Fetva Meclisi
Soru
Bazı mü'minler, ‘itikadi olarak Maturidi, ameli olarak Hanefiyiz’ diyorlar. Ben de böyle diyordum, hala da diyorum. Ancak kafa karıştıran bir nokta var. Ebu Hanife’nin (Allah ondan ve talebelerinden razı olsun) itikadi bilgisi hâşâ yok muydu da itikaden İmam Maturidi'ye uyuyoruz?
Cevap
Benzer fetvalar
İmam Azam -Allah ona rahmet etsin- bu Ümmet'in büyüklerinden ve ilimde ilklerindendir. Açtığı çığır o kadar büyüktür ki, talebelerinin sürdürdüğü ilim yolu, onlarla anılacak kadar büyük ve geniş bir yol olarak devam etmiştir. Bu bir berekettir. Fakat şunu kesin bir ölçü olarak bilelim: İmam Azam da, talebeleri de biz de hepimiz Ashabı kiramın akidesindeyiz. Başka akideden olmak insanı cennete koymaz. Aradaki duyduğumuz isimler sadece ara durakların isimleridir. İstasyonumuz ashabın istasyonudur. Allah'a emanet olasınız.
Evet, böyle bir kaside vardır. Bu kasidenin Ebu Hanife rahmetullahi aleyhe nispeti sahih değildir. Muteber kaynaklarda yoktur. Olsa bile onunla ibadet yapılamaz. İbadetin ne ile nasıl yapılacağı bellidir, ona ilave yapamayız.
Bu tür ihtilaflı meselelerde, ihtilaftan derin boyutlar aramak doğru görülmez. İmam veya başkası olarak hangisine göre davranılsa doğru yoldan gidilmiş olur biiznillah. Fakat Hanefi mezhebinde ağırlıklı tutum, namaz gibi ibadetlerde Ebu Hanife’nin görüşünü öne çıkarmaktır. Bu sitede daha önce verilmiş fetvalarda imam ve cemaatin bunu tekrar etmesi görüşü öne çıkarılmıştır.
Selamünaleyküm. Biz ve bütün Müslümanlar, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e bağlıyız. Liderimiz de O'dur örneğimiz de. Ebu Hanife (rahmetullahi aleyh), fıkıh dersi hocamızdır. İmam Maturidî (rahmetullahi aleyh) ise akide hocamızdır. Okulumuz aynı, derslerimiz aynıdır.
Sen Kur'an’a göre Müslümansın. Başka bir isim Müslümanlık değildir, Müslümanlık öğreten bir ekoldür sadece. Dolayısıyla böyle şeylerle meşgul olarak şeytana yardım etmemelisin. İmanını açık tehlikelerle yüzleştirme, ibadetlerini yap ve çevrene dikkat et. Gerisinde de Allah’ın yardımına güven.
Değerli kardeşim, haklısın hem de çok haklısın. Ne diyebileceğimi bilemiyorum. Ümmet olarak içinde bulunduğumuz hali görmezden gelip kısır bir konu yumağı içinde boğulan ve ilimden de öyle veya böyle nasibi olmuş kimselere ne diyebilirsin ve desen ne olur, kim dinler? Bugüne kadarki tecrübelerim bana gösterdi ki, o sözünü ettiklerini kendi gündemleri ile baş başa bırakmak en evla olanıdır. Onlara tek bir kelime bile anlatmak ve onları ikna etmek mümkün değildir. Elbette Rabbimin rahmet ettikleri müstesnadır. Ben böyle düşünüyorum, size de dininizi yaşamak ve verebildiğiniz kadar insanlara bir şeyler vermeye çalışmak ve Allah’tan affımızı dilemeyi tavsiye ederim. Allah’a emanet olunuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Zikrettiğiniz şekillerden hiçbiri için sehiv secdesi gerekmez.
KÂĞIT ÜZERİNDE ifadesi ile yüzeysel olarak bakıldığında helal olduğunu söylemek istiyoruz. Ayrıntılarına girildiğinde sıkıntı doğabilir. Mevcut şartlarda ancak bu kadarı yapılabiliyor diye bu izahı vermek durumundayız.
Namazın nafile veya farz olması sehiv secdesi açısından aynıdır. Namazın içindeki sünnet olan amellerden birinin terki için sehvi secdesi gerekmez.
Sıhhatiniz neye elveriyorsa o şekilde kılın, hiçbir endişeniz de olmasın. Allah Teâlâ size afiyet ve kalp huzuru ihsan etsin. Geçmiş olsun.
Bilmeden yapılan ve ardından istiğfar edilen bir iş küfre düşürmez.
Böyle bir endişede haklısınız. Bu imanın kıymetini bilmekten kaynaklanır. Yalnız bunu vesveseye dönüştürürseniz şeytanı mutlu edersiniz. İrdeleme ve endişelenmeyi salih amellere dönüştürmek doğru olandır. İnsanın ne kendisi hakkında ne de başka bir mü'min hakkında nifak kararı vermesi doğru değildir. Zira böyle bir kararı verecek kadar bilgisi olanın yaptığı iş, bildiği hâlde nifaktan ayrılmaması, tevbe etmemesi demek olur ki, bu normal bir durum değildir. Şüpheleri ve işaretleri de vesveseye dönüştürme yerine temizlemek, yerlerine salih ameller koymak gerekendir.