Fetva Meclisi
Soru
15 Eylül’de bir miktar malım oldu. Ramazan’da zekat vermek istiyorum fakat üzerinden bir yıl geçmemiş oluyor. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Zekât takvimini Ramazan gibi kameri aylardan birine çekmelisiniz. Mesela bundan sonra her Ramazan ayının şu günü diye bir takvim belirleyin. O takvime göre zekât verin. Şimdi Ramazan ayına almanızda bir sakınca yoktur.
Zekâtın Ramazan ayı ile ilgisi yoktur. Herkes, zekât üzerine ne zaman vacip oldu ise o zaman verir zekâtını. Genelde insanlar, daha faziletli olsun diye öne çekerek takvimlerini Ramazanda zekât verirler. Bu nedenle zekât, sanki Ramazan ayında verilirmiş gibi bir anlayış oluşmuştur. Veremediğiniz zekâtınızı hemen verin. Allah kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Zekât verecek durumda olan birinin malına sonradan ilave olanlar da eskisi ile beraber toplanıp TOPLAMININ zekâtı verilir.
Müslüman, ne zaman nisap miktarından mala sahip olur ve onun üzerinden bir kameri sene geçirirse zekâtını verir. Tarım ürünlerinde ise zekât mahsul alındığı gün verilir, yıl geçmesi gerekmez. Meşru bir gerekçe olmadıkça da zekât, vakti geldikten sonra ertelenmez. Vakti gelmeden önce zekât verilebilir. Ramazan ayı, bilhassa nafile ibadetlerin daha faziletli olduğu, yapanına daha büyük ecirler kazandırdığı bir zaman dilimi olduğu için muhtaçların duası da ona göre değerlidir diye zekâtın o ayda verilmesi arzu edilir. Bu, dini bir emir değildir. Kişinin zekâtı Ramazan ayına rastlıyordu ise zaten vaktinde verilmiş olur. Sonrasında idi de öne çekiyorsa sıkıntı olmaz. Ramazan ayından önce olduğu hâlde verme zamanı, Ramazan daha sevabı çoktur diye geciktirilirse bu uygun olmaz.
Selamünaleyküm. 1- Bir ailenin bir binek arabası zekâta tabi değildir. Ailenin bir başka ferdinin arabası da zekâta tabi olmaz. Ancak zikrettiğiniz gibi dört araba ve hepsi bir kişinin gibi duruyorsa ve bunlardan biri mesela iş yerine ait değilse üçünün zekâtı verilmelidir. 2- Bir kişinin bir oturduğu bir de yazlık evi olabilir. Ticaret için saklamadıkça yani emlakçi gibi satmak için tutmadıkça evlerinden dolayı zekât vermesi gerekmez. 3- Mesela Ramazan ayının onuncu gününü takvim kabul eden biri, dokuz Ramazan'da elinden çıkanı hesaba katmaz. Dokuz Ramazan'da eline geçeni de eskilerin arasında on Ramazan'da hesaba katar. On Ramazan'dan sonra ise giren veya çıkan önemli değildir.
Selamünaleyküm. Ramazan ayı nedeniyle zekât vermeniz gerekmez. Altını da değeri değil gramı üzerinden hesaplayın. 81 gram ise zekât için hesap edilir. Bir yılı da geçsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Şeytan görmek isteyen birine onu gösterebilirsiniz.
Baraj olan rakamın üzerinden bir yıl geçtikten sonra elinizdeki rakam ne ise onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak vereceksiniz. Aradaki gidenler gitmiş olacak, gelenler de eskiye ilave olacak.
Teyzenize kendi parası olmadıkça hac farz olmaz. Eşinin şüpheli maldan ona verip hacca gitmesi ile hac yapmış olur ama bu onun hac yapması ile yapmaması arasında fark olmayacak bir iş yapması anlamına gelir. En azından masrafın ağırlığını kendi helalinden karşılamadıkça hacca gitmemesinin daha iyi olacağını düşünürüm.
Yemin konusunda bir sakınca yoktur.
Kurumlara zekât verilebilmesi için, o kurumun zekât hakkında fıkhı bilgiye vakıf olması aranmalıdır. Bu konuda güven veriyorlarsa bir sakıncası olmaz.
Bir kere eşinizde iman bulunduğunu siz de söylüyorsunuz. Bütün çirkefliğe rağmen biiznillah o dönecektir. Yeter ki siz sabredin ve işi inada dönüştürmeyin. Sık sık her gün aynı tartışmalar hiç bir sonuç getirmez bilakis kötülüğün kökleşmesine sebep olur. Yapacağınız en önemli iş, eşinizin size cinsel bir kilitle kilitlenmesidir. Kendinizi, internetteki kadınlardan daha cazip, daha bakımlı ve çekici yapmaya mecbursunuz. Bunu da lafla ve reklamla yapamazsınız. Bedeninizi kullanın ağzınızı susturun. Gözlerinizin birini kullanmayın, bir kulağınız duymasın. Tartışmaya girmenizin bir yararı olmayacak, boşuna kendinizi yıpratmayın. Eşinizi bir hasta gibi görmeye çalışın. Sizin bedeniniz, onun gözünde vazgeçilemez bir nimet olarak yer edinirse kısa zamanda iyi bir eşle karşılaşabilirsiniz. Unutmayın, onu siz kurtaracaksınız. Onun şifası sizsiniz. Siz de sabır ve gayretle yol alabilirsiniz. Sakın korkmayın, umutsuz olmayın. Bir de dönüş sürecine girdiğinde kalkıp 'biliyor musun...' diye eskiyi hatırlatır sözler kullanmayasınız. Yarayı kaşıttıkça kaybeden siz olacaksınız.