Fetva Meclisi
Soru
Hocam babam tuvaletini yaparken kalp krizi geçirdi ve öldü. Kardeşler olarak babamızın iyi bir insan olmadığından öyle öldüğünü düşünmeye başladık. Doğru mu düşünüyoruz?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Müslümanlığınızı size mübarek kılsın, elinizi ve dilinizi korusun. Ayağınızı sabit tutsun. Babanızın durumu onun da mü'min olduğu şekline anlaşılıyor. Siz öncelikle babanıza imanını açıklamasını telkin etmeye çalışın. O hayatta iken ikinci kişileri imanına şahit tutmaya çalışın. Ölünce de babanızın iman edip öldüğünü yaymanız gerekir. Becerebilirseniz onun mü'min gibi defnedersiniz. Beceremezseniz yapacak bir şeyiniz yoktur, siz mü'min arkadaşlarınızla cenazesini kılarsınız. Allah Teâlâ annenize de iman nasip etsin.
Kim ne düşünürse düşünsün, ölen öldü, kalan kaldı. Boş ve gereksiz sözler bunlar. O sözler yerine ruhu için bir fatiha okusalar bari. Bir zaman sonra bu sözleri de konuşmayacaklar, herkes dünyasına gömülüp gidecek. Allah Teâlâ hepimize ölenlerimizden ibret almayı nasip etsin. Siz öyle yapın, ibret alın. Babanızı da hiçbir gün beklemeyin ama o sizi günlerden birinde bekliyor, bilesiniz.
İşlediğin günah her ne ise, o senin bir hatan olmuş. Şeytan seni kandırmış. Bu durumun ise ikinci hatandır. Şeytan seni, Allah’ın rahmetinden, mağfiretinden umutsuz hâle getirerek seni iki kere çökertmeye çalışıyor. Yapman gereken şey, madem günahından tevbe ettin hızlı bir şekilde iyilik yolunda ilerlemen olmalıdır. Gerisi doğru değildir. Bir de bu açıdan düşünmeye çalış.
Oğlunuz kulluk bilincinde, ibadetlerini aksatmayan bir kimseyse inşallah hükmî şehittir. Yaşadıklarınızı "emanet sahibi emanetini geri aldı" ve "Allah'ın bildiği ama bizim bilemediğimiz bir hikmet var" şeklinde düşünün. Sabırlı olun, şeytanı sevindirecek düşüncelerden Allah'a sığının. Aile içinde birbirinize destek olun. Allah sizi ciğerparenizle cennette beraber kılsın.
Allah ile kul arasındaki kalpte cereyan eden işleri beşer olarak bizim hükmetmemiz yanlış olur. Herkes kendi kalbini bilir. Allah Teâlâ da kulun kalbi ile tavırları ve realitesi arasındaki uyumu görür. Neticede de sadece o kulunun nasıl öldüğünü belirler. Biz ise sadece dış görüntü diyebileceğimiz kuralları ve ilkeleri bilebiliriz. Zikrettiğiniz şeyler esasen değerli şeylerdir de neyin ne kadar yerine oturduğunu belgelemek zordur. Keşke bu söyledikleriniz kitle hâlinde benimsenebilse, keşke! Yine de mü'minin kalbi ile Allah arasındaki değerlendirmelere bizim müdahalemiz olamaz. Allah Teâlâ sizi umduğunuza kavuştursun.
İnsanın bir bedeni bir de ruhu vardır. Ölümle beraber bedende değişiklik olur ama ruh kalır. Ölümle değişen sadece bedendir. Ruh ebedi kalmaktadır. Bu yüzden bir mezardaki ölüye selam verildiğinde selamı aldığı kabul edilmektedir. Ölümün bizim için beden olarak en ağır yarası sekarat hâlidir. Ancak tadanın bilebileceği ve onun da kimseye çektiğini anlayamayacağı yaklaşık olarak bir on dakikalık zaman dilimi, insanın hayattaki o son on dakikası ölümün en ağır yönüdür. Öldükten sonrası ise ruhun yaşadığı acılar veya nimetlerle doludur. Sekarat hâlinin en zor bölümü, İblis’in o anda iman çalmak için gelmesi durumudur. Bu sebeple akıllı bir mü'min “son nefes endişesini” asla kaybetmez. Onun için gayret eder, dua eder. O anda meleklerin görüldüğü Kur'an ile sabittir. Bu an, insanın tıbben yüzde yüz ölmüş olduğu andır. Hayat devam ediyor kabul edilebilecek bir durum için ölüm denemez. Bitkisel hayat dense de ona biz yine hayatta deriz. Tıbbın bu konudaki kararlarını fıkıh ilmi de benimser. Yani önce kalp mi ölür, beyin mi ölür; bu önemli değildir. Kişinin hayatı bitti ise veya dini ifade ile ruhu çıktı ise öldü kabul ederiz. Müslüman, ölümün felsefesi ile değil ondan sonrası ile ilgilenmelidir. Ölüm sonrasındaki berzah âlemi (kıyamete kadarki kabirde geçecek olan zaman) her müminin derdi ve gayret konusu olmalıdır. Allah Teâlâ’dan bize o günümüzde rahmet etmesini dileriz.
ecel konusundaki diğer fetvalar
Ecel ne geç gelir ne erken. Ecel ancak vaktinde gelir. O vakti de hayatı veren belirler. Uzun hangisi kısa hangisi bunu neye göre belirleyebiliriz ki? Bir kilo samanın bir kilo demire göre daha hacimli olması ne değiştirir mesela? Ölümden ibret almak yerine onu irdelemeye kalkmak, aslanın dişlerini fırçalamaya benzer. İbret almalı ve kendimizi “her an ölüme müsait yaşta bir insan” olarak görmeliyiz. Asıl olan budur. Bunu anlayıp gereğini yapabilenler için beyin yorucu bir durum oluşmaz.
Ecelin yaklaşması ile alakalı ise asıl soru, ecel hiç uzak değil ki hep yakındır zaten, onu rüyada görmeye gerek yoktur. Rüyada bir şey görüp anlama ise soru, peygamberler dışındaki insanların rüyaları bir şey görüp anlama için yeterli değildir.
Kimsenin ölüm vakti hiçbir nedenle değişmez. İntihar eden, ölüm sebebi olarak intiharla ölmüştür ama onun vakti o vakittir. İntiharın en ağır günahlardan biri olduğunu da unutmamalıyız. Allah Teâlâ muhafaza buyursun.