Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz Almanya’da oturuyoruz ve her sene Türkiye’ye babaannemin evine gidiyoruz. Babam babaannemin evinde seferîyiz diyor, lakin ben seferî sayılmayız diyorum. Hangisi doğrudur?
Cevap
Benzer fetvalar
İstanbul'da yaşayan birinin memleketim dediği yer, terk ettiği bir yer ise orası onun doğum yeri olduğu için memleketi durumunda değildir. Oradaki evi tarlası duruyorsa yani her an oraya dönebilecek şekilde yaşıyorsa orası da memleketi sayılır. Oraya gidince orada seferi olmaz. İki şehir arasında seferi olur. Allah'a emanet olunuz.
İstanbul'dan nereye giderseniz gidin, yol boyunca seferisiniz. Gittiğiniz yerlere gelince, hanımınızın ebeveynlerinin bulunduğu yerde siz de hanımınız da on beş günden az kalmaya niyet etti iseniz yine seferisiniz. Babanızın bulunduğu yerde size ait bir oda varsa yani sizi oraya bağlayan maddi bir gerekçe varsa orada seferi sayılmazsınız. Ama sadece babanız orada yaşadığı için seferi olmaktan çıkmazsınız.
Yetişkin bir kimse doğup büyüdüğü ya da sürekli yaşamak üzere temelli yerleştiği aslî vatanını terk edip herhangi bir sebeple sürekli yaşamak üzere bir başka yere yerleşirse burası onun asli vatanı olur ve bu durumda önceki yer vatan-ı aslî olmaktan çıkar. Eski aslî vatanında anne-babasının veya yetişkin çocuklarının bulunması durumu değiştirmez. Tercih edilen görüş budur (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132). Buna göre bir kimse sürekli yaşamakta olduğu vatanından ayrılıp, ziyaret vb. amaçlarla 90 km ve daha uzak yerde yerleşik olan anne-babasının yanına giderse, seferîlik hükümlerine tabi olur. Dolayısıyla gittiği yerde Hanefîler'e göre 15, Şâfiîlere göre 4 günden daha az kalmaya niyet ettiği takdirde seferî olur (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/79-80).
Selamünaleyküm. Bir çocuğun baba evinden ayrılması, o evde kendine bir oda ayrılmamış olması yani kendini o evli saymaması seferi olmasını gerektirir. Bu durum bizim kültürümüzden kaynaklanıyor. Bazı babalar, yazlıklarını çocukları ile beraber hesaplarken bazıları da kendine mahsus tutuyor. Hüküm de buna göre değişebilir.
Bu meseleye şöyle başlayın: Siz orayı hâlâ kendi ocağınız olarak görüyor musunuz, görmüyor musunuz? Eğer orayı eskiden babanızın yaşadığı bir yer olarak görüyorsanız, seferi olarak kılmanız gerekirdi. Eğer orayı eski ve her an denebileceğiniz bir yeriniz olarak görüyorsanız sadece yol boyunca seferi sayılacaktınız. Eksik kalan namaz varsa bu hesaba göre eksikleri kaza ediniz.
Selamünaleyküm. Kayınpederin evi, kişinin kendi evi sayılmaz. Orada misafir gibi kılmak gerekir. On beş günden fazla kalınacaksa normal kılınır.
babaanne konusundaki diğer fetvalar
Sütü yoksa nasıl emzirdi? Emzirir gibi yaptı ise mesele yok. Dinen faydası olması, huyunun iyi olması boş temenniler... Siz istemiyorsanız emzirmemelidir. Eşinizle bir soruna dönüştürmeden bu durumu düzeltmeye çalışınız.
Üveylik fitre vermeyi uygun duruma getirir, verilebilir.
Hayır, bundan günah oluşmaz.
Allah babaannene afiyet ve hayırlı uzun ömür versin kardeşim. Namazda kıyam (ayakta durmak), farzdır. Ancak kişi ayakta durduğunda ağrı, baş dönmesi, düşme riski yaşıyorsa, eğilirken ciddi zorlanma, dengesizlik hissediyorsa, ayakta kılmakla yükümlü olmaz, oturarak kılabilir. Babaannen ev içinde dolaşabiliyor ama namaz esnasında ayakta durmakta veya eğilmekte zorluk ve sıkıntı yaşıyorsa, namazı oturarak kılması caizdir.
Siz uyarınızı yaptınız, o yaşta onu düzeltemezsiniz. Uyarınızı yapmanız yeterlidir. Tartışıp kendinizi yıpratmayın. O tür gıybet ortamlarından kendinizi uzaklaştırın.
Babaannenizin ne de olsa sizin üzerinizde hakkı vardır. O hak etmese bile siz ona iyi imiş gibi davranın, kaybeden o olsun siz üstün olun. Evet, böyle yapmak zordur ama küçükken bile büyük olabilmek de böyle mümkündür.