Fetva Meclisi
Soru
Bir erkeğin, kayınvalidesinin elini öpmesi, bir bayanın da kayınpederinin elini öpmesi caiz midir? Bir bayanın kaynının yanında mahremiyeti ne derecedir? Kaynaklarla bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Kadının eşinin dedesi, mahremiyet açısından babası gibidir. Babasının elini öptüğü gibi dedesinin elini de öpebilir. Diğer yakınları ise böyle değildir.
Selamünaleyküm. Normalde kayınpederiniz babanız hükmündedir ama bu durum tedbirli olmanızı gerektirebilir. Mümkün olduğu kadar uzak durmakta haklısınız. Fakat bunu ilan edip kendinize düşman edinmeyin.
Selamünaleyküm. Bir bayanın eşinin babası, kendi babası hükmündedir; elini de öpebilir, beraber yolculuğa da çıkabilirler. Özel bir fitne endişesi varsa mesela kayınpeder çok genç duruyorsa bundan kaçınılabilir. Kocasının dayısı veya amcası ise onun hiçbir şeyi değildir. Nezaket ve medeni ilişki içinde bulunur o kadar. Çok ihtiyar biri olmadıkça ellerini tutması caiz değildir. Bu hususlarda tutucu olan bir anlayışla aile kurmanın anlamı yoktur. Zira bu hususlardaki tutuculuğun açacağı tünelin ucu belli değildir.
Aleykümselam. Size bunu öğreten, en ihtiyatlı durumu öğretmiş. Netice olarak öyle bir hassasiyet vardır. Böyle bir hassasiyeti bir kadının kendi babası için bile düşünebiliriz neticede. Eğer hassasiyet üzerinden yol alırsak yolumuz çok incelir, işimiz gayet zor olur. Şimdiden bu tartışmaya başlamanız ise evliliğiniz açısından sıkıntı doğurur. Kayınpederi genç ve yaşlı olarak ikiye ayırmakta fayda vardır.Bu, sizin pencerenizden bakılınca böyle görülüyor.Esasen bir insanın gelininden el öpmesini beklemesi onun şahsiyeti ile alakalı bir durumdur. El öpse, sarılsa ne olur öpmese sarılmasa ne olur? İnsanlık ve hürmetimizi böyle sıradan şeylere sıkıştırmak yanlıştır. Çok dikkatli ve seviyeli davranın. Evliliğinizi böyle tartışmalar üzerine kurmayın sakın.
Meseleyi aile gibi önemli bir kurumun, nikâhlanmak gibi bir mukaddes görevin gereği olarak bakarsak elbette insan ELİNDEN GELENİ YAPMALIDIR deriz. Hayır, meseleyi bir hukuk konusu ya da ALLAH’IN EMİRLERİNDEN BİRİ midir şeklinde ele alacaksak gelin eşinin anne babasının hizmetini görmekle yükümlü değildir deriz. Kadın eşinin hizmeti ile yükümlüdür. Eşinin bu hizmet sınırlarını annesi babası düzeyine çıkarma hakkı yoktur. Şüphesiz kadın, Allah’tan sevap umarak ve eşine karşı bir fazilet göstererek bu hizmeti yaparsa gayet üstün bir iş yapmış olur. Aile bu tür tartışma ve gerginliklerle yıpranır. Erkek de kadın da bunu bilmelidir. Erkeğin dini hükümleri zorlama ile kendi menfaati için kullanması da hatadır, eşinin nikâh bağını bu kadar basit tutması bir kadın için de hatadır. Herkes bu hayatı yarın kendisinin ne olacağını, başına ne geleceğini bilmediği gerçeği üzerinden yaşamalıdır. Diğer yandan da kadının da bir kapasitesi olacağını, sınırsız denebilecek yük altına konmamasının insanlık olduğunu bilmeliyiz. Bütün bunların dengeli bir ortalaması bulunamıyorsa aile de zemininden kaymış demektir.
Bir kadın, Babası, Kayınbabası, Kocası, Amcası, Dayısı, Dedeleri, Ağabeyleri gibi ebedi olarak evlenmesi caiz olmayanların dışında kimsenin elini öpemez.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Nikâh akdinde size verilen söz ne ise onun aynen yerine getirilmesi şarttır. Eğer sözünde durmuyorsa kendinizi ondan uzak tutarak sözünü tutmaya zorlayabilirsiniz. Allah sabırlar versin size.
Evet, VİTİR namazının kılınışında Sünnet'te farklılıklar vardır. Kafanızı karıştırmayın, kıldığınız gibi kılmaya devam edin. İbadet lezzetini kaybedebileceğiniz tehlikeli işlere girişmeyelim. Allah'a emanet olun.
Mesele sadece el bağlamakla bitmiyor ki? Her meseleyi bu şekilde araştırmaya ne kadar vaktiniz ve imkânınız olacak? Ayrıca zayıf diyenlerin yanında, değil diyenlerin de bulunduğu bir tartışma ile karşılaşınca ne yapacaksınız? Şunu bilmekte yarar vardır: Mezhepler, kör bir taassubun sonucunda oluşmamıştır. Daha makul düşünerek yolumuza devam edelim. Allah'a emanet olun.
Mü'minler arasında dışlama yapmayan, ashabı topluca seven, Ümmet'in büyüklerini saygıyla anan, küfürle ve kâfirlerle riskli ilişkilere girmeyen, dini bir bütün gören; ibadetler arasında küçümseme/beğenme tarzında bir tercih göstermeyen, dünyayı ve ahireti dengede gören her cemaatle beraber olabiliriz. Onları bu kıvamda gördüğümüz sürece beraber oluruz, sapma görünce de daha iyisine gideriz. Değiştirilmeyecek tek kapı Allah'ın kapısıdır. Eğer beraberlik sürecinde kendimizde bir gelişme görmüyorsak, bu orada bulunmamızı da gereksiz hale getirir. Buna göre hareket etmemizde bir sakınca yoktur.
Faizle yapılan bir iş, 'şöyle durumlarda, böyle işlerde caiz oluyormuş!' sözleri, ölüm yerine riskli bir ameliyata girmek gibidir. Evet, caizdir diyen var ama bu ağır bir risktir. Uzak durun, kurtulun. Allah yardımcınız olsun.
Kullanımı mübah olan sanat eserlerinin ticari kullanımı koruma altına alınmış ise buna riayet etmek gerekir.