İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Tasarruf finansman sistemi aracılığıyla konut, iş yeri veya taşıt edinmek caiz midir?

Cevap

Tasarruf finansman sistemi, katılımcıların mülk edinmesini sağlamak amacıyla geliştirilmiş ortak tasarrufa dayalı bir finansman yöntemidir. Katılımcıların karşılıklı yardımlaşma esasına dayanarak ortak fon havuzunda birikim yaptığı bu sistem, katılım şekline göre çekilişli (grup) veya çekilişsiz (bireysel) olmak üzere iki şekilde uygulanmaktadır. Her iki şekliyle de finansmanın ortak fon havuzundan sağlandığı bu sisteme peşinatlı veya peşinatsız girilebilmekte; taksit miktarı ve sayısı katılımcıların tercihine göre belirlenmektedir. Tasarruf temelli bu finansman modelinde şirket tarafından herhangi bir satış işlemi yapılmamakta; katılımcıların kendi tercihleri doğrultusunda diledikleri kişi veya kuruluşlardan konut, iş yeri veya taşıt edinmelerine imkân sağlanmaktadır. Şirket, tasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığında katılımcılardan belli oranda organizasyon ücreti almaktadır. İlgili mevzuat uyarınca şirket, tasarruf fon havuzu hesaplarını diğer hesaplarından ayrı tutmak zorundadır. Tasarruf fon havuzunda biriken tutar şirket tarafından faizsiz yatırımlarda değerlendirilmekte; elde edilen getirinin bir kısmı şirkete, kalan ağırlıklı kısım ise tasarruf fon havuzu bünyesindeki ihtiyat fonuna aktarılmaktadır. Aşağıdaki şartlara riayet edilmesi kaydıyla tasarruf finansman sistemi ile konut, iş yeri veya taşıt sahibi olunması caizdir:
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sistem hakkında yeterli bilgimiz olmadığı için cevap veremiyorum, hakkınızı helal ediniz.

Saygı değer hocam Tasarruf isimli bir şirkete ev için müracaat etmeyi düşünüyoru
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Zaruret yerine 'başka türlü ticaret yok' da diyebilirsiniz. Maalesef size, 'olmaz' da diyemiyorum. Başka türlü ticaret yok! Kendinizi koruyabildiğiniz kadar korumaya gayret edin. Allah yardımcınız olsun.

Selamünaleyküm hocam. Mobilya mağazamızda gelen müşterilere satış yapmakta iken
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tasarruf ehliyetine sahip olan bir kimse hayatta iken sahip olduğu malları üzerinde sefâhet derecesine varmadıkça istediği gibi tasarrufta bulunabilir; satabilir, hibe edebilir, üçte birini geçmeyecek şekilde vasiyet edebilir. Eşi ve çocuklarının buna müdahalede bulunma hakkı yoktur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/48) Bununla birlikte çocuklarının muhtaç duruma düşmemesi için tasarruflarında tedbirli olması da Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından tavsiye edilmiştir: “Vârislerini zenginler olarak bırakman, halka ihtiyaçları için el açan fakirler olarak bırakmandan, daha hayırlıdır.” (Buhârî, Vesâyâ, 2 [2742]; Ferâiz, 6 [6733]; Müslim, Vasıyyet, 5 [1628])

Kişinin malı üzerindeki tasarruflarına ailesinin karışma hakkı var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kimsenin sizin adınıza ateşe atlama cesareti olmamasını normal bulmanız gerekir. Finans kurumları da kendi aralarında gevşek olanlar ve olmayanlar şeklinde ikiye ayrılabilirler, ayrılmalıdırlar da. Hangisini kastettiğinizi bilemediğimiz için ve isim vermemiz mümkün olmadığından şununla çalışılabilir diyemiyoruz ama açık bir faiz tavizi görmediğinizle çalışabilirsiniz. Evet, kalbi tam anlamı ile rahatlatan ve 'helal' olma açısından mükemmel olan bir kurum yoktur. Esnaflığın ve para ile iştigalin getireceği mecburiyet nedeniyle çalışılabilir deriz.

Finans kurumlarının vadeli hesaplarına para yatırmak konusunda kimseden doyurucu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. içerebiliyorsa Sözü edilen bu sistemin, bilinen emeklilik sistemine benzemediğini zannediyorum. Yani bu sisteme 'emeklilik' denmesi ne kadar mümkündür? Fıkıh açısından ise zikredilen kadarıyla önemli bir engel bulunmadığını zannediyorum. Yine de ortaya çıkacak sorunların nasıl çözülceği gibi bazı ayrıntıların da cevaplandırılması konuyu daha da netleştirecektir.

Muhterem hocam, Selamun aleyküm. Katılım bankasında çalışmaktayım. Faizsizlik pr
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

POS cihazı kullanabilirsiniz. Ancak, gününden önce tahsilat yapmak için bankaya ilave bir ücret vermeyin. Yani anlaşmanızı yaparken, bankadan 'şu kadar gün sonra hesabıma yatanı alırım' sözü alın. Onlar da sizden para kesmesinler. Şunu zihninizin bir kenarına kaydedin: Para ve banka kelimeleri birleştiği zaman kırmızı çizgide olduğumuzu bileceğiz. Bir de bankanın yaptığı taksitlendirmeye sizin aracı olmanızı ilave edersek kırmızı iyice koyulaşır. Fakat başka türlü neredeyse ticaret yapmak imkânsız hale gelmiştir. Bu da bir zarurettir. Zarureti hayati bir konu gibi algılayıp kullandığımızda inşaallah vebalde olmayız. Yeter ki aleni bir harama bulaşmayalım. Allah'a emanet olun.

Hocam, iş yerimizde taksitli satışlarda pos makinesi kullanmak istiyoruz. Şimdiy

TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Varant; pay, döviz, emtia gibi belli bir dayanak varlığı ya da göstergeyi (endeks) vade içerisinde veya ileri bir tarihte, önceden sabitlenen fiyattan satın alma veya satma hakkı veren menkul kıymet türüdür. Varantlar, türüne göre, pay arzına olan talebi artırma, fiyat güvencesi sunma, riske karşı korunma veya spekülasyon gibi çeşitli amaçlarla alım satıma konu olabilmektedir. Varant üzerinden yatırımcıya tanınan ‘belirli bir fiyattan satın alma veya satma hakkı’, belirlenen uzlaşı yöntemine göre kaydî teslimat (dayanak varlığın devri) veya nakdî uzlaşma (sadece nakit farkın ödenmesi) yoluyla kullanılabilmektedir. Modern bir finansal enstrüman olan varantların hükmüne dair klasik fıkıh literatüründe doğrudan bir değerlendirme bulunmamaktadır. Bununla birlikte belirli hakların bir bedel karşılığında satımı, doktrinde çeşitli taksim ve hükümlere konu olmuştur. (Sahnûn, el-Müdevvene, 4/229 Buhûtî, Keşşâfu’l-kınâ‘, 3/210 İbn Müflih, el-Mübdi‘, 5/106; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/471; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 7/33-34). Konuyla ilgili fıkhî mirası dikkate alan muasır fetva kurumlarının çoğunluğu, finansal veya maddi varlıkları ‘satın alma veya satma hakkı’nın, karşılığında bedel alınabilecek bir hak niteliği taşımadığı görüşündedir. Bu temel yaklaşımdan hareketle varantlarla benzer mahiyetteki opsiyon sözleşmeleri de caiz kabul edilmemiştir (“Karâr bi-şe’ni’l-esvâki’l-mâliyye”, MMFİ, 7/1, 715; AAOIFI, 42/10/1; DİYK 2020/966 Tarih ve Sayılı Fetva). Sonuç olarak varantlar, fıkhî açıdan karşılığında bedel alınabilecek malî bir hakkı ifade etmediği gibi; reel ticaretin ötesinde çoğunlukla fiyat hareketlerinden kazanç elde etmek amacıyla başvurulan kaldıraçlı finansal işlemlerden oluşmaktadır. Bu itibarla, sadece alım ya da satım hakkını temsil eden varantların ticarete konu olması caiz değildir.

Borsada varant alıp satmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir Müslümanın dinen meşru olmayan kaynak, iş ve işlemlerden gelir elde etmesi haram olduğu gibi bu yollarla kazanılan mal veya parayı kullanması da haramdır. Bu tür gelirler, alkol, domuz vb. şeylerin ticaretiyle elde edilmiş olabileceği gibi kumar, rüşvet, gasp, hırsızlık veya faiz gibi yollarla da elde edilmiş olabilir. Aynı şekilde bu gelirler zimmete geçirme, görevi ihmal veya suiistimal gibi kamu hakkının herhangi bir yolla ihlal edilmesi şeklinde de oluşabilir. Elde edilen haram gelirler, şayet sahipleri biliniyorsa kendilerine, ölmüşlerse mirasçılarına verilmelidir. Eğer haram kazanç kamu hakkı ihlali yoluyla elde edilmişse kamuya iade edilmelidir. Sahiplerine ya da mirasçılarına ulaşılamaması halinde ise bu gelirler gerçek sahipleri adına toplum yararına kullanılmalı veya fakirlere verilmelidir. Ayrıca bu şekilde gelir elde etmekten vazgeçilmesi ve işlenen günahtan dolayı tövbe edilmesi gerekir. (bk. Mevsılî, el-İhtiyâr, 4/135; Nevevî, el-Mecmûʿ, 9/351; Karâfî, ez-Zahîre, 13/322) Öte yandan herhangi bir yolla elde edilmiş meşru olmayan gelirlerin cami ve mescitlere sarf edilmesi caiz değildir.

Dinen meşru olmayan yollardan elde edilen gelirler ne yapılmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tahvil, orta ve uzun vadede borç sağlamak amacıyla anonim şirketler, devlet ya da kamu kuruluşları tarafından çıkarılan, yatırımcıların anaparasını garanti altına almasının yanında belirli vadelerle hamiline faiz getirisi sağlayan borç senetleridir. İslam’da verilen borcun belli bir senetle teminat altına alınmasında herhangi bir sakınca yoktur. Ancak anaparanın dışında herhangi bir ücret almak ya da menfaat sağlamak faiz kapsamındadır. Buna göre altın tahvili, altına endeksli bir iç borçlanma senedi olması hasebiyle vade sonunda anaparaya ilaveten belli oranda faiz getirisi sağladığından dinen caiz değildir. Altına dayalı kira sertifikası uygulaması ise, belli miktarda altın birikimine sahip bir kimsenin, bu meblağ karşılığında bir varlığı (gayrimenkul) ya da hissesini belli süre sonra geri satabilme ya da devir hakkı saklı kalmak kaydıyla devletten satın alması ve ardından devlete kiralaması işleminden ibarettir. Dolayısıyla altın kira sertifikasına sahip olan bir kimse; devletten satın alıp yine devlete kiralamış olduğu bir varlığa ait mülkiyeti temsil eden belgeye sahip olmakta ve belirlenen kira bedelini almaktadır. Üzerinde anlaşılan vadenin bitiminde ise devlet, sertifika karşılığında almış olduğu altını sertifika sahibine aynı miktarda fiziki olarak teslim etmek, hesabına yatırmak ya da o günkü değeri üzerinden nakit olarak geri vermek suretiyle malı ondan satın almaktadır. Buna göre işleyişi yukarıda anlatıldığı gibi olmak kaydıyla, altına dayalı kira sertifikası uygulaması fıkhen caizdir. Bu muamelenin cevazı Hanefiler tarafından meşru görülen “bey’ bi’l-istiğlâl” akdine dayanmaktadır. Bey’ bi’l-istiğlâl, satıcının bedelini ödediğinde sattığı malı geri almak ve bu süre zarfında kiralayarak kullanmak üzere yapılan satışa denir. (Mecelle, md. 119) Vefâ yoluyla satış ve icareden mürekkep bir akit olarak kabul edilen bu muamele hakkında farklı yaklaşımlar ileri sürülmüş olmakla birlikte, akde konu taşınmazın satışı ve tahliye yoluyla müşteriye teslimi sonrasında müşteriden kiralanması halinde söz konusu muamelenin caiz olacağı bazı âlimler tarafından kabul görmüştür. (Haskefî, ed-Dürrü’l-muhtar, 449; Çatalcalı Ali Efendi, Fetâvâ-yı Ali Efendi, 1/300-301; Ali Haydar Efendi, Dürerü'l-Hükkâm, 1/781; Bilmen, Kâmus, 6/127-128)

Altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elektronik Ürün Senedi (ELÜS); lisanslı depolara teslim edilen saklanabilir tarım ürünleri karşılığında düzenlenen ve ürünün cins, sınıf ve kalitesi gibi detaylarını gösteren mülkiyet belgeleridir. İlgili kurum nezdinde elektronik olarak kaydı tutulan ELÜS, ticaret borsalarında alım-satıma konu olabilmektedir. Buna göre ELÜS; dinen meşru, fiziken mevcut ve aynı vasıfta teslim edilebilir bir ürünü temsil etmesi hâlinde bu senetlerin alım-satımını yapmak caizdir. Ancak bu senetlerin organize teverruk işlemlerine konu edilmesi caiz değildir. Ayrıca iki ürünü temsil eden senetlerin birbiriyle mübadele edilmesi durumunda; aynı cins mallarda peşinlik ve eşitlik, farklı cins mallarda peşinlik şartına riâyet edilmelidir. İşlemin vadeli olması hâlinde ise bedellerden en az birinin peşin olması gerekir. ELÜS’ün, faizli işlemler dışında rehin vb. şekillerde teminat gösterilmesinde ve temsil ettiği ürünün sigortalanmasında da fıkhen bir sakınca bulunmamaktadır.

Elektronik ürün senedi (ELÜS) alıp-satmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Takas, zimmette sabit olan borçların karşılıklı mahsuplaşma suretiyle düşürülmesini ifade eder. Karşılıklı borçlarda cins, vasıf, vade vb. niteliklerde eşitlik olması, tarafların veya üçüncü şahısların hakkının ihlâl edilmemesi ve faiz yasağı gibi şer’î bir kuralın çiğnenmemesi kaydıyla, borç miktarınca takas işlemi yapmak caizdir. Buna karşılık borçlar arasında cins ve vasıf farklılığı var ise takas ancak karşılıklı rızâ ile gerçekleşebilir. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 6/19; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/840; 4/250; 5/266) Örneğin aynı miktar Türk Lirası borçlarında mahsuplaşma, tarafların irâdesine bağlı olmaksızın kendiliğinden gerçekleşirken altın borcu Türk Lirası ile ancak karşılıklı rızayla takas edilebilir. Bununla birlikte ilerde meydana gelebilecek tartışmaların önüne geçilmesi açısından, kendiliğinden gerçekleşen mahsuplaşmadan tarafların haberdar olması uygun olur.

Borç ilişkilerinde takas (mahsuplaşma) caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mislî mal, “aynı türden olup biri diğerine göre farklılık arz etmeyen malları”, kıyemî mal ise “biri diğerine göre farklılık arz eden değişik özellikteki malları” ifade eder. Mislî (standart, nitelikli) mallar, tüketildikten sonra misliyle iade edilmesi mümkün olduğundan, borç (karz) olarak alınıp verilebilir. Kıyemi malların borç verilmesi ise kıymetlerinin takdiri kişilere göre farklılık arz edeceğinden ve nizaa sebep olacağından Hanefî, Mâlikî ve Şâfiîler tarafından ilke olarak caiz görülmemiştir. Ancak yine Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelîler, kıyemi olmakla birlikte özellikleri birbirine yakın olan hayvan vb. kıyemî malların, özelliklerinin belirtilmesi şartıyla selem ve karz gibi borç akitlerine konu olmasını kabul etmektedirler. (Serahsî, el-Mebsût, 12/163; Kâsânî, Bedâ’i, 7/395; İbn Kudâme, el-Muğnî, 4/238; Mevvâk, et-Tâc ve’l-İklîl, 6/528; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc; 3/17-18, 33; Desûkî, Hâşiye, 3/222) Buna göre örfen ihtiyaç oluşması, taraflar arasında anlaşmazlığa yol açmayacak şekilde cins, renk, yaş ve cinsiyet gibi özelliklerinin belirlenmesi kaydıyla, mislî mal gibi değerlendirilebilen mallar borç olarak verilebilir. Ancak yukarıdaki şekilde özellikleri belirlenemeyen kıyemî malları borç olarak vermek caiz olmaz.

Standart nitelikli olmayan (kıyemî) mallar borç olarak alınıp verilebilir mi?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.