Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz ilaç kabul edilebilecek bir ürün çıkarıyoruz. Bizim gibi olan firmalarla rekabet etmedikçe para kazanmamız da mümkün olmuyor. Ticari rekabet konusunu nasıl görmeliyiz? Biz iman edenleriz ve kardeşleriz diye rekabet etmemeli miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Kardeşlerim, sakın ilahiyat okuyorsunuz diye kendinizi din hakkında ulu orta konuşmaya yetkili zannetmeyin. Din hakkında en zor konuşması gerekenler ilim adamlarıdır. Çünkü ilim adamları bilerek ve sonucunu kabullenerek konuşur/konuşmalıdır. Cahil ise aklına geldiği gibi konuşur. Sizin farkınız olsun. Dikkatli olun. Muhakkak inceleyin. Eskilerin deyimiyle KIRK ÖLÇÜN BİR BİÇİN. Allah yardımcınız olsun. Sizin için dua ederim. Evet, dinimiz başta domuz ürünü, alkol ve necis saydığı şeyler olmak üzere bazı mamullerin kullanılmasını normal hayatta yasak etmiştir. Bunun münakaşa edilecek bir bölümü yoktur. Domuz ve alkol başta olmak üzere necis kabul edilen şeyler haramdır. Ömrümüz oldukça biz, bizden sonraki bütün nesiller bu ilkeyi koruyacağız biiznillah. Bir başka ilkemiz de şudur: Dinimiz normal hayattaki durumlarla zaruri durumları aynı tutmamaktadır. Normalde haram olan şey zaruret durumunda zarureti giderecek kadarı ile helal olur. Bu da önemli bir kuraldır. Üçüncü bir durum da şudur: İnsanlık sanayisinden ilacına kadar ilerleyip dururken biz Müslümanlar olarak bugün “bu bizimdir” diyebileceğimiz bir katkı sağlayamadık bu ilerlemeye. İlaç da bu, geri kalmışlığımızın en çok yansıdığı alanlardan biridir. Ne yazık ki böyledir. Müslüman olmayanlar ilaç üretince de onlar için sakıncalı olmayan her şeyi içine koydular. Günlük hayatlarında su gibi tükettikleri alkolü ilaç yaparken bir endişe taşımadılar. Biz şimdi “böyle olmaz” diyebilecek durumda değiliz. İlaç sanayimiz yoktur. Onların ürettiklerini test edebilecek laboratuvarlarımız bile yoktur. Siz gençler, umarız bu açığımızı kapatacak gayretler içinde olursunuz. Allah yardımcınız olsun. İçinde haram nesne bulunan ilaçların kullanılmasına gelince ulemamızın ve özellikle de Hanefi ulemasının görüşü şudur: Müslüman uzman bir doktorun, gerekli gördüğü bir ilacın helal olan alternatifi yoktur diyorsa, o ilaca muhtaç olan hasta içeriğinde haram nesne bulunsa da onu kullanır. Bunda bir sakınca yoktur. Yeter ki, bir suiistimal ve önemsememe durumu olmasın. Bu kural ilaçlar için, aşılar için ve diğer tıbbi malzeme için geçerlidir. Size sıhhat ve afiyetler dilerim.
Aldığınız ürün reklamlarla size fayda sağlayacağı vaadiyle satıldıysa ve kullanma kılavuzuna göre de kullanmanıza rağmen iyi gelmediyse satıcı size gerçekçi bir hizmet sunmamış demektir. Bu durumda ürünün size fayda sağlamadığı için paranızı geri talep etmeniz hakkınızdır. Başka bir ifadeyle satıcı, ürünün size fayda sağlamadığı ve beklentilerinizi karşılamadığı durumlarda, ürünün iade edilebilir olması gerektiğini belirtmiş. Bu, bir anlamda garanti ve sözleşme kapsamındadır. Dolayısıyla, ürün fayda sağlamadığı için paranızı geri almanız hakkınızdır. Beddua eden kişinin bedduasından endişelenmeyin. Allah kimin haklı kimin de haksız olduğunu biliyor. Allah bu sebeple bir bela verirse kime vereceğini de iyi bilir. Siz yine de hoşgörüyü elden bırakmayın.
Bizim bir ibadet etme yükümlülüğümüz var bir de hata işlememe yükümlülüğümüz vardır. İbadetlerimizi yapıyor da hatadan da kaçınmıyorsak bu, bir yandan kazandığımızı bir yandan da borç yaptığımızı gösterir. Borçlar kazançtan fazla olması halinde terazi cehennemi gösterecek, aksi durumda da cenneti gösterecektir. Meseleye böyle bakalım. Oyun oynamaya gelince, mağlup olan ya da şöyle yapan ödeyecek denmesi durumunda bu bir kumardır, haramdır. Aksi takdirde boş işlerden bir iş olarak sahiplerini zarara uğratan bir hata işlenmiş olur. İstiğfar gerektirir. Şunu da unutmayalım: Tarikatta olmak, hata işlememek teminatı değildir. Biz, İslam'dayız da yine hata edebiliyoruz, tarikatta olmak nasıl garanti olsun. Mühim olan hemen Allah'ın kapısına yönelmektir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Çalıştığınız firma ile yaptığınız akitte bu hususla alakalı bir kayıt varsa siz o kayda sadık kalmalısınız. Böyle bir kayıt yoksa sizin yaptığınız ilave işin, çalıştığınız firmanın ticaretine zararı dokunmasına veya bir zararı olmamasına göre hüküm değişir. Ortada bir durum söz konusu ise o zaman da bu konu ile alakalı iş çevrelerindeki genel teamüle göre karar verebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Öncelikle size, bu işi yaparken ehil birini danışman tutmanızı tavsiye ederim. Bu işi yapanlar daha sonra kardeşliklerini, arkadaşlıklarını mahkeme salonlarında tükettiler. Şeytan için iyi bir yatırım olabilirsiniz. Aman çok dikkat ediniz. Şirketinizi bir şahıs gibi kabul etmeniz de mümkündür, şirkette herkesin hesabını kendisinin tutacağı bir yol da izleyebilirsiniz. İkisinde de yapacağınız şeyin sonucu aynıdır. İsterseniz, şirketin üzerinden hesap yapın ama bu kimin yakınına verilecek gibi bir tartışmaya neden olabilir aranızdaki samimiyete zarar verebilir. Paranızı işletecek birine yetki verin, kuralları koyun, o yürütsün. Allah işinize bereket versin.
Allah sizden razı olsun. Pek iyi ettiniz yazmakla. Yazınızdan ve uyarınızdan istifade ettiğimi söylemeliyim. Kendimce not aldım. Yalnız bir noktaya itirazım var, lütfen onu da siz kabul ediniz: Yaptığım tıpla alakalı derslerin başlığı “Müslümanca Bakış” olarak konmuştur. Dersleri iyi dinlediyseniz bir bütün olarak orada doktorların mesleklerini put edinmelerine karşı kulluk görevlerinden biri olarak değerlendirmeleri uyarısı vardır. Görsel ve yazılı notlarımda defalarca “tıp ve tıbbın alt tabakaları” şeklinde bir ifadeyi kullanmışımdır. Sizin ifadeniz Tıp=Eczacılık sonucuna geliyorsa bunu bu dünyada kimseye kabul ettiremezsiniz. Hayır, eczacılık, tıbbın vazgeçilmezidir demek istiyorsanız tamamen haklısınız. Bu noktaya itirazımı biliniz, gerisinde müttefikiz. Zannedersem siz, eczacılığın genel sıkıntılarını bana boşalarak giderme yolunu seçtiniz. Bir başka husus olarak da şunu biliniz: Eczacılığı, ilaç satmak olarak görüyor ve bu savunmayı onun için yaptı iseniz burada müttefik olamayız; ilaç üreten laboratuvardaki eczacı tıbbın iki numarası olur. İlaç satan için bunları söylediyseniz herhalde bebekler için mamaların satıldığı marketler, insanlara peynir üreten çiftlikler eczanelerden daha değerlidir. Öyle veya böyle uyarınızdan memnun oldum, teşekkür ederim size. Vaktiniz olur ziyarete gelebilirseniz bir gün, bunları daha geniş değerlendirebiliriz. Allah’a emanet olunuz.
aldatma konusundaki diğer fetvalar
Sizinle pazarlık yapılmış ya da siz pazarlık yapmışsınız ve bir fiyata imza atmışsınız. Bir başkası da bir imza atmış. Ortada, “bütün müşterilerden aynı fiyat alınacak” diye bir ilan yoktur. Bu açıdan bakıldığında sizin ücretin tamamını ödememeniz bir kul hakkıdır, kesinlikle helalleşmeniz gerekir. Zaman geçmeden helallik alın. Aradığınız kalite meselesinden bakıldığında ise bunu da o zaman beyan etmeli ve kalite arayışı içinde olmalı idiniz. Şimdiki talebinizin anlamı yoktur.
Allah Teâlâ size sabırlar versin diye dua ederim. Makamınız mevcut sıkıntınızı en az iki kat daha ağır duruma getiriyor. Bu durumu bir doktor ile görüşmenizi tavsiye ederim size. O en azından size biyolojik olarak tavsiyelerde bulunabilir. İkinci olarak da bu tür vakalarda benim tespitim şudur: Kadın, erkeğin ona muhtaçlığını hissettikçe güçleniyor. Güçlendikçe de inatlaşıyor. Bu sefere erkek de muhtaçlığını daha çok hissediyor. Bunun yerine siz, zor da olsa en az altı ay dinen ve kanunen gereken görevlerinizi yapın, bunun haricinde onu yokmuş gibi sayın. Sorduğuna cevap verin. İhtiyacını giderin. Keennehu o sizin muhtaç olduğunuz bir kadın değil de misafir biri imiş gibi davranın. Ama bu siyaseti en az altı ay hiç bozmayın. Çok geçmeden değişimi hissedeceğinizi umuyorum. Allah yardımcınız olsun. Âmin.
Siz rahatsız olduğunuz için sahil kenarında tatil yapmasını istemezseniz Allah size yardım etmez. Neden Allah haram ettiği için, harama sebep olacağı için oralara gitmemesini söylemiyorsunuz? Bir de böyle deneyin. Evet, erkek bu tür sıkıntılar gösterdiğinde söz dinlemez ama siz en iyi şartlarda görevini yapan bir kadın olun. Doğru bildiğinizi tatlı dille ikaz edin. Sabredin. İnşaallah doğru olanı yapacak, haramdan kurtulacaktır.
Bu büyük bir afet olmuş. Büyük bir tevbe ile bu hatayı kapat. Tevbe et. Unutma, seni ilk defa bu hataya iten şeytan senin tevbeni de geciktirebilir, yaptığında da sulandırabilir. Bu tevbeyi hayatın bil. Eşin dâhil kimseyi bu bilgiye ortak etme sakın. Ve seni bu hataya iten sebeplere karşı kendini koru. Allah'ı unutma, kabir hayatını unutma, cehennemi sakın unutma!
Böyle bir durumda, özellikle bir hile veya aldatma yapmadığınız sürece mahkemenin vereceği kararda sakınca olmaz biiznillah.
Asla inanma böyle bir çirkin söze kızım, asla! O şeytan olsa bile sen melek olabilirsin biiznillah. Sen kendini melek gibi gör, öyle kalmaya çalış, biiznillah hayır göreceksin.