Fetva Meclisi
Soru
Hocam, mesela, bir konu hakkında o an düşünmeden ya da düşünerek bir kişiye yanlış bilgi verilmiş olsa; daha sonra bunun yanlış olduğu fark edilse, söz ağızdan çıktığı için "yalan" olarak mı yazılır? Bunu söylediğimiz kişiye doğrusunu söyledikten sonra, amel defterinden o yalan ibaresi kalkar mı? Sorum kasti olmayan sözler için hocam. Hiç yapmamaya, düşünerek konuşmaya, bilinmiyorsa hiç konuşmamaya gayret etmeli ama yapılması durumunda ne yapmak gerekir hocam? Yedi büyük kebairden biri de yalancı şahitlikmiş, yalancı şahitlik de sadece mahkemede çıkıp şahitlik etmekle olmuyormuş. Bu sözümüzle bilmeyerek yalancı şahitlik ettiysek ne yaparız, nasıl telafi ederiz bu günahı?
Cevap
Benzer fetvalar
Bunun en kısa ifadesi YALAN ŞAHİTLİKTİR. Yalan şahitlik ise büyük haramlardandır. Ölüm tehdidi gibi bir durum olmadıkça öyle bir imza atamazsınız. Yalan haramdır.
Yok dinimizde böyle bir şey. Uzak durun. İmanınızı ve aklınızı koruyun. Şeytan sizi de milim milim bu tuzağa çekmeye başlamış aman dikkat edin. Tek bir kelime ve tek bir nefes yaklaşmayın bunlara.
Selamünaleyküm.1- Dinimizin herkesçe bilinmesi gereken ve ZARURİ BİLGİ dediğimiz bilgileri vardır. Bu bilgiler, Allah'a iman, meleklere iman, namaz, oruç gibi temel konulardır. Siyaset bu listede ZARURİ KONULAR arasında değildir. Bir mü'min, meleklere imanı bilir gibi siyaset konularını da bilmesi gerekmez. Bunu bilinmesi gerekirliği açısından ikinci sırada görebiliriz. İkinci sırada görülmesi ise, gereksizliği ya da itilmişliğinin belgesi değildir. Dolayısıyla, yaşadığı ortamın rüzgârına kapılıp siyaset konusunda hatalı söz kullananları imandan çıkmış gibi göremeyiz.2- Sessiz kalarak da tepki göstermek mümkündür. Siyaset konusundaki tepkiyi iki açıdan ele almalıyız. Birincisi, sıradan halk gündemi olan siyasettir ki, buna tepki vererek bile ola katılmamız doğru olmaz. İkincisi ise, siyasetin temel bir konu olarak ele alındığı yerler ve ortamlar ki, buralarda muhakkak tavrımız olmalıdır.3- Amca, insana en yakın olan akrabalardan biridir. Size bakmamış olsalar bile onlarla iyi geçinmeniz gerekir. Bu geçinme, onların özel hayatına müdahaleniz, kazançlarını irdelemeniz düzeyine gelmeyebilir. Ortak ilişkilerinizde, filan makineyi hangi parayla aldıklarını araştırmanız da gerekmez.
Selamünaleyküm. Önce siz, sizi en adi sorulara muhatap tutan hayasız çevrenizi değiştirin. Sorunun önemli bir bölümü bitmiş olur. Suçların itirafı bir cürettir. İnsan, vahşiliğe cüret etmemelidir. Allah'a emanet olun.
Hemşire, doktorun izni olmadan hiçbir şey yapamaz, yaptığından mesul olur. Meseleye yalan açısından bakmadan önce görev sadakati açısından bakılmalıdır.
Selamünaleyküm.Büyük bir çirkinlik içine düşmüş eşiniz. Aileler neyi düzelttiler, onun ahlâkını mı sizin gazabınızı mı?Birinci işiniz, bu olay onun itirafı olmadıkça kesin bir hüküm değildir, bunu bilin. Zanla sakın iş yapmayın, iftiracı duruma düşersiniz. İkinci olarak da, elân eşiniz böyle bir şeye devam ediyorsa sizin rıza göstermeniz kabullenilemez. Aile büyüklerini devreye sokun. Onların da bilgisi dahilinde ve teenni ile ama iffetinize sahip çıkan bir karar verin, kanuni yollarla ayrılın. Yasal olmayan bir işi sakın yapmayın. Ve asla tek başınıza karar vermeyin. Allah size sabır versin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Esasen bu hoş bir şeydir. Bu sizde ilerlerse bir çeşit evham olabilir. Zaman zaman meal okuyun ama okuduğunuz üzerinde keşifler yapmış havasına girmeyin. Okuyun bir şeyler hissettiğinizde o bölümün tefsirini okuyun. Tefsir okumadan zihninizde oluşturduğunuz keşif ve rahatlamalar sizi aleyhinize olacak neticelere sevk edebilir. Kur'an'ımız hacmi ağır bir kaynaktır, usulsüz kullanıldığında umulmayan ve beklenmeyen sonuçlara da sevk edebilir.
Kastınız tam anlaşılamamıştır. Eğer 'okulda öğrendiklerimizi özel vakıfta ders olarak vermek' ise kastınız bunun yapılmasında bir sakınca olmaz. Aldığınız bilgi size, onu kimseye öğretmeyeceksiniz diye verilmiyor. Sizin de onu başkalarına öğretmenizde sakınca yoktur.
Şunu unutmayın: Kitabımız gariplerin kitabıdır. Siz de gariplerden birisiniz. Boşuna hayaller kurmayın, bu kıyamete kadar böyledir. Ya hayal üzerinden iş yapacaksınız ya da gerçekler üzerinden. Gerçek de budur. İkinci olarak da şunu unutmayın: Eğitimci bir mücahittir, cihat ile ömür geçirir. Cihat, en uygunu üzerinden iş yapmayı gerektirmektedir. Daha iyi ve yararlı bir yer bulursanız muhakkak gidin. Daha iyi öğretme imkânı buluncaya kadar da orada kalın. Üçüncü olarak da şu unutulmamalıdır: Bir kişi az değildir. Bir kişiye becerip öğretebilirseniz sizin cennet sebebiniz olabilir. Buna göre bir karar verebilirsiniz.
Eş adayınızı böyle bir konuyu önceden görüşme ve görüşünü belirtme hakkı vardır. Sakın bu konuda net bir karar vermeden evlenmeyin, sonradan anlaşma yapamazsınız, şimdi ne konuşursanız o kalır. Bizim kanaatimiz, aile mutluluğuna sahip çıkmanın ilimden de önce geleceği şeklindedir.
Önce kendini iyi bir mü'min olarak yetiştirmeyi düşünmelisin. Kendini yetiştirmen işi aslıdır. Sen iyi yetişmiş biri olunca işler senin etrafında kendiliğinden yığılacak zaten. Sen vakit ve gündem sıkıntısı çekmeyeceksin. Şu anda adeta tepeden inmeye çalıştığın için önün karıştı. Kendini yetiştirmen şöyledir: - Haramlardan korunmuş olarak yetiş. Hiçbir harama bulaşma. - Üzerinde Allah'ın farzlarından bir farzın esikliği bulunmasın. Bütün farzları yerine getir. - Başta anne baba olmak üzere insanlarla sorunlu olma. - Bulunduğun alanda vasıflı biri olarak yetiş. - Mü'min kardeşlerinle ilişkilerin güzel olsun. Bir kardeş grubun muhakkak bulunsun. - Din ilimlerinden zorunlu denen ilimleri öğren.
Misafirlikte ev sahibi haram/helal bilen biri ise onun evinde yemek yeriz. Haram/helal bilmeyene ise nereden aldığını sorarız. Bunun anlamı şudur: Et yerken genel kanaatimizi önemli tutarız, kalbimizin ne kadar huzurlu olduğuna bakarız. Şehre dikkat ederiz, kasaba dikkat ederiz, ortama dikkat ederiz.