak tavsiyelerde bulunabilir. İkinci olarak da bu tür vakalarda benim tespitim şudur: Kadın, erkeğin ona muhtaçlığını hissettikçe güçleniyor. Güçlendikçe de inatlaşıyor. Bu sefere erkek de muhtaçlığını daha çok hissediyor. Bunun yerine siz, zor da olsa en az altı ay dinen ve kanunen gereken görevlerinizi yapın, bunun haricinde onu yokmuş gibi sayın. Sorduğuna cevap verin. İhtiyacını giderin. Keennehu o sizin muhtaç olduğunuz bir kadın değil de misafir biri imiş gibi davranın. Ama bu siyaseti en az altı ay hiç bozmayın. Çok geçmeden değişimi hissedeceğinizi umuyorum. Allah yardımcınız olsun. Âmin.
Sizinle pazarlık yapılmış ya da siz pazarlık yapmışsınız ve bir fiyata imza atmışsınız. Bir başkası da bir imza atmış. Ortada, “bütün müşterilerden aynı fiyat alınacak” diye bir ilan yoktur. Bu açıdan bakıldığında sizin ücretin tamamını ödememeniz bir kul hakkıdır, kesinlikle helalleşmeniz gerekir. Zaman geçmeden helallik alın. Aradığınız kalite meselesinden bakıldığında ise bunu da o zaman beyan etmeli ve kalite arayışı içinde olmalı idiniz. Şimdiki talebinizin anlamı yoktur.
Hayır böyle bir bakış isabetli değildir. Mü'minler de aralarında rekabet ederler. İbadetlerde bir rekabetten söz edilebilir ama ölçüsü olmayan, hukuk bilmeyen bir rekabet olmaz bu. Genel ölçüler olarak ticari rekabet için şunları söyleyebiliriz: Rekabet yalan ve aldatma üzerine olamaz. Mesela bir ilaç üreticisi tüketiciyi aldatacak bir sonuca götüren rekabet yapamaz. Rekabet “daha iyisini, daha yararlısını üretme” mantığı üzerine olmalıdır. Bu da gerçekçi olmalıdır. Rekabetimizden başkaları zarar görmemelidir. Söz konusu ticari ürün dinen helal bir ürün olmalıdır. Rekabet eden firma/kişi kendi mülkü olan şey üzerinde bunu yapmalıdır. Rekabete konu olan ürünler ilgili resmi kurumun onayı ile üretilmiş olmalıdır. Bir ihtikâr/karaborsa konusu olmamalıdır.
Siz rahatsız olduğunuz için sahil kenarında tatil yapmasını istemezseniz Allah size yardım etmez. Neden Allah haram ettiği için, harama sebep olacağı için oralara gitmemesini söylemiyorsunuz? Bir de böyle deneyin. Evet, erkek bu tür sıkıntılar gösterdiğinde söz dinlemez ama siz en iyi şartlarda görevini yapan bir kadın olun. Doğru bildiğinizi tatlı dille ikaz edin. Sabredin. İnşaallah doğru olanı yapacak, haramdan kurtulacaktır.
Bu büyük bir afet olmuş. Büyük bir tevbe ile bu hatayı kapat. Tevbe et. Unutma, seni ilk defa bu hataya iten şeytan senin tevbeni de geciktirebilir, yaptığında da sulandırabilir. Bu tevbeyi hayatın bil. Eşin dâhil kimseyi bu bilgiye ortak etme sakın. Ve seni bu hataya iten sebeplere karşı kendini koru. Allah'ı unutma, kabir hayatını unutma, cehennemi sakın unutma!
Belirttiğiniz cevabımız ve sorusu şu şekildedir: Sadece şehveti tatmin etmek için nikâh kıymak doğru mudur? Nikâhın en temel nedenlerinden biri şehveti helal yolla tatmin etmektir. Şehvetin tatmini dışında da gerekçeler vardır elbette ama asıl olan şehvettir denebilir. Eğer bir aldatma, gizli hedef gibi bir sıkıntı yoksa şehvet maksatlı nikâhın sıkıntısı yoktur. Bu konuda özetlemek gereken durum şudur: Evliliğin pek çok nedeni olabilir ve bu nedenler de kişiden kişiye farklı önceliklerle sıralanabilir. Cinsel şehvet bu nedenlerden biridir. Hatta en önemli nedenidir de denebilir. Bir mü'minin sadece şehvetini gidermiş olmak için evlenmiş olsa yanlış bir iş yapmış olmaz. Orada söylediğimiz budur. Allah yardımcımız olsun.