Fetva Meclisi
Soru
Ticari amaç gütmeyen ancak yakın çevreyle paylaşılan film, program veya animasyonların, 'korsan' olarak nitelendirilen şekilde temin edilmesi ya da sanal ortamlardan faydalanılması hususunda hüküm nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bununla kast edilen eserin maddi ve manevi haklarıdır. İzinsiz taklit edilmesi, satılıp üzerinden kazanç elde edilmesi, içeriğinin değiştirilmesi gibi bütün maddi ve manevi haklarının korunmuş olması kast edilir. Böyle bir ifade kanunla korunmayı sağladığı gibi dinen de korunması gerekir. Muasır âlimlerimiz telif haklarının korunması gereken haklardan olduğu kanaatine yoğun olarak sahiptirler. Buradaki hak, söz konusu eser bir kitap olduğunda onun ticari olmamak kaydıyla bir bölümünün fotokopi edilmesi, bir cihaza yüklenmesi gibi işlemlere dâhil değildir. Para verilip alınmış bir kitaptan okuyarak istifade edildiği gibi bir bölümünün bir yöntemle arşivlenmesinde de sakınca olmaması gerekir. Aksi takdirde "bu kitabı okuyamazsınız" demek gibi bir anlam çıkar. Fakat ticari yapıldığında her türlü işlem sakıncalı kabul edilir.
Bu tür oyunların kullanılması ne kadar caizdir önce onu bilmek gerekir. Yüzde yüz mubah bir oyun ise ki oyunlarda bunun oluşması zordur sizin eskiden yaptığınız korsanlık şu anda ödemeniz gereken bir hak olur. Öyle değilse durum şudur: İndirmeyin, indirilmesine aracı olmayın. Geçmişi de merak etmeyin.
Fotoğraf veya film güçlü bir karine olabilir ama hüküm dayanağı olamaz. Zira çok bariz bir şekilde görülüyor ki, yüzde yüz hayal olan bir ürün bile fotoğraflanabiliyor, montaj yapılabiliyor hatta film olarak dahi ortaya çıkarılabiliyor bu zamanda.
Kur'an, bu ümmetin en yüce değeridir. Kur'an büyüktür, ağırdır. Reklam dünyasının çirkinlikleri içerisinde ona yer açmanın asla kabul edilebilir bir yönü olmaz. Mü'min Kur'an ayetlerini dünyevi menfaati için kullanamaz. Böyle bir kullanım abes olur, vebal olur. Ayetin orijinal metni veya meali için aynı şeyler geçerlidir. Niyetin iyi olması gibi gerekçeyi de kabul edemeyiz.
Müftüler caizdir dese bile mü’min kalbine danışmalıdır. Böyle bir hakkın olmayacağını iddia etmek zordur. Mümkün olduğu kadar dikkat etmek gerekmektedir. Ama dediğiniz gibi yüzde yüz uzak durmak zorlaşmıştır. Elimizden geldiği kadar dikkat edelim bari. Allah’a emanet olun.
İş yeri amiriniz özellikle size bunları kullanma yasağı koymadı ise sakıncası yoktur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Faizle yapılan bir iş, 'şöyle durumlarda, böyle işlerde caiz oluyormuş!' sözleri, ölüm yerine riskli bir ameliyata girmek gibidir. Evet, caizdir diyen var ama bu ağır bir risktir. Uzak durun, kurtulun. Allah yardımcınız olsun.
Zina etmiş bir kadınla evlenmenin fıkhi hükmünü soruyorsanız, evlenilebilir. Ancak, şimdi ona acıyorken ileride siz acınacak hale gelebilirsiniz. Dikkat edin, duygusal olmayın. Evet, tevbesi mümkündür, etmiştir de. Ama siz bunu ne kadar ölçtünüz, ya da o tevbesinde ne kadar direnebilecek? İyi düşünün, acınacak hale gelmeyin. Allah'a emanet olun.
Mesele sadece el bağlamakla bitmiyor ki? Her meseleyi bu şekilde araştırmaya ne kadar vaktiniz ve imkânınız olacak? Ayrıca zayıf diyenlerin yanında, değil diyenlerin de bulunduğu bir tartışma ile karşılaşınca ne yapacaksınız? Şunu bilmekte yarar vardır: Mezhepler, kör bir taassubun sonucunda oluşmamıştır. Daha makul düşünerek yolumuza devam edelim. Allah'a emanet olun.
'Tecdid' yenilemektir. Buradaki yenilemeden iki kasıt vardır. Birincisi, 'ola ki eskimiştir, yenileyelim!' tarzındaki anlayıştır ki, yaygın olan budur. Fıkıh açısından bir dayanağı yoktur bunun. Özellikle nikâhın bu şekilde yenilenmesi mümkün değildir. İmanın yenilenmesi ise bir tür istiğfar olacağından mümkündür. İkinci yenileme çeşidi ise, bozulan nikâhın eğer üç talakla tamamen kaybolmamış ise kadının da onayı ile yapılacak yeni bir akit şeklinde gerçekleşir. Genelde yapılanın bu olmadığı aşikârdır.
Kesinlikle tıbbî müdahale yapılmalıdır; tıbbî müdahalenin sonucuna göre tavsiyelerde bulunulabilir.
Kayınvalide veya kayınpeder anne ve baba hükmündedir. Eğer çok özel bir fitne söz konusu değilse ellerinin öpülmesinde bir sakınca yoktur. Ancak ulema bilhassa genç ve çekici olmak gibi bir fitneye karşı tedbirli olmak daha evladır. Kayın ise 'yabancı' hükmündedir. Çünkü evlilik için sürekli bir engel söz konusu değildir. Nisa suresinin yirmi üçüncü âyetinde kimin kime haram olduğu anlatılmaktadır. Bu hükümlerin önemli bir bölümü de oradan çıkmaktadır.