Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Vadeli satışın helal olduğunu biliyoruz fakat satıcı bu vade farkını neye göre hesaplamalı? Bunun sınırlaması var mıdır? % 100, % 200 fark koyabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Taksitlendirmeden kaynaklanan fark faiz değildir.
Selamünaleyküm. Taksitten dolayı alışverişe getirilen fark sakıncalı değildir. Yani peşin alana şu fiyat, taksitle alana bu fiyat denebilir. Yasak olan, günü gelen borcu geciktirdiği için borçluya getirilen farktır.
Aleykümselam. Vade farkı, faizin kendisidir. Borcun üzerinden vade farkı almak caiz değildir. Alacağınızı vaktinde tahsil etmenin yollarını bulacaksınız ama vade farkı almayacaksınız.
Selamünaleyküm.Alacağı malın bedelini taksitle ödeyecek birine peşine göre farklı ikinci bir fiyat teklif edip anlaşmanızda sakınca yoktur.
Bunun ticaret açısından bir sakıncası olmaz. Faziletli olanı tercih etmek açısından ise bu satışa yanaşmamak tavsiye edilebilir.
Selamünaleyküm. Devletin belirlediği sabit bir fiyat yoksa bir mal herhangi bir fiyattan satılabilir. Peşin fiyatının başka, taksitli fiyatın da başka olması da helaldir.Ödeme günü gecikince üzerine yeni bir fiyat koymak ya da gecikme zammı koymak ise faizdir, haramdır.
alışveriş konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Bunun bir sakıncası yoktur. Pazarlık payı bırakabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Kadının çarşı-pazar ticareti yapması dinimizin yasakları arasında değildir. Kadının, kendisini salması, ticareti rahatlama aracı olarak görmesi tehlikeye davetiye çıkardığı için sakıncadan söz edilmektedir. Bu da kadının imanı ile ilgili bir meseledir.
Mahremiyet ilkelerine dikkat ederseniz ve el teması, göz aşırılığı gibi hatalar işlemezseniz beraber olmanızda sakınca olmaz.
Selamünaleyküm. Peşin işe şu kadar taksitle olunca şu kadar demenizde bir sakınca yoktur.
Öyle bir sakınca yoktur. Sadece cuma namazı vaktinde ticaret caiz değildir.
Muharrem ayının onuncu günü, ev halkına genişlik getirmeyi teşvik eden bir hadis vardır. Bu hadis de farklı rivayetlerle gelmiştir. Hiçbir rivayeti sahih değildir. Sahih olmaması da bu hadisten yola çıkarak, ‘Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bize böyle bir emri vardır’ dememizi engellemektedir. Bu, olsa olsa bir fazilet konusu olabilir. Kapitalizmin iliklerimize kadar bize işlediği bir zamanda, ‘daha fazla harcama’ anlamına gelebilecek bir uygulamayı öne alamayız. Ortada ne fakirlik vardır ne de ‘zavallı çocuklarımız yılda bir kere çikolata görsünler’ diyecek bir durum vardır. Hâlimiz ortadadır. Maksadımız sevap kazanmak, Sünnet’e ittiba etmek ise yol bellidir: Bu mübarek aydaki iki günlük muhteşem sevaplarla dolu orucu ihya etmek yeterlidir. Nefislerimizi de tatmin ederek ya da nefislerimizin hoşuna giden işlerden ek sevaplar üreterek kendimizi avutmayalım.