Fetva Meclisi
Soru
Yunus suresinin 64. ayetinde, 'Onlara dünyada da ahirette de müjdeler vardır.' ifadesi geçiyor. Bu ayetteki, ‘dünyadaki müjde’den kasıt nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kur'an'ımızın ve hadislerin bize öğrettiği dua üslubunda DÜNYA/AHİRET DENGESİ vardır. Bir mümin, cenneti ve nimetlerini ister gibi dünya huzurunu da ister, istemelidir de. Dünyada nimet ve huzur istemek, afiyet temenni etmek mümin için tam anlamı ile Allah'ın nimetlerini arzu etmektir. Bunun bir sakıncası yoktur.
Kanun şudur: İman edenin Allah rızası için, Allah’ın istediği şekilde yani dinine uygun olarak yaptığı işler ahirette sahibine yarar. Bunun dışında bu dünyadaki iyi işlerin ahirete geçmesi söz konusu değildir. Bela geldiğinde o beladan zarar görüp ölen mü'min ise o bela onun için günah temizleyicisi olur. Kâfir için ise böyle bir umut yoktur. Kâfir iyi işler yapan birisi ise o, yaptığı iyi işlerin karşılığını bu dünyada rahatlık, mal ve huzur olarak alır. Ahirette alabileceği bir şey yoktur, dünyada yaptıkları heba olup gidecektir.
Selamünaleyküm. Önce ahirette cennette beraber olmaya gayret edeceğiz. Eğer muvaffak olur da Rabbimizin rahmeti ile cennete girersek, orada her isteyene istediği verilecek.
Ümmet, dünya çapında bir ümmettir. Sesi çıksa bile bütün dünyaya yayılacağından kısık ses gibi duyulur. Enerjimizi dünya ve ahiret üzere ikiye böldüğümüzden başkalarına göre az çalışıyor gibi dururuz. Aslı ise öyle değildir. Ümmetimiz büyük ümmettir, dertleri ve muhtevası da büyüktür. Herkes sabredecek ve son kalan tek mü'min heyecanı ile çalışacak. Kimse kalmasa da o, imanı ile yaşayan tek kişi olarak yaşamaya bakacak. Bu zamanda mücahitlik böyledir. Allah’a emanet olasın.
Selamünaleyküm.Kur'an'ımızın bir ayeti münferit alınarak tefsir edilmesi durumunda yanlış anlaşılabilir. Bu âyet örneğinde olduğu gibi yanlış anlaşılma ortaya çıkabilir. Örnekteki ayette ise durum şöyledir: Bundan önceki âyet, kurtulanlardan söz ediyor. Bu âyet de, kurtulamayanları anlatmaktadır. Onlar da kâfirlerdir. Dolayısıyla mü'min olanlar için söz konusu bir durum yoktur. Nitekim bu ayetin bir benzeri olan A'raf suresinin dokuzuncu âyeti, açık bir şekilde 'kendilerine yazık edenlerin' kâfirler olduğunu beyan etmektedir.
Dünyadaki GÜN hesabı dünya, güneş ve belli bir yörüngedeki dönüş üzerinden hesaplanmaktadır. Dünyadaki gün kavramı diğer gezegenler için bile geçerli değildir. Ahirette ise bu sistem böyle olmayacaktır. Nasıl olacağını da Allah Teâlâ’dan başkası bilemez. Dünya ve evrendeki sistem tamamen değişecek adeta yeni bir evren ve yeni bir takvim kurulacak ahirette. Ahiretteki gün ile alakalı olarak şu bilgileri değerlendirebiliriz: Hac suresinin 47. ayetinde ve Secde suresinin 5. ayetinde ahiretteki günün dünyadaki BİN SENE KADAR olacağı bildirilirken Mearic suresinin 4. ayetinde ise o zamanki günün ELLİ BİN SENE olacağı bildiriliyor. Bundan da anlaşılıyor ki ahirette sadece Allah’ın bilebileceği ve onun hikmetinden kaynaklanan farklı durumlar olacaktır. Bunu biz gayba ait bilgilerden olarak görmeliyiz. Gayba ait olmak ise Allah’ın bildirmesi dışında bilemeyeceğimiz anlamına gelmektedir. Aynı kural, dünyanın yaratılması ile ilgili Kur'an ayetleri için de geçerlidir. Dünyanın altı günde yaratıldığını bildiren âyetlerdeki altı rakamını ve gün bilgisini Allah’a havale etmemiz yani insan aklı ile irdelememiz gerekmektedir. Ayetlerde geçen gün ifadesinin ne anlama geleceğini müfessirler farklı şekillerde yorumlamışlardır. Olduğu gibi hakikat olarak yani âyetlerde zikredilen rakamlar olarak anlayan da olmuştur, farklı mecazi anlamlar düşünenler de olmuştur. En isabetli olanın âyetlerde geçen günlerin anlaşıldığı rakamlar ve şekillerle anlaşılmasının olacağını zannederiz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yaşlı bir insanın yaşlılıktan kaynaklanan görüntüsünü gidermek için derisini gerdirme maksatlı olarak estetik ameliyat yaptırması caiz olmayan ameliyat türündendir. Sözü edilen örnekte olduğu gibi bir ameliyat sonrasında veya tedavi neticesinde ortaya çıkan buruşukluğu düzeltme şeklindeki estetik ameliyatlar ise caiz görülmüştür.
Genel olarak fıkıh kaideleri açısından anında satıcının hesabına para geçmediği sürece altının taksitle satışı caiz olmaz. Bu nedenle kuyumculuğu başka türlü yapmayanlar o mesleği terk edebilirler. Şüpheden arınmış bir kazanç için başka yol yoksa yapılacak da bu demektir.
Kara veya beyaz, ne manaya gelirse gelsin HUZEYFE bu dünya topraklarının gördüğü en mübarek insanlardan birinin adıdır. O umutla siz de bu adı verin. İnşaallah hayra ulaşmanıza vesile olur. Allah mübarek etsin.
KEŞKE sözcüğünden anlaşılan şeye göre hata da olabilir ifadede. Buradaki KEŞKE, 'eğer/..idi' anlamında bir ifadedir yoksa kastettiğiniz ihtimal elbette kullanılamaz. Allah razı olsun sizden, hassas dinlemişsiniz.
Babanızın savcısı gibi davranmanın olumlu bir neticesi size dönmez. Aksine siz daha çok üzülürsünüz. Öncelikli görevinizin çok dua etmek olduğunu bilmelisiniz. Ona hissettirmeden teknolojik olarak bir tedbir alabiliyorsanız onu da yapın ama bir kız evladı olarak bu konuyu babanızla yüzleşmeye neden olacak şekilde sürdürürseniz kanaatimiz odur ki şeytan bir taşla iki kuş vurmuş olur. Zaten babanızı avucunun içinde tutuyordu. Bir de sizinle arasına savaş sokarsa bundan çok mutlu olur. Allah yardımcınız olsun.
Size yalan söylemeyi emreden bir iş elbette kalbinizi rahatsız edecektir. Mü'min ve yalan bir arada bulunamaz. Kendinize daha temiz bir iş bulmaya çalışın.