Fetva Meclisi
Soru
Misafirliğe gittik ve önümüze bilinmeyen bir kasaptan alınan bir yemek geldi, bu durumda Müslüman ne yapar?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman, kırıcı ve itici olmamalıdır. Bunun yanında haram yiyecek kadar gafil de olmamalıdır. Bu iki hususun ortasında dengeli bir tutum içinde olmak gerekir. Öncelikle bulunduğunuz evin, sizi hassasiyetlerinizin taşındığı bir ev olduğunu biliyorsanız elbette hiçbir şey sormayacaksınız. Şüpheniz varsa şu ve şu maddeleri kullanmadığınızı nazik bir dille izah edeceksiniz.
Bu hassasiyetiniz imanınızın eseridir şüphesiz, Allah sizden razı olsun. Yalnız kasapları soruşturmak yerine resmi makamları sıkıştırmamız gerekmektedir. Siz ve komşularınız en az ayda bir belediyenin ilgili birimini arayarak, etler konusunda müftülük desteği alıp almadıklarını sormalıyız. Bunu yapmazsak vebalde kalabiliriz. Böylesi bir yöntem daha etkin olur. Netice olarak biz de kasaplardaki ete itimat etmeye yanaşamıyoruz. İtimat ettiğimiz ya da itimat ederek kendimizi rahatlattığımız arkadaşlarımızdan et ihtiyacını gideriyoruz. Size yer ismi zikretmemiz doğru olmaz. İlke olarak şunu söyleyebiliriz: Şu andaki mevcut durum itibariyle İstanbul ve benzeri belediye yönetiminde namaz kılanların bulunduğu şehirlerin mezbahalarında kesilen etlerin yenmesinin haram olacağını söyleyemeyiz. Takva ise başka bir boyutun adıdır. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Sadece bu sebeple yemeğini yememeniz gerekmez. İkaz etmeniz ve siz de dikkat ettiğinizi hissettirmeniz gerekir.
Öncelikle şunu bilmeliyiz: - Yemekte temel ölçümüz helal, temiz ve sağlıklı şeyleri yemektir. - Yemeği gıda ihtiyacı için yemeliyiz; zevk için yemek yoktur. - Yemekte israf sadece ekmeği çöpe atmak değildir. Midemizin ve bedenimizin israfı da bir israftır, o israf da haramdır. - Yemek, vakit israfı nedeni olduğunda da sakıncalıdır. - Helal yiyecekleri ikiye ayırırız: Et olanlar ve at dışındakiler. Et olanların Müslüman tarafından besmele ile kesilmesi şarttır. Bugünkü Yahudilerin besmele ile kestikleri yenebilir. En azından kendi çaplarında dindardırlar. Hıristiyanların ise besmele ile bile kestiklerinin yenmesi mümkün olmayacağı kanaatindeyiz. Onların Hıristiyan bile olmaları tartışılır bir durumdur. Laikliği benimseyerek ellerindeki muharrfef dini bile eritmişlerdir. - Et olmayanlarda ise bu ayrım yoktur. Bize göre yenmesi/içilmesi helal olan bir şeyi kâfirlerin elinden ve onlarla beraber yiyebiliriz. İkram edebiliriz, ikramlarına gidebiliriz. - Yemeğini yemeyeceklerimizle bu durumu, bir savaş konusu gibi ilerletmenin de anlamı yoktur; ortamımız buna uygun değildir. Ortadan gerekçelerle yemeklerinden uzak kalabiliriz. - Temel siyasetimiz şu olmalıdır: Helal, Temiz, Sağlıklı yeriz. Müttakilerle yer, Müttikileri yedirir, Müttekilerden yeriz.
Mü'min, haram işlememe esası üzerine yaşayan biridir. Direkt haram işlemek veya harama ortak olmak ya da haramlı bir yere zaruretsiz olarak katılmak mü'min işi değildir.
Sorunuzda müphemlik var, tam olarak anlaşılamıyor. Şu şekilde anladık: Birisi size evine gelmemenizi, gelip yerseniz yemeğini helal etmeyeceğini söylüyor. Siz de bir sebeple gidiyor ve yiyorsunuz. Eğer soru bu ise cevabımız şudur: Ortada helal etme/etmeme hakkı olan birisinin tehdidi varsa sizin o evde yemek yemeniz helal olmaz. Böyle hakkı olmayan birinin haram etmesinin de anlamı olmaz. Mesela evin sahibi olan kadın size bunu söylüyorsa durum başkadır, evin gelini size bunu söylüyorsa başkadır. Gelin o evde yemeği haram etme hakkına sahip değildir. Böyle anlayabilirsiniz. Öyle ya da böyle o durumdaki bir evde bulunmamak daha onurludur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir durumu mümin kimliğime yakıştıramıyorum ben şahsen. Yapmam, yapanı ayıplarım.
Evlilik hayatın en tabii gereklerinden biridir ama mühendislik hayatın tabii gereklerinden biri değildir. Babanız yanlış düşünüyor. Yıllarca beklenen bir nişan sadece huzursuzluk kaynağı olur. Daha makul düşünmelisiniz.
Şunu unutmayın: Kitabımız gariplerin kitabıdır. Siz de gariplerden birisiniz. Boşuna hayaller kurmayın, bu kıyamete kadar böyledir. Ya hayal üzerinden iş yapacaksınız ya da gerçekler üzerinden. Gerçek de budur. İkinci olarak da şunu unutmayın: Eğitimci bir mücahittir, cihat ile ömür geçirir. Cihat, en uygunu üzerinden iş yapmayı gerektirmektedir. Daha iyi ve yararlı bir yer bulursanız muhakkak gidin. Daha iyi öğretme imkânı buluncaya kadar da orada kalın. Üçüncü olarak da şu unutulmamalıdır: Bir kişi az değildir. Bir kişiye becerip öğretebilirseniz sizin cennet sebebiniz olabilir. Buna göre bir karar verebilirsiniz.
Şahitlik, bir duruma ait raporu belgelemektir. Bu mahkemede olur, bakkalda olur, evde olur, camide olur. Yalan beyanda bulunmak ve yalan şahitlik yapmak ise mü’min için haramdır. Herhangi bir haram gibi yalandan kaynaklanan haramdan da tevbe edilmelidir. Yalanın tevbesi de onu düzelten doğruyu ortaya çıkarmaktır. Şunu da tespit etmek gerekiyor: Kasten olmayan yani bir hata veya yanlış bilme üzerine ağızdan çıkan söz için HATA demek daha doğru olur. Yalan o durum için ağır gelir.
Geçmiş hatalardan dönüş mümkün ise dönüş yaparız, tevbe ile de o hatayı Rabbimizin affetmesini umarız. Dönüş mümkün değil ise tevbe eder, Rabbimize sığınırız. O mağfireti bol olan bir Allah'tır. Tevbe edin, istiğfar edin ve Allah'ın mağfiretine güvenin. Allah'a emanet olun.
Temel kaynaklarımızda böyle bir emir yoktur.