Fetva Meclisi
Soru
Tarım ürünlerinden zekât verilirken; gübre, ilaç, mazot, tohum vb. masraflar düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden %5 veya %10 hesaplanması gerektiğini söyleyenler var. Siz bu konuda ne dersiniz hocam? Açıkçası böyle olması bizim açımızdan daha kolay oluyor. Çünkü aksi durumda bazen zarar ettiğimiz mahsulün bile zekâtını vermiş oluyoruz. Örnek olarak: Bu yıl yaptığımız hasat için yaklaşık 100 bin TL masraf yaptık. Ürün iyi oldu fakat satıştan elde ettiğimiz gelir 90 bin TL’de kaldı. Yani reel olarak 10 bin TL zarar etmiş olduk. Bir de bunun üzerinden zekât hesapladığımızda zararımız 15 bin TL’ye çıkmış oluyor. Bu durumda zekâtı, toplam ürün üzerinden değil de kâr üzerinden hesaplamak mümkün müdür?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Tarım ürünlerinin zekâtının müstakil hesaplanması gerekir. Köylülerimizin bu husustaki bilgi eksikliği maalesef yaygındır. Ortadaki bereketsizliğin temel nedenlerinden biri de budur. Şu şekilde bilmemiz ve uygulamamız gerekmektedir: Tarım mahsulleri eğer bir emek vermeden elde ediliyorsa çıkan mahsulün 1/10 oranında zekâtı verilir. Sulama, gübreleme ve benzeri ilave bir emekle ürün alınıyorsa bu oran 1/20 oranındadır. Mahsul elde edilir edilmez zekât verilir. Elde edilen mahsulün de nisabı vardır. Yani en az 'şu kadar' mahsul elde edilirse denecek bir oranı vardır. Bu oran yaklaşık ALTIYÜZ ELLİ Kilodur. Bu orandan az olan tarım ürünü için zekât vermek gerekmez. Her tarım cinsinden bu kadar ürün elde edenin her ürün için zekât vermesi gerekir. Allah'a emanet olun.
Tarım ürünlerinde zekât, iki türlü hesaplanmaktadır. Eğer tarım yapan kişi, ekin yapıp tahsil zamanı da mahsulünü alıyorsa o üründen onda bir oranında zekât verir. Eğer tarım yapan kişi, sulama, gübreleme, elektrik harcama gibi maliyet yükseltici bir yatırım yapıyorsa mahsulün yirmide biri oranında zekât verir. Bir husus da şudur: Elde edilen mahsulün bir nisabı vardır. Nasıl altın seksen gramı aşınca zekât konusu olmaktadır. Ziraatta da mahsulün yaklaşık olarak 670 kg civarında olması gerekir. Yoksa bir çuval buğday için zekât gerekmez. 670 kg ve üstü için bu onda bir veya yirmide bir söz konusudur. Allah mübarek kılsın.
Borç varken zekât gerekmez sözü yerinde bir söz değildir. Bunun doğru olanı şöyledir: Borcu olan borcu kadar olan kısmı elindeki maldan düştükten sonra geri kalan yani borç düştükten sonra elinde kalan miktar nisaptan fazla ise onun zekâtını verir. Doğrusu böyledir. Çiftçilerin masraflarını ve borçlarını düştükten sonra ürettikleri ürünlerin zekâtını verebilecekleri yolunda bu asrın âlimlerinden fetva verenler vardır. Durumu kritik olmayanlar bir düşme yapmadan ürünlerin zekâtını vermelidirler. Takvaya daha yakın olan böylesidir. Borçlarını düşüp geri kalan nisaba ulaşıyorsa onu vermeleri de olabilir. Bu arada tarım ürününün, 650 kg’ı buluyorsa zekât konusu olacağını yani tarım ürününün nisabının 650 kg olduğunu da bilmeliyiz. 650 kg ve fazlası ürün yetiştirdi isek zekâta muhatap olduk demektir. Borçlar ve masraflar düştükten sonra geri kalanı sulama yapmadan elde etti isek 1/10 oranında, sulama yaptı isek 1/20 oranında zekât veririz.
Aleykümselam. Tarım ürünlerinin de zekâtı vardır. Elde ettiğiniz ürün 650 kg oluyorsa zekât için gerekli nisap (ölçü) oluşmuş demektir. Yirmi, otuz kg gibi bir ürünün zekâtı gerekmez. Nisap oranında ürün elde ettiğiniz zaman iki durum vardır. Eğer ürün elde etmek için yatırım yapıyorsanız, sulamanız ve benzeri masrafınız varsa elde edilen ürünün 1/20 oranında (yüzde beş) zekâtı verilir. Harcama yapmıyor da hasat zamanı gidip topluyorsanız bu oranı 1/10 olarak hesaplarsınız.
Çiftçinin zekâtı ürünü üzerinden olur. Bu pürü ile hesaplanmaz. Mesela siz, tarlanızda buğday yetiştiriyorsanız buğdayın en az 650 kg olması durumunda zekât gerekir. 650 ve daha yukarısı için zekât verirsiniz. Ürününüz mesela 600 kg ise o ürün için zekât gerekmez. Zaten borcunuz da bulunduğu için elinizdeki paranın da zekâtı yoktur. Bu sene bu hesaba göre zekât vermeniz gerekmiyor diye anlayabilirsiniz. Bir başka mesele de hangi ürünü yetiştiriyorsanız tek başına o ürünün 650 kg veya daha fazla üretilmiş olması gerekir. Mesela 400 kg buğdaya 250 kg fasulye ilave etmeniz gerekmez. (Bu bilgiye göre mesele anlaşıldı ise cevap tamam demektir. Anlaşılmadı ise sizin durumunuzun ayrıntılarını tekrar yazınız lütfen.) Kurban kesmenizde ise bir beis yoktur. Allah kabul etsin, işinizi bereketli kılsın.
Tarım ürününün zekâtı için bir yıl beklemek gerekmiyor. Mahsul elde edilince zekât da gerekir. İki türlü hesap yapılacaktır. Birincisi: Hiçbir masraf yapmadan elde ettiğimiz ürün; bu üründen 1/10 oranında zekât verilir. İkincisi de az da olsa, gübreleme, sulama, işçi çalıştırma gibi masraf yaptığımız ürün; bu üründen ise 1/20 oranında zekât veririz. Allah kabul etsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Orta bir kültür için Mahmut Toptaş’ın Şifa Tefsiri’ni alabilirsiniz.
Galericinin aldığı ücret haram değildir, ona ücret ödemek de haram olmaz. Aracı olduğu için aldığı kâr, taksitten kaynaklanan fark faiz değildir.
Acilen yapabileceğiniz en iyi şey, bulunduğunuz semti dahil çevrenizi değiştirmenizdir. Kültür durumunuz, aileniz ve benzeri bilgileri de yazarsanız daha ayrıntılı cevap yazabiliriz.
Birinci işiniz, evladınızı ortada bırakmamak olsun. Onun imanını kurtarması için üzerine yoğunlaşın. Çevresini kontrol edin, onunla bağınızı güçlü tutun. İkinci olarak da, geçmişinizi bırakın; ileriye bakın. Geçmişin hataları ile uğraşmak, geleceğin güzelliklerini kaybettirmesin size. Yavaş yavaş Kur'an okumayı öğrenin. Namazları aksatmayın. Dünyası sizin dünyanızdan farklı olanlarla ilişkinizi sıfıra doğru çekin. İlk fırsatta bir umre yapıp orada arınmak için planlar kurun. Bir dini sohbete katılın; bu sohbet istikrarlı olsun. Bilhassa sabah namazını huşu içinde kılmak için gayret edin. Çokça dua edin, elinizi yüreğinizi Allah’a açın. Bize de dua edin, biz de sizlere duacıyız.
Hanımların hayattan ve evlilikten ne anladıklarına bağlı bir cevap vermem gerekiyor size. Bu dünya, 'bildiği sureleri bana öğretsin yeter' diyen hanımlar da gördü. Mobilya mağazasını evine taşıtmadan masaya oturmayan hanımlar da görüyor. Ortasını herkesin imanı ve hayattan ne beklediği bulabilir.
Bu şekilde namaz kılmanın bir sakıncası yoktur ama kendinizi düşünceye daldırmamalısınız. Namazı evham konusu hâline getirmemeye çalışalım.