Fetva Meclisi
Soru
Hocam, vitir namazının vacip değil de sünnet olduğunu ve üç ayrı kılınış şeklinin olduğunu, bunların sünnette çeşitlilik gösterdiğini söylüyorlar; 1, 2+1 ve 3 rekat olarak kılınabileceğini söylüyorlar. Bu doğru mudur? Farklı farklı sünnetleri yapmak adına, bu anlatılan şekilde vitir namazını kılabilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Sünnet namazlar iki rekaat olarak kılınabilir. Öğlen namazının ilk sünneti gibi dört rekaat olarak konmuş olanları ise o şekilde kılmayı tercih etmek gerekir.
Selamünaleyküm. 1- Namaz içinde öyle bir zikir yapmayın. 2- Sözünü ettiğiniz durumlarda Sünnetleri terk edebilirsiniz. 3- İki niyetli namaz olmaz.
Selamünaleyküm. Vitir namazı ile alakalı bütün hadisleri, o hadislerin tartışmaları ile beraber ana dilinden inceleme ve sonuçlandırma durumunda iseniz elbette uygulayabilirsiniz.
Türkiye Müslümanları genellikle Hanefî mezhebini esas alarak namaz kılmaktadırlar. Ne kadar iyi bir namaz kılındığını, hatasız olmasına, huşuuna dikkat edilip edilmediğini sorgulama durumunda değiliz ama esas alınan Hanefî mezhebidir. Sizin belirttiğiniz farklılıklar Hanefî mezhebi ile diğer mezhepler arasındaki farklılıklardır. Zikrettiğiniz başlıkların hiçbirinde namazın kabul olmasını etkileyecek bir sıkıntı yoktur. Ne eski yaptığınızda ne de yeni yaptığınızda namaza zarar veren durum yoktur. Yatsı ve ikindi namazı ile alakalı durumda da sıkıntı yoktur. Şuna dikkat etmelisiniz: Hanefî mezhebine göre dediğimiz namaz şekli kesinlikle Sünnet dışı değildir. Peygamber alayhisselam efendimizden bize aktarılan farklı uygulamaların sonucu olarak o farklılıklar bulunmaktadır. Her iki türlü de yapıldığında namaz kılınmış ve Peygamber aleyhisselam efendimize ittiba edilmiş olunur. Kalbiniz mutmain olsun. Şu kadar ki, bu tür meselelerde ilmi ile bilinen birine tabi olmanız daha kurtarıcıdır. Komşu olması yeterli olmamalıdır. Namaz gibi bir ibadeti ulu orta eda edemeyiz. Dikkatli olmalıyız ve ilme göre hareket etmeliyiz. Allah yardımcımız olsun.
Vitir namazı, yatsı namazından sonra kılınan, Hanefîler'e göre üç rek'atlı vacip bir namazdır. Vitir namazının her rek'atında Fâtiha ve ardından bir sûre ya da birkaç âyet okunur. İkinci rek'atın sonunda oturulur ve sadece tahiyyât duası okunur. Üçüncü rek'atta kıraat tamamlandıktan (Fâtiha ve ardından bir sûre ya da birkaç âyet okunduktan) sonra eller kulaklara kadar kaldırılarak tekbir alınır ve eller bağlandıktan sonra kunut duaları okunur. Vacib olan bu namaz yatsı namazı kılındıktan sonra sabah namazının vakti girinceye kadar herhangi bir zamanda kılınabilir (bk. Ebû Dâvûd, Tefrî‘u ebvâbi’l-vitr, 1 [1418]; İbnü’l-Hümam, Fethu’l-kadîr, 1/423-426). Uyanabilecek olan kimsenin vitir namazını gecenin sonunda, yani imsak vaktinden bir müddet önce kılması daha faziletlidir (Müslim, Salâtü’l-müsafirîn, 162-163 [755]). Ancak uyanıp uyanamayacağı endişesi taşıyan kimsenin, vitir namazını uyumadan önce kılması uygun olur. Vaktinde kılınamayan vitir namazının daha sonra kaza edilmesi vaciptir (İbnü’l-Hümâm, Fethü'l-kadîr, 1/426). Diğer mezheplere göre ise vitir namazı kılmak sünnettir (İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/117).
Siz de iki rekâtta selam verin ve onlarla farza başlayın, farzdan sonra istediğiniz kadar sünnet kılabilirsiniz. Allah Teâlâ kabul buyursun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Mü'minler arasında dışlama yapmayan, ashabı topluca seven, Ümmet'in büyüklerini saygıyla anan, küfürle ve kâfirlerle riskli ilişkilere girmeyen, dini bir bütün gören; ibadetler arasında küçümseme/beğenme tarzında bir tercih göstermeyen, dünyayı ve ahireti dengede gören her cemaatle beraber olabiliriz. Onları bu kıvamda gördüğümüz sürece beraber oluruz, sapma görünce de daha iyisine gideriz. Değiştirilmeyecek tek kapı Allah'ın kapısıdır. Eğer beraberlik sürecinde kendimizde bir gelişme görmüyorsak, bu orada bulunmamızı da gereksiz hale getirir. Buna göre hareket etmemizde bir sakınca yoktur.
Nikâh akdinde size verilen söz ne ise onun aynen yerine getirilmesi şarttır. Eğer sözünde durmuyorsa kendinizi ondan uzak tutarak sözünü tutmaya zorlayabilirsiniz. Allah sabırlar versin size.
Kayınvalide veya kayınpeder anne ve baba hükmündedir. Eğer çok özel bir fitne söz konusu değilse ellerinin öpülmesinde bir sakınca yoktur. Ancak ulema bilhassa genç ve çekici olmak gibi bir fitneye karşı tedbirli olmak daha evladır. Kayın ise 'yabancı' hükmündedir. Çünkü evlilik için sürekli bir engel söz konusu değildir. Nisa suresinin yirmi üçüncü âyetinde kimin kime haram olduğu anlatılmaktadır. Bu hükümlerin önemli bir bölümü de oradan çıkmaktadır.
Mesele sadece el bağlamakla bitmiyor ki? Her meseleyi bu şekilde araştırmaya ne kadar vaktiniz ve imkânınız olacak? Ayrıca zayıf diyenlerin yanında, değil diyenlerin de bulunduğu bir tartışma ile karşılaşınca ne yapacaksınız? Şunu bilmekte yarar vardır: Mezhepler, kör bir taassubun sonucunda oluşmamıştır. Daha makul düşünerek yolumuza devam edelim. Allah'a emanet olun.
Faizle yapılan bir iş, 'şöyle durumlarda, böyle işlerde caiz oluyormuş!' sözleri, ölüm yerine riskli bir ameliyata girmek gibidir. Evet, caizdir diyen var ama bu ağır bir risktir. Uzak durun, kurtulun. Allah yardımcınız olsun.
Kullanımı mübah olan sanat eserlerinin ticari kullanımı koruma altına alınmış ise buna riayet etmek gerekir.