Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Yanında emanet mal bulunan kişi o maldan yararlanabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Emanetin, bizzat kendisine emanet edilen kişi veya onun aile fertlerinden biri tarafından korunması gerekir. Dolayısıyla sahibinin izni olmadan korunması için başkalarına emanet olarak bırakılması caiz değildir. Şayet emanet edilen kişi, emaneti bir başkasına bırakır ve bu emanette de zarar meydana gelirse zararın tazmin edilmesi gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/213) Bu durumda emanet veren, zararını dilerse emanet verdiği ilk şahsa dilerse de emaneti kabul eden ikinci şahsa tazmin ettirir. İlk şahsa tazmin ettirirse bu şahıs ikinciden tazmin talebinde bulunamaz. İkinci şahsa tazmin ettirirse bu ikinci kişi birinciden tazmin talebinde bulunabilir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/27) Ancak zarar, ikinci şahsın kasıt ve kusuru sebebiyle meydana gelmiş ve mal sahibi bu zararı ilk şahsa tazmin ettirmiş ise bu kişi ikinci şahıstan tazmin talebinde bulunabilir. (Mecelle, md. 790)
Kendisine bir şey emanet edilen kişi, emanet malı koruması karşılığında ücret alamaz. Şayet malı koruma işini ücretle yaparsa, bu akit emanet akdi olmaktan çıkar, hizmet akdine dönüşür. Bu durumda da emanet malın sahibine iade masraflarını, emanet edilen kişinin karşılaması gerekir. Mala gelebilecek zararlardan o sorumludur. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/215)
Genel kural olarak kiracı kiraladığı şeyde emin kabul edilir. Bilinçli yapmadıkça veya kusurlu olmadıkça da zarar tazmin etmez. Normal kullanımdan kaynaklanan eskime ve yıpranmayı kiracı ödemez. Kiracıya böyle bir şart da getirilemez. Zira böyle bir şart kiralananın ücretinin ne olacağını meçhul hale getirir. Kiracıdan muhtemel zararlarına karşı bu zararları kusurundan ötürü yapması durumunda değerlendirmek veya ödemediği kirasına saymak maksadıyla belli bir emanet para alınabilir. Böyle bir emanet para kiracınındır, mal sahibi onu kullanamaz. Kiracı bir zarar verirse veya ödeme yapmazsa o takdirde elindeki emanetten onu düşer.
Satım işlemi tamamlandıktan sonra, malın teslim alınma imkânı verilmesine rağmen müşteri o anda teslim almayıp satıcının yanında kalmasını isterse söz konusu malı gerçekte kabzetmiş ve ardından satıcıya emanet bırakmış sayılır. Bu kural gereğince satın alınıp da korunmak veya beslenmek üzere Kurban Bayramı’na kadar satıcının yanında bırakılan kurbanlık hayvan onun yanında emanet hükmündedir. Emanet malın telef olması hâlinde, emaneti elinde tutanda kasıt, kusur veya ihmal bulunmadığı sürece sorumlu olmaz. Dolayısıyla, satıcı emanet malı, korunması gerektiği şekilde korur da buna rağmen mal telef olursa onu tazmin etmesi gerekmez; mal müşterinin malı olarak telef olur. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/211) Bu durumda, kurbanlık hayvanın daha önce ücreti ödenmemişse, alıcının ödemesi gerekir. Ölen hayvanı satın alan kişi zenginse, yenisini alıp kesmek zorundadır. Yoksulsa yeniden hayvan alıp kesmesi gerekmez. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359) Kurbanlık hayvanı elinde emanet olarak bulunduran kimse, onu gerektiği şekilde korumaz veya ihmalkâr davranır ve bu yüzden hayvan telef olursa hayvanın değerini tazmin etmesi gerekir. Bu durumda da hayvan sahibi zenginse yenisini alıp keser. Yoksulsa kesmesine gerek yoktur. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359) Bununla birlikte satımı yapılan hayvanın müşteri tarafından Kurban Bayramı günlerinde teslim alınması tarzında yapılan bir satım akdinde, teslim-tesellüm akit anında gerçekleşmediğinden teslime kadar geçen zamanda meydana gelecek zarar, satıcıya ait olur. Zira teslim, müşteri hayvanı kurban etmek üzere götürmeye geldiği zaman gerçekleşmektedir. Teslim öncesi hayvanın helak olması hâlinde ise zarar satıcıya aittir. (Mecelle, md. 293) Buna göre alıcının yanında nakliye aracı ve yardımcı götürmeden hayvanı satın almış olması ve bayram gününe kadar hayvanın satıcının yanında kalması hususunda tarafların anlaşmış olmaları, satın alınan bir hayvanın satıcıya emanet bırakılmasından çok, hayvanın bayrama kadar satıcı tarafından bakılması şartıyla satışı mahiyetindedir. Bu durumda teslim gerçekleşmeden hayvan öldüğü takdirde zarar satıcıya ait olur. Ancak alıcı hayvanın yularını tutup teslim aldığını beyan eder ve ondan sonra da satıcıya emanet bıraktığını söylerse, hayvan emanet hükümlerine tâbi olur.
Selamünaleyküm. Emaneti kullanma, emanetle sahibi arasındaki ilişkiye göre kullanılabilir. Eğer böyle bir kullanım için size müsamaha ediyorsa sakıncası yoktur. Aksi takdirde caiz olmaz. Helallik almanız ve tövbe etmeniz gerekir.
Satın alınan bir malda önceden mevcut olan bir kusura ilaveten müşterinin yanında (mülkünde) ikinci bir kusur oluşursa, müşteri bu satış akdini bozarak kusurlu malı satıcıya iade edemez. Ancak müşteri önceki kusurdan dolayı meydana gelen zararı satıcıya tazmin ettirir. Fakat satıcı malı, sonradan meydana gelen ayıplı hâliyle kabul ederse müşteri malı geri verir ve ödediği parayı alır. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/38)
TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar
Ödünç alınan malın iade masrafları ödünç alan kişiye aittir. Ödünç alınan malın ne şekilde geri verileceği hususunda, yaygın olan örfün hükümleri geçerlidir. Bu kurallara uyulmazsa malda meydana gelecek zararın tazmini gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/220-221; Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/58) Zira örfün belirlediği hüküm, baştan şart koşulmuş gibi geçerlidir. (Mecelle, md. 43-45)
Kişinin ödemekle yükümlü olduğu bir borcu, ikinci bir şahsa devretmesi caizdir. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), “Sizden birinize bir borç havâle edilirse bunu kabul etsin.” (Buhârî, Havâlât, 1 [2287]; Müslim, Müsâkât, 33 [1564]) buyurmuşlardır. Hz. Peygamber (s.a.s.) diğer bazı hadislerinde de insanların sıkıntılarını gidermeyi teşvik etmiştir. (Buhârî, Mezâlim, 3 [2442]; Müslim, Bir, 58 [2580]) Borcun ikinci bir şahsa devredilmesi hâlinde borçlu, alacaklıya karşı sorumluluktan kurtulur. Alacaklı, alacağını havâle edilen kişiden ister. Ancak borç kendisine havâle edilen kişi iflas eder ve bu durum mahkeme kararıyla tespit edilirse yahut kişi borcun kendisine havâle edildiğini inkâr eder, alacaklı da bunu ispat edemezse veya söz konusu kişi iflas ettikten sonra ölürse bu gibi durumlarda havâle edilen kişi, borcu ödeme yükümlülüğünden kurtulur ve borç kendisinden değil asıl borçludan talep edilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 6/18; Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/4) Bununla birlikte bir borcun başkasına havâle edilmesi karşılığında ücret almak caiz değildir. Zira yardımlaşma amacı taşıyan akitler karşılığında, ücret almak caiz görülmemiştir. (Serahsî, el-Mebsût, 15/116; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 7/186; Desûkî, Hâşiye, 3/77)
Başkasının emeğini gasp anlamına gelecek her iş, tutum ve davranış, kul hakkı sorumluluğunu gerektirir. Bu sorumluluk ise söz konusu hak sahibine iade edilmedikçe veya helallik alınmadıkça ortadan kalkmaz. İslâm emeğe büyük önem verir, haksız kazanca karşı çıkar. Kur’ân-ı Kerîm’de, “İnsan için ancak çalıştığı vardır.” (en-Necm, 53/39) buyrulur. Hz. Peygamber de (s.a.s.) emeğin hakkının verilmesini değişik hadisleriyle ifade etmişlerdir. Bunlardan birinde, “Hiçbir kimse, elinin emeği ile kazandığını yemekten daha hayırlı bir kazanç yememiştir. Allah’ın Peygamberi Dâvûd (a.s.) da kendi elinin emeğini yerdi.” (Buhârî, Büyûʽ, 15 [2072]) buyurmuşlardır. Bu itibarla emek ve gayret sarf ederek toplum nezdinde itibar gören bir firmanın kendi markasının izinsiz olarak başkaları tarafından kullanılması kul hakkı ihlaline ve müşterilerinin aldatılmasına sebep olacağından İslâm ahlakıyla bağdaşmamaktadır. Ayrıca bu yolla haksız kazanç sağlamak da dinen caiz değildir.
Leasing (finansal kiralama); makine, teçhizat, taşıt aracı ve benzeri menkul veya gayrimenkul malların; bu mallara ihtiyaç duyan müteşebbislere bir kira sözleşmesi çerçevesinde kiralanmasını, kira süresi bitiminde de önceden belirlenen fiyat karşılığında satışını esas alan orta vadeli bir finansman yöntemidir. Esasında burada yapılan işlem; malın taksitle satılıp, mülkiyetinin taksitin bitimine kadar ertelenmesi ve daha sonra devredilmesinden ibarettir. Nitekim bazı muasır âlimlere göre de bu uygulama, satış ile kiranın birleşmesinden doğan yeni bir akittir. Buna göre günümüz ticaret örfünde önemli bir yeri olan ve taraflar arasında aldatma ve anlaşmazlığa neden olmayan leasing işlemi fıkhen yapılabilir.