Fetva Meclisi
Soru
Abdest aldıktan sonra idrar tutamama gibi bir sorun yaşıyorum. Ya da bunun vesvese olup olmadığını bilmiyorum. Sürekli şüpheye düşüyorum ve bu durum özellikle abdest aldıktan sonra oluyor. Normal hayatımda ise böyle bir problemim pek olmuyor. Bu durumda dinen “özür sahibi” sayılır mıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Buna vesvese denmektedir. Vesvese ile özür sahibi olunmaz. Abdestinin bozulduğuna dair kesin bir kanıtı mesela akan kanı, çıkan yel gibi bir durum olmadıkça sırf vesveseden dolayı tekrar abdest almayacak. Aynı abdestle namaza devam edecektir. Aksi takdirde vesveseden hiçbir şekilde kurtulamaz. Böyle bir uygulama ile de kısa zamanda vesvese biiznillah gider. Allah Teala sebatımızı artırsın.
Sürekli bir akıntı, gaz veya benzeri bir durum varsa ve bu durumu kontrol etmeniz mümkün değilse, "özür sahibi" sayılırsınız. Özür sahibi olan kişiler için özel hükümler geçerlidir. Özür sahibi olma şartları: Abdest aldıktan sonra, namaz vakti boyunca sizi rahatsız eden durum (örneğin, akıntı, gaz vb.) sürekli olarak devam ediyor ve engellenemiyorsa. Her namaz vakti en az bir kez tekrar ediyorsa her namaz vakti için bir abdest alırsınız. Bir namaz vakti içinde abdesti bozan durum (gaz, akıntı vb.) olsa dahi aldığınız abdestle o vaktin farzını ve nafilelerini kılabilirsiniz. Bu, özür sahipleri için kolaylaştırıcı bir hükümdür. Örneğin: Öğle vakti için abdest aldınız ve namaz kıldınız. O esnada midenizde hareketlenme veya kaçak bir durum oluştuysa, abdestiniz bozulmuş sayılmaz ve namazınızı devam ettirebilirsiniz. Ancak yeni vakit geldiğinde tekrar abdest almanız gerekir. Bu tür rahatsızlıklar, vesvese (aşırı şüphe) oluşturabilir. Eğer abdestinizi aldıktan sonra gerçekten kaçak olmadığını düşünüyorsanız, kendinizi aşırı zorlamamalısınız. Vesvese ile hareket etmek hem sizi yorabilir hem de ibadetten soğutabilir. Özetle her vakit abdest alarak namaz kılmanız doğru bir uygulamadır.
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ size afiyetinizi iade buyursun. Âmîn. Fıkıh kitaplarımızda çok geniş bir yer tutacak şekilde yer alan bir konudur bu. SELESÜLBEVL/İDRAR AKINTISI olarak zikredilir. Bu da gösteriyor ki, insan için esik bir hastalıktır bu. Fıkıh kavramı olarak bunu, İNSANIN İSTEMİ DIŞINDA İDRARIN ÇIKMASI olarak tarif edebiliriz ve bu sadece idrar için değildir. Kan, mezi, meni, gaz kaçırma da bunun hükmüne dâhildir yani bunlarda da kontrol dışı çıkma olduğunda aynı hüküm geçerli sayılır. Buradaki durumu olağan dışı, sağlıklı olmama olarak görürüz ve bunu bir özür durumu kabul ederiz. Yalnız özür durumu sayılabilmesi için akıntının bir namaz vaktinden diğerine kadar sürekli denebilecek şekilde olması gerekir. Mesela, öğlen vaktinden ikindi vaktine kadar rahat bir tuvalet, abdest ve namazı eda edecek vakit kadar akıntının tamamen kesilmemesi durumu özür durumudur. Hanefi fukahası bunu bu şekilde değerlendirmiştir. İdrar damlaması olarak isimlendirilebilecek hastalık için de hüküm böyledir. Bu hastalığı şöyle tanımlayabiliriz: İdrar boşalmasından sonra beklese de damlacıklar bir nevi akıntı gibi devam ediyor kesilmiyor. Yalnız birkaç dakika beklemekle veya müdahale ile kesilen damlacıklar için bu hüküm geçerli olmaz. Bu özrü yaşayan Müslüman için şöyle bir kolaylık vardır: Her ezan vaktinde bir kere abdest alır ve bir dahaki namaz vaktine kadar bu akıntı nedeniyle abdesti bozulmaz. Başka bir nedenle abdesti bozulursa abdestini yeniler. Buna ÖZÜR SAHİBİ denir.
İdrar konusunu ciddi tutmamız şarttır. Kabir azabına bile neden olacak bir konunun hafife alınması doğru olmaz. Ancak ciddiye almakla vesvese konusu yapmak arasında da bir denge çizgisi tutturmalıyız. Hedefimiz, bilerek tek bir damlanın bile çamaşırımıza damlamamasını sağlamaktır. Bunun için, tuvalette iken elle sıvazlayarak son damlamanın da kesildiğine kani olup öyle çıkılmalıdır. (Eğer iki namaz arasında kesilmeyecek kadar damlama gözle izlenecek şekilde devam ediyorsa zaten özürlü durumuna düşüldüğü için yeni bir durum söz konusu olacaktır.) Namaz kılmadan önce veya namaz esnasında bir damlama görülürse abdestin yeniden alınması gerekmektedir. Bu konuda vesveseye düşecek durumda olanlar, pamuk ve benzeri bir şey tıkamayı deneyebilirler. Ama bunun tıbben sakıncalı olması da muhtemeldir. Tıp kadar vesveseye kapı açması bakımından da doğru olmayabilir. İleri yaşlarda olmayanlar için idrar sızması çok yaygın bir durum değildir. Mesele ciddi tutulduğu sürece biiznillah bir sakınca olmayacaktır. Özellikle bu tür konuları, dinin bütünü gibi telakki eden anlayış neticede vesveseye götürmektedir. Dikkatli olalım. Allah'a emanet olun.
Doktorların özel rapor yazacağı düzeyde değilse söyleme zorunluluğunuz yoktur. Ama karşı tarafı da yoran aşırı derecede vesveseli/takıntılı iseniz söylemelisiniz.
Yaklaşık yarım saat geçti ise veya organ tamamen büzülüp içindeki dışarı atacak durumda ise ya da birkaç damla da olsa idrar geldi ise endişeye gerek yoktur, gusledebilirsiniz.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Normal şartlarda ayağınızı yıkamanız mümkün olmuyorsa ayağınızı yıkamayın. Islak elinizle mesh edebiliyorsanız mesh edin. Onu da yapamıyorsanız bırakabilirsiniz. Üzülmeyin, bir eksikliğiniz yoktur. Ne mutlu size, hem ne mutlu! Bu hâlinizle ibadet ediyorsunuz. Sizinki abdest değil cennet vizesidir. Allah yardımcınız olsun. Bize de dua edin lütfen.
Fıkhen gerekli olan necaset mahallinin temizlenmesidir. Bu hiç el değmeden de olabilir, peçete ile olabilir veya bir başka yolla olabilir. Kuralı şu şekilde bilin; tuvaletten çıktığınızda deride necaset kalmayacak.
Vesvese iman zayıflığından çok irade zayıflığından kaynaklanır. Eğitim ve ailevi nedenler de olabilir. Böyle bir meselede imandan şüphe etmek doğru olmaz.
Selamünaleyküm. İki günlük namazları kaza etmeniz yeterlidir. Allah kabul buyursun.
Akıntı mahallinden çıkmadıkça abdest bozulmaz. Tampon bu işi sağlıyorsa abdest devam etmektedir. Ancak yaptığınız işin tıbben doğru olup olmadığını da soruşturmalısınız.
Selamünaleyküm. Bu durum size zevk veriyorsa mesele yok. Aksi ise yapacağınız şudur: Gerek namazda ve gerekse diğer işlerde vesvese size geldiğinde onu yok sayarak işinize devam edin. Bu şu demektir: Ne üzerinden sizi şaşırtıyorsa onu olmamış sayarak devam edin; ikinci rekâtı kılmadın diyorsa kıldım sayın. Abdestin bozuldu diyorsa bozulmadı sayın. Bir ibadeti yaptıktan sonra da onu asla tekrar etmeyin. Ne kadar vesvese olursa olsun siz tekrar etmeyin. Birkaç ay sonra vesvesenin sizden uzaklaştığını göreceksiniz. Ama asla hiçbir şeyi tekrar etmeyin, abdest dahil!