Fetva Meclisi
Soru
Ben yürüme engelliyim. Bu yüzden de namazımı oturarak kılıyorum. Ben oturarak namaz kılan insanın, dizlerini uzatması gerekir diye biliyorum, ama dizimin birini istediğim gibi uzatamıyorum. Uzatsam da ağrıyor. Bu durumda tüm namazı oturarak (son oturuşta olduğu gibi) kılsam olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Yürüyebilirsiniz ama eğilmeniz kalkmanız acısız olmuyor ya da engelinizi artırma riski taşıyorsa bir sakıncası yoktur. Allah size sabırlar versin, ecriniz ziyade olsun.
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetinizi ihsan etsin. Namazı, iyileşmenize engel olmayacak şekilde nasıl kılabiliyorsanız öyle kılabilirsiniz. Buna yatarak kılmak da dâhildir.
Selamünaleyküm. Namazı aslına en yakın olarak nasıl kılabiliyorsanız o şekilde kılın. Endişelenmeniz gerekmez. Ellerinize secde şekli vermeniz de gerekmeyen bir iştir. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Namaz veya diğer ibadetler bir alışma ve hazmetme süreci isteyebilir. Bundan ötürü endişelenmeyin. Öyle de olsa kılmaya devam edin. Bir zaman sonra rahat ettiğinizi göreceksiniz. Allah mübarek etsin, amellerinizi makbul olsun.
Şu andaki tespit doğru ise o hastalık sahiplerinin oturarak kılması gerekmektedir. Belki ilerlememiş bir düzey için mesela sünnetleri oturarak gerisini ayakta kılabilirsiniz. Hastalık veren de Allah'tır, hasta kuluna ruhsatlar veren de Allah'tır. Hastalığa rağmen, hastalığı ilerletecek bir zorlama yapmanız doğru olmaz. Kendinizi uzun bir ömrü Allah'a kul olarak yaşamaya hazırlayın. Şeytan size pilinizi erken bitirtme oyunu oynamasın.
Selamünaleyküm. Bayanlar, ayakta namaz kıldıklarında mesela erkeklerin önünde durdukları için avretleri teşhir olacak şeklinde bir endişe bulunuyorsa oturarak kılabilirler. Ölçüyü bu şekilde anlamalısınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir endişede haklısınız. Bu imanın kıymetini bilmekten kaynaklanır. Yalnız bunu vesveseye dönüştürürseniz şeytanı mutlu edersiniz. İrdeleme ve endişelenmeyi salih amellere dönüştürmek doğru olandır. İnsanın ne kendisi hakkında ne de başka bir mü'min hakkında nifak kararı vermesi doğru değildir. Zira böyle bir kararı verecek kadar bilgisi olanın yaptığı iş, bildiği hâlde nifaktan ayrılmaması, tevbe etmemesi demek olur ki, bu normal bir durum değildir. Şüpheleri ve işaretleri de vesveseye dönüştürme yerine temizlemek, yerlerine salih ameller koymak gerekendir.
Rabbim size yardım etsin. Dua edin. Çok dua edin. Siz öyle bir afet olursa onun kalan malından borcunu ödersiniz. Malı kalmazsa bir şey ödemek zorunda değilsiniz. Dua edin, hayırlı bir akıbete yürüsün.
KÂĞIT ÜZERİNDE ifadesi ile yüzeysel olarak bakıldığında helal olduğunu söylemek istiyoruz. Ayrıntılarına girildiğinde sıkıntı doğabilir. Mevcut şartlarda ancak bu kadarı yapılabiliyor diye bu izahı vermek durumundayız.
İmam Ebu Hanife (rahmetullahi aleyh) ile İmam Maturidi (rahmetullahi aleyh) arasında zaman farkı vardır. İkisi arasındaki zaman farkı, meselelerin de büyümesi demektir. İmam Maturidi’nin zamanındaki meseleler, İmam Ebu Hanife zamanında olmayan meselelerdi denebilir. İmam Maturidi, İmam Ebu Hanife’nin ilkeleri üzerinden zamanının gerekenini yaptı. İki ayrı ekol gibi görülmelerini gerektirecek bir sonuç yoktur. Allah Teâlâ her ikisine de rahmeti ile muamele buyursun.
Zikrettiğiniz şekillerden hiçbiri için sehiv secdesi gerekmez.
Muhammed Abduh hakkında mason olmasından, kasıtlı çalıştığına kadar pek çok iddiada bulunulmuştur. Yaşadığı hayatında da bu iddiaları doğrulamaya yarayacak izler vardır. Bunun yanında ilim dünyası için önemli isimlerle bir arada olması da söz konusudur. Karışık ve çözümsüz bir bilgi ile çevrelenmiştir adı. Kanaatimiz şudur: Mü'min olduğu hakkında tartışma abestir. İlim adamlığı konusunda önemli bir yeri vardır. Fikir adamlığı ve ileri görüşlülüğü ise tartışılabilir. Şu anda onun izini sürmeyi gerektirecek bir ihtiyaç da yoktur. Öyle veya böyle Rabbinin huzuruna varmıştır. Hatalarından ötürü Allah’tan mağfiret buyurmasını dileriz.