Fetva Meclisi
Soru
TELBÎSÜ İBLÎS isimli kitap hakkında ne dersiniz, okunmalı mı ya da okunsa bize ne faydası olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Gazalî ve İbnu'l-Cevzî meselesinde ölçümüz şu olsun: İkisi de ümmetimizin büyüklerindendir. Birini diğerine tercih etmeyiz. Şu kadar ki, İbnu'l-Cevzî'nin söyledikleri pratiğe daha yakındır. Asrımızın fitnelerine karşı onu uygulanabilirlik açısından daha yakın buluruz. Biz zamanımızın insanıyız. İmtihanımız da bu zamanın imtihanıdır. İnternet zamanında imtihan internettir. Medya zamanında medyadır. Savaş zamanında savaştır. Kıtlık zamanında kıtlıktır. Kim hangi zamanda ne yaşıyorsa imtihanını da o yaşadığının üzerinde görmelidir. Bütün zamanlarda imtihan, helal yemek, nefse uymamak ve ibadet etmek olarak özetlenebilir. Allah yardımcımız olsun.
Her asırda Allah Teala'nın dinini ayağa kaldıracak bir kulunu göndereceğine dair bilgi kaynağımız hadisi şeriflerdir. Dolayısıyla bir gazete haberi gibi tahlil edemeyiz bu bilgiyi. Ancak şu hususları da dikkatimizden kaçırmayalım: 1- Bu gönderme işi Allah Teala'ya aittir. Müslümanların kendi aralarından tayin ettikleri biri değildir. 2- Gelenin âlim biri olması gibi bir daraltma da yoktur. Allah Teala, bir âlimi gönderebileceği gibi bir askerî dehayı, bir toplum önderini de gönderebilir. 3- Her asırda gelecek olan kişi, dini yenilemeyecektir. Dinin yenilenecek bir tarafı yoktur. Onun işi, Müslümanların üzerindeki külleri savurmaktır. 4- Kimin filan asırdaki gönderilen olduğunu tespit etmemiz mümkün değildir. Belli bir kitlenin 'şu şahıs' diye göstermesi bir temenni olabilir; daha ileri götürülmesi boş iddiadır. 5- Emevi döneminin halifelerinden Ömer bin Abdülaziz'in böyle bir şahsiyet olduğunda neredeyse ittifak vardır. Selahaddin Eyyübî için de benzer temenniler vardır. Ama bir insanın ölümünden en az bir asır geçmeden ne yapıp yapmadığı konusunda karar vermek doğru olmaz. 6- Vahiy kapanmıştır. Vahiy iddiasında olan sapıktır. İlham ise vahiy gibi bağlayıcı değildir. İlhamı bir işaret olarak görebiliriz; hüküm kaynağı olarak görmemiz mümkün değildir. Bu konudaki yanlışı kim yaparsa yapsın sonuç değişmez. 7- Böyle bir müceddidin vazifesi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şeriatını canlandırmak, Müslümanların heyecanının ve ihlasını artırmaktır. Yenilik yapan, yabancılardan fikir ve inanç aktaran bu vasıfla anılamaz. Allah Teala'dan, zamanımızın, mekânımızın mücedditleri olmayı bize lütfetmesini dileriz.
Abdülaziz bin Baz 1912-1999 yılları arasında yaşamış biridir. Benim Mekke’de bulunduğum yıllarda bizzat görme imkânım oldu ama derslerine katılmadım. Uzaktan ve çalışmalarından tanıyabileceğim kadarı ile tanıyorum. Allah rahmet etsin, mağfiret etsin. İlim ile meşgul bir aileden geliyor ama eğitimini annesi üstlenmiş birisidir. Babası o küçük iken vefat etmiş. On altı yaşında iken âmâ olmuştur. Yirmi beş yıl baş müftülük gibi bir makamda bulundu. Pek çok fıkıh kurulunun oluşumuna önderlik yaptı. İlimde üniversite rektörlüğü yaptığı hâlde klasik ilim yolunu destekledi, kadim ulemanın çizgisine sadık kaldı. Hanbeli mezhebini esas aldı, İbni Teymiye ve İbni Kayyım çizgisine sadık kaldı. Bu yüzden de çok tenkit gördü. Muasır selefi anlayışa etki eden en önemli isimlerden olduğu tartışılmaz bir husustur. Hadis ilminin öne çıkmasında etkisi oldu. Dünya Müslümanları ile ciddi bir şekilde ilgilendi. Elindeki fırsatları bunun için kullanmaktan çekinmedi. Cihat hareketi bulunan bölgelere fiili desteği oldu. Cihadı övdü. Bir İngiliz planı ve projesi olan Suudi Arabistan gibi mahiyeti belli bir devletin bakan düzeyinde etkili bir müftüsü olarak yaptığı işler, onun ölümünden sonra daha iyi takdir edildi. Onun ölümü ile beraber Suudi Arabistan âlimlerin zindanlarda çürüdüğü bir siyasete geçti. Seyyid Kutub idam edileceği zaman Mısır yönetimine tek başına tavır aldı. Mısır’daki İhvan mensuplarını Suud üniversitelerine taşıdı. Böylece Suud devletinin eğitimi İhvan hareketi ile tanıştı. Binbaz’dan sonra değişen ilk politikalardan biri de İhvan’a karşı düşmanlık politikasına geçiş oldu. Yüzlerce fıkıh ve hadis âlimi yetiştirdi. Yetiştirdikleri arasında en önemli isimlerden biri İbni Useymin oldu. Onun ardından İbni Useymin çok yaşamadı ama nispeten izini sürdürdü. Binbaz, beşerden biridir. Onu İmam Ahmed bin Hanbel görmek sadece bir cahillik olur. Bir bedevi veya İngiliz ajanı gibi görmek de başka bir bedevilik olur. Süreyyadan bir parça gibi üzerimizde duran koca İmam Ebu Hanife bile tenkit edilebilmiştir. Böyle bir dünyada yaşıyoruz. Neticede beşerden birisi bu. İyi de yapar kötü de yapar. Hepimizin hükmü Allah’a kalmıştır. Biz birbirimizin savcıları değil şahitleriyiz. Şahitliği de Allah için yapmalıyız. Binbaz’ın yaşadığı günlerde başardıklarının ne olduğunu anlamak için şu anda Suudlu Müslümanların ne durumda olduğuna bakmamız yeterlidir. Evet bulunduğu makamın ağırlığı altında ezildiği ve bugün bedeli ağır fetvalar verdiği de oldu. Suud’un melun Amerikan politikalarını fetva ile desteklemesi Allah bilir ya kabirde zorlanacağı sorulara muhatap olmasına sebep olmuştur. Dileriz Allah onu mağfiret etmiş olsun. Suud gibi paranın devletten küçük bir koltuk kapana yağdığı bir yerde ömrünü makam sahibi olarak geçirmiş birisinin bir köy camii imamı tipini hiç bozmadan zahid biri olarak yaşaması bir fazilettir. Benim gördüğüm zamanlarındaki zirvede zamanları idi, koruması bile yoktu. Önünü kesen sorusunu sorar, yardım isteyene cebinden harçlık verir biri idi. Bir öğlen yemeği için davetine gittiğimizde basit bir sofrada bizi ağırladı ve ilk sorusu “Erbakan nasıl?” oldu. Nerede hareketli bir Müslüman varsa onunla ilgilenirdi. İnsanları özellikle de bu tip şahsiyetleri değerlendirirken yaşadıkları zamanı ve şartları dikkate alarak değerlendirmezsek adil olamayız. Adaletin tersi de zulümdür. Zulüm ise kıyamet günü bir karanlıktır. Binbaz on altı yaşında âmâ olmuş ve hadis ilminde bir numara denecek ilim düzeyine çıkmıştır ama mesela dünyanın döndüğü teorisine ters cevap verip dünya dönmüyor demiştir. Buna dayanıp onu dünyayı inkâr etti diyecek değiliz. Onun yüzünden dünya dönmüyor artık da diyecek değiliz. Yaptığı hayırlı işler için dua ederiz, yanlışları için de Rabbimizden mağfiret dileriz. En iyisi onu Rabbi ile baş başa bırakmak olur. Allah rahmet etsin. Onun yapamadığını veya yanlış yaptığını düşündüğümüz işlerin daha iyisini yapmaya bizi muvaffak kılsın. Âmîn.
Ebu’l-Ferec İbnu’l-Cevzi rahmetullahi aleyh, ümmetimizin derin âlimlerinden ve davette iyi işler yapmış isimlerinden biridir. Bu tefsirinin el-Muğni isimli başka bir tefsirinin özeti olduğu söylenir. Bilebildiğimiz kadarı ile Zadü’l-Mesir, muhtevası ile dolu dolu bir tefsirdir. Tefsir anında Kur'an ilimlerinin gerektirdiği konulara temas etmesi artı bir meziyetidir. Geniş tartışmalı konulara girmeden iyi bir Kur'an tefsiri okumak isteyen için pek güzel bir tefsirdir. Maalesef zikrettiği hadislerden bir bölümü, hadis ilmi açısından söz götürür hadisler olduğu için tefsiri tenkit edilmiştir. Zikrettiği kıssalar arasında tercih yapmayı okuyucuya bırakmış olması da başka bir sorun olabilir. Öyle veya böyle İbnu’l-Cevzi kütüphanelerin direklerindendir, tefsiri de bereketlidir. Arapça olarak anlayabiliyorsanız ve onu tek ses gibi görmeyecekseniz alın okuyun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Her asırda Allah Teala'nın dinini ayağa kaldıracak bir kulunu göndereceğine dair bilgi kaynağımız hadisi şeriflerdir. Dolayısıyla bir gazete haberi gibi tahlil edemeyiz bu bilgiyi. Ancak şu hususları da dikkatimizden kaçırmayalım: 1- Bu gönderme işi Allah Teala'ya aittir. Müslümanların kandi aralarından tayin ettikleri biri değildir. 2- Gelenin âlim biri olması gibi bir daraltma da yoktur. Allah Teala, bir âlimi gönderebileceği gibi bir askerî dehayı, bir toplum önderini de gönderebilir. 3- Her asırda gelecek olan kişi, dini yenilemeyecektir. Dinin yenilenecek bir tarafı yoktur. Onun işi, Müslümanların üzerindeki külleri savurmaktır. 4- Kimin filan asırdaki gönderilen olduğunu tespit etmemiz mümkün değildir. Belli bir kitlenin 'şu şahis' diye göstermesi bir temenni olabilir; daha ileri götürülmesi boş iddiadır. 5- Emevi döneminin halifelerinden Ömer bin Abdülaziz'in böyle bir şahsiyet olduğunda neredeyse ittifak vardır. Selahaddin Eyyübî için de bönzer temenniler vardır. Ama bir insanın ölümünden en az bir asır geçmeden ne yapıp yapmadığı konusunda karar vermek doğru olmaz. 6- Vahiy kapanmıştır. Vahiy iddiasında olan sapıktır. İlham ise vahiy gibi bağlayıcı değildir. İlhamı bir işaret olarak görebiliriz; hüküm kaynağı olarak görmemiz mümkün değildir. Bu konudaki yanlışı kim yaparsa yapsın sonuç değişmez. 7- Böyle bir müceddidin vazifesi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şeriatını canlandırmak, Müslümanların heyecanının ve ihlasını artırmaktır. Yenilik yapan, yabancılardan fikin ve inanç aktaran bu vasıfla anılamaz. Allah Teala'dan, zamanımızın, mekânımızın mlücedditleri olmayı bize lütfetmesini dileriz.
Selamünaleyküm. Sizi tebrik ederim. Sizi de bizi de Allah Teâlâ rızasına erdirsin, amellerimizi makbul buyursun.Büyük işlere niyet edin, niyetinizde gayretli olun. Niyete uyumlu işler yapmaya çalışın. O takdirde yapamadıklarınız da yapılmış gibi olur sizin hanenizde. Abartılı olmamak gerekir. İşi gücü bırakarak değil, işle güçle beraber ilim ve ibadet ortamına girmek gerekir. Programınız pek güzel. Önce bir ilmihal okuyup anlayın, ardından Riyazus Salihin’i şerhi ile okuyun. Bu arada da anlamadıklarınızı yazın, yardımlaşalım.Cemaatle namazı ihmal etmeyin. Muhakkak günlük Kur'an okuyun. Az da olsa okuyun.Dua etmeyi önemseyin. Hususi dua vakitleriniz olsun.Çevrenizden kendinize sorunlular üretmemeye gayret edin ki şeytan sizi en yakınınızdan vurmasın.Sabır kadar derin bir silahınız olmayacağını iyi bilin. Haberlerinizi beklerim.
ahmed bin hanbel konusundaki diğer fetvalar
İbadetlerde kişisel kanaat ve zevkleri takip etmeyi basit buluruz. Mü'min, ya Kitap ve Sünnet'i anlar ya da anlayanın izinden gider. Bir ona bir buna bağlanmanın akıbetinden endişe ederiz. Kanaatimiz budur. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam. Bilmiyorum, duymadım. Benim İmam Ahmed'im ile sizin zikretmeye çalıştığınız aynı değil zannederim. Benim bildiğim Ahmed, bu ümmetin imamlarından bir İmam'dır. Sizin zikrettiğinizi bilmiyorum.