Fetva Meclisi
Soru
Taksitle mal satarken sözleşmede “Taksitlerden biri gününde ödenmezse gerisi acilen tahsil edilir” maddesini koymanın sakıncası olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Taksitleri gününde ödeyene son taksitte indirim veya tamamen hediye etme gibi bir şart konabilir. Bu caizdir. Böyle bir sözleşme yapıldığında da herkes sözüne uymak zorunda olur.
Günü gelmiş borcun ödemesinin geciktirilmesine karşı konan fark faizdir, haramdır. Bir meta satılırken peşin ödemeye mesela “on” fiyat verilirken iki ay sonra ödeme yapılmasına karşı “on bir” fiyat verilmesi ise taksitle satıştır, bu caizdir. İki durum arasındaki fark şudur: Birinde geciken borç durumundaki paraya fark getirilmektedir. Diğerinde ise satışı yapılacak metaın kendisine gecikecek tahsilattan ötürü fiyat farkı konmaktadır.
Bu konuda ayrıntıya girilmesi gerekiyor. Zira ödeme farklı nedenlere dayalı olarak gerekir. Örnek olarak bir borcun gecikmesi başkadır iş yaptırmanın sonucu yapılacak ödeme başkadır. Bu konuyu şöyle özetlemeye çalışalım: İş yaptırmaya yönelik bir sözleşmeye, işin kalitesi, gecikmesi gibi problemler nedeniyle bir cezai müeyyide konabilir. Bunu fukaha caiz görmüştür. Bu konuda fukaha, ortada bir zarar söz konusu olması durumu diye bir kayıt koymuştur yani iş yaptıranın mesela gecikmeden veya kalite düşüklüğünden dolayı zarar görmüş olması gerekir. Bu nedenle konan cezai müeyyide de zarardan fazla olmamalıdır. İş yaptırma nitelikli sözleşmelerde, müteahhitlik sözleşmelerinde, taksitli alışverişlerde ödemelerden birinin gecikmesi durumunda diğer taksitlerin peşin tahsili şartı konmasında bu kural geçerlidir. Yeter ki borçlu bu son noktada gerçek bir iflas durumunda bulunmasın. Öyle bir iflas söz konusu olursa alacaklının merhametli davranması Kur'an’ın emridir. Taksitli alışverişlerde ödenmeyen miktarlara ilave getirilmesi yani gecikme farkı alınması caiz değildir. Elektrik ve benzeri tüketim faturalarının gününde ödenmemesi hâlinde alınan fark bir faizdir ve caiz değildir. Müslüman’ın buna dikkat etmesi gerekir. Bir borç sözleşmesinde geciken borçtan dolayı hakeme müracaat eden taraflara hakemin zarar tazmini takdir etmesi durumunda bu tazmin edilen miktarın helal olup olmayacağı konusunda muasır bazı fakihler caiz olacağı yönünde fetva vermişlerdir. Sıkışık durumlarda bu fetva kullanılabilir ama tercih edilmemesini tavsiye ederiz.
Günü geciken borç ödemesine tazminat getirilemez, bu bir faiz işlemi olur. Sözleşmeye yazılmış olsa bile faiz caiz olmaz. Bir iş sözleşmesine işin aksamasından ötürü tazminat maddesi konabilir ve tazminat almak caiz olur. Sözleşmede yazılı değilse mahkeme kararı ile veya anlaşarak ortaya çıkmış bulunan maddi zarar için tazminat alınabilir. Manevi tazminatın ise yeri yoktur.
Bu satış, taksit farkı olarak isimlendirilebilir. Sizin geriye kalan borcunuzu farklı tahsil etmesinin adı 'taksit farkı' olarak anlaşılmalıdır. Bu durumda da bu satış caizdir.
Taksitle alışverişin bir sakıncası yoktur. Sakıncalı olan durum şudur: Sizin ödeme gününüz gelen taksidinizi ödeyemeyeceğiniz için alacaklının gecikme karşılığı borcunuza ilave yapması sakıncalıdır. En baştan taksitli alışveriş yapanın peşine göre belli bir farkı kabul etmesinde sakınca yoktur.
alacaklı konusundaki diğer fetvalar
Fıkıhtaki yoğun içtihada göre borcu erken ödeyip indirim yaptırmak caiz değildir. Hanefi ve Hanbeli mezhebi içindeki bazı fukahanın da bulunduğu bir grup âlim tarafından ise caiz görülmüştür. Bu ikinci görüşle amel edilmesinde bir sakınca yoktur inşaallah.
Ölen kişinin borçları, ödeme garantisi bulunan borçlar ise ölümle beraber acil tahsil edilmesine ruhsat oluşturmaz. Ödeme açısından bir güven sıkıntısı varsa ölümle beraber tahsil istenebilir.
Borcun ödemesinin geciktirilmesi bir zulümdür ve kebair günahlardandır. Geciken ödemelere karşı zarar tazmini meselesinde günümüz fıkıh erbabının tespitlerini şu şekilde özetleyebiliriz: Borçlu ve alacaklı ilk sözleşme anında GECİKME OLURSA ŞU KADAR FARK ÖDENİR şeklinde bir anlaşma yaparlarsa yani gecikme farkı önceden kararlaştırılırsa bunun caiz olmayacağı konusu ittifakla belirlenmiş bir konudur. Alacaklı, geciken ödemeden dolayı fiili bir zarara girdi ise mesela iş yeri kapanma durumuna geldi ise veya işçilerini çıkardı ise ortada muhtemel olmayan aksine fiilen gerçekleşmiş olan bir zarar vardır ve bu zararın borçluya ödetilmesi gerektiğine dair içtihatlar vardır. Borçlunun ödemeyi geciktirmesi her durumda alacaklı için bir zarardır ama fiili olarak ortaya çıkan zarar ile menfaatten veya kârdan zarar etme gibi zararlar aynı değildir. İkinci maddedeki zarara benzemeyen zararların bedelinin borçludan tahsil edilmesine dair iki görüş vardır: Birinci görüş, böyle bir tazmin alınmasının caiz olmayacağı yönündeki görüştür. Neredeyse kadim ulemanın tümünün görüşü bu görüştür. İkinci görüş ise bazı muasır ulemanın bu zamanın ekonomik gelişmelerini dikkate alarak verdikleri fetvadır ki bu fetvaya göre borçlu alacaklının kaybolan menfaatini ödemek zorundadır. Bu ödeme yapılırken de mesela altın fiyatları veya benzer bir temel tüketim malzemesi esas alınarak aradaki fark ödetilebilir. Bu ikinci görüşle amel edilmesinin ciddi ihtilafları giderebilmek adına caiz olacağı kanaatini taşıyoruz.
Mahkeme ve tahsille ilgili bütün masrafları o faiz farkından tahsil edebilirsin. Bazı âlimler altın veya petrol gibi sabit değerler üzerinden fiyatı belirleyip tahsilat yapılabileceğini söylemişlerdir. Bunu kullanabilirsiniz.
Zekât bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi niyet şartı ile yerine getirilebilir. Niyet ise ibadetten önce bulunur. Sizin durumunuzda para verilmiş sonrasında ise zekâta sayılması isteniyor. Bu durumda yapılan işin zekât olarak işlemesi mümkün olmaz. Şöyle bir şey yapılabilir: Siz ona yeniden alacağınız kadar zekât verirsiniz. O da para bulduğu için size borcunu öder. Bir hile ve baskı yapılmadan bu yapılabilirse zekât yerini bulur.
Borçlu olan ağabeyinizi bilgilendirip, onun adına zekât olarak borcu kapatacağınızı söylemeniz ve onun da tamam demesi gerekir. Onun haberi olmadan yaparsanız sizin zekâtınız yerini bulmaz.