Fetva Meclisi
Soru
Anne babama bir yalan söyledim, çok pişmanım ve tövbe ettim. Bir daha yapmıyorum, yapmayacağım. Ancak vicdanım rahat değil, o yalanı unutamıyorum. Gerçeği itiraf edersem onları üzmekten başka bir şey yapmamış olacağım. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Babanız için sevap oluşturacak işler yapın. İstiğfar edin, sadaka verin, Kur'an okuyun. Kendiniz için de istiğfar edin. Biiznillah hatanız mağfiret bulur.
Anne babanız başta olmak üzere üzdüğünüz insanların gönüllerini alıp Allah'a tevbe ederek telafi edebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Sen ve o, Allah katında iki ayrı kimliksiniz. İkinizin de hesabı farklı farklı olacaktır. Bir de birbirinize karşı bir hukukunuz vardır. Sizin önceliğiniz ikinizin arasındaki hukuku incitmemek olacak. Ona dikkat edin. Bu da size düşen evlatlık vazifesini iyi yapmaktır. Onun Rabbi ile olan alakasındaki sıkıntıları da o düşünecek. Böylece sen, o kaybetti diye kaybeden biri olmayacaksın biiznillah. Elbette babanız için dua da edin.
Selamünaleyküm. Bundan sonra böyle şeylerden uzak dur, istiğfar et.
Şu anda onlara karşı olman gerektiği gibi isen, onlar da senden razı iseler, tevbeni de yaptı isen korkma ve yoluna devam et. Allah tevbenden sonra geçmişinle seni helak etmez.
Elbette yalan haramdır. Sadece ağır bir tehlikeyi mesela aileyi kurtarmak için yalan söylenebilir. Bu da kimsenin hakkını gasp etmek gibi bir sonuca götürmemiş olmalıdır. Birini ezecek bir yalan söyledi iseniz bu ikinci bir vebal oluşturmuş olur. İstiğfar ediniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yalan ve hile ile kazanç elde etmeyi caiz göremeyiz. Tarım kanunu yapılan işe uygun ise caiz olabilir.
Şunu kural olarak bilin: Haramı kim işliyorsa o işlediği haramın günahına sahip olur. Kim de haramın işlenmesine ne kadar yardım ediyorsa o, o kadar o haramın ortağı olur. Kendinize daha iyi bir iş bulun. Dil nimetini turist gezdirmekten daha kaliteli işler için kullanın.
Bu, bir faiz kurumunun veya haramla iştigal eden kurumun işi ise bulundurulması caiz olmaz. Normal durumlarda ise bir hediye niteliğinde değerlendirilebilir.
Burada bir anlaşma sıkıntısı olmalıdır. Sadece bir meselede karşı durma nedeniyle böyle olması anlamsız gibi duruyor. Elbette eşinizin anlayışlı olması gerekiyor, sizin de ifadelerinizi incitmeyecek şekilde kullanmanız gerekiyor. Allah'tan başka hiç kimseye karşı sınırsız bir teslimiyet ve itaat olmaz. Her şeyin bir dengesi olmalıdır. Eşler de bir denge üzerinden birbirlerine alaka duymalıdırlar. Tek taraflı olmasından çok iki tarafın da hatasından söz etmek gerekiyor. Bir aile büyüğünüzü size nasihat etmek ve durumunuzu değerlendirmek için öne çıkarın, size o yön versin. Böyle dışarıdan bilgilerle size yardımcı olmak zordur.
Doktorların veya emniyet görevlilerinin sakıncalı bulduğu bir eğlence aletini kullanmak caiz değildir. Herkesin yaşına ve özel sağlık şartlarına göre bu hüküm değişken de olabilir. Bir bayan olarak özellikle bayan için sorulduğunda ise bayanın setriavreti açısından da bakacağımız için meseleye, bayanın erkeklerin görebileceği bir yerde olması durumunda bu aletleri kullanması o açıdan da caiz olmaz. Bir başka husus da, eğlenmenin bir mubah olduğunu bilmemiz gerektiğidir. ‘Eğlenmek mubahtır’ dediğimizde de bunun farzları ezmeyecek, insanî sorumluluklarımızı ihmale neden olmayacak ölçüler ve zamanlar içinde olması gerektiği vurgulanmış olur.
Ben senin yerinde olsam, Rabbim beni nasıl yarattı ise ona öyle razı olurdum ki, bir bahçede ot olsam bile dert etmezdim. Sesin güzel olsa ne olur olmasa ne olur? Bunun nedeni dolu olmayan bir hayatın sahibi olmak olabilir. Kendinize iş üretin, size Rabbiniz ne verdi ise onu ihya edin. Sizdekini başkasına vermeyin, başkasınınkini sizin görmeyin. Hayat böyle yaşanır, gerisi sefalettir.