Fetva Meclisi
Soru
İbni Abidin, Reddü'l Muhtar adlı eserinde “İmam-ı azama göre, imam, [rukudan kalktıktan sonra] rabbenâ lekel hamd demez, imameyne göre ise der. Kitapların çoğunda, İmam-ı azamın sözü tercih edilmiştir.” der. Bu bilgi için ne dersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
İmamla namaz kılan sadece REBBENA LEKELHAMD der ve tekbirle rükûya gider.
Selamünaleyküm. İmam Azam Ebu Hanife rahmetullahı aleyhin bilinen bir eseri yoktur. Bizim onun mezhebi üzerine olmamız, talebeleri üzerinden bilhassa talebesi İmam Muhammed’in eserleri üzerindendir. Selamünaleyküm.
Selamünaleyküm. İmam A'zam Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin hadis ilmini değerlendirmediği şeklindeki değerlendirmenin akılla izah edilebilirliği yoktur. Evet, Ebu Hanife ile Ahmed bin Hanbel arasında bir kıyaslama yapıldığında Ebu Hanife'nin hadisleri 'az' denebilir. Ebu Hanife'nin yaşadığı dönem, hadis açısından Ahmed bin Hanbel'in dönemine göre hadislerin yazılmadığı bir dönemdir. Bunu da bir etken olarak bilmeliyiz. Bu nedenle de, Ebu Hanife'de bir hadisten kırk mesele üretme mantığı hâkim görülür. Öbüründe de bir mesele kırk hadisin rivayetini önerme mantığı görülür. Netice olarak, Ebu Hanife'yi hadisten uzak görmeyi cevaplandırmak bile abestir. Bir Ahmed bin Hanbel düzeyinde görmek de ilmî olmaktan uzaktır. O az hadis kullandı ise de, peşinden gidenler hadise hizmet ettiler, onda az olan ekolünde derya oldu elhamdülillah.
Evet, böyle bir kaside vardır. Bu kasidenin Ebu Hanife rahmetullahi aleyhe nispeti sahih değildir. Muteber kaynaklarda yoktur. Olsa bile onunla ibadet yapılamaz. İbadetin ne ile nasıl yapılacağı bellidir, ona ilave yapamayız.
Selamünaleyküm, Okuduğunuz kitap, Siret-i Nebi alanında çok değerli bir kitaptır. Fıkıh alanında ise değindiği meseleleri umumiyetle Hanbelî fıkhını esas alarak yazmaktadır. Buna dikkat ederek okumanız gerekir. Her ne kadar Hanbelî fıkhını yazması, bizim açımızdan adeta bir yabancı görüşü beyan ediyor gibi algılanmıyor ise de neticede farklı içtihatların bulunduğu iki ekolün arasında dinimizi yanlış anlamaya sebep olacak hatalar yapmamalıyız. Namazda iftitah tekbiri dışındaki yerlerde ellerin tekbir esnasında kaldırılması meselesinde iki görüş vardır. Bunların birincisi, İmam Şafii'nin ve Ahmed bin Hanbel'in görüşüdür ki, bu görüşe göre rukü’ye giderken ve kalkarken de eller kaldırılır. Bu hususta başta Buharî olmak üzere pek çok muhaddisin yirmiye yakın sahabeden rivayet ettiği hadisler vardır. İkinci görüşe göre ise, sadece iftitah tekbiri esnasında eller kaldırılır. Bu görüşü de destekleyen Ebu Davud ve Nesaî'nin Abdullah bin Mesud radıyallahu anhtan rivayet ettiği hadisler vardır. Birinci görüş sahipleri ikinci görüş sahiplerinin dayanağı olan hadislerin zayıf olduğunu söylemişlerdir. Netice olarak Ebu Hanife (r.a.) aleyhin, kendi zevkine göre bir iş yapması söz konusu değildir. Mezhebinde büyük oranda etkisi bulunan Abdullah bin Mesud radıyallahu anh’ın rivayeti ile amel etmektedir. Bize düşen, bu tür konularda tartışma yerine, amelimizi ihlâsla ve sürekli yapmaya çalışmaktır. Bir de, asırlardır tartışılmış ve üzerinde yığınla eser yazılmış meseleleri yeni keşfetme heyecanı ile ortaya atılmamak olmalıdır. Allah'a emanet olunuz.
İmam Ebu Hanife (rahmetullahi aleyh) ile İmam Maturidi (rahmetullahi aleyh) arasında zaman farkı vardır. İkisi arasındaki zaman farkı, meselelerin de büyümesi demektir. İmam Maturidi’nin zamanındaki meseleler, İmam Ebu Hanife zamanında olmayan meselelerdi denebilir. İmam Maturidi, İmam Ebu Hanife’nin ilkeleri üzerinden zamanının gerekenini yaptı. İki ayrı ekol gibi görülmelerini gerektirecek bir sonuç yoktur. Allah Teâlâ her ikisine de rahmeti ile muamele buyursun.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Sizin özel bir durumunuz var; eğer cuma namazını tek değil de cemaatle kılıyorsanız inşaallah bir sıkıntısı yoktur.
Selamünaleyküm. Kıldığımız namazı kılanların arkasında namaz kılarız. Bilerek kalbimize sıkıntı verecek bir yere de gitmeyiz. Ortasını bulmaya çalışırız. Allah kabul buyursun.
Mümin en iyinin talibidir ama en iyi iddiası ile vakit geçiren biri değildir. Hatasızlık arayışı yanlıştır. Hatalı ve eksik de olsa cemaat içinde olmak gerekir; daha az hatalısını ve daha mükemmelini bulduğumuzu görürsek ve bu görüşümüzde duygusal değilsek farklı yere geçebiliriz. Bu bizim adımıza bir hıyanet değildir. Zira asıl olan dinimizdir. Dinimiz adına oluşturulan kurumları din yerine koymak bir hatadır. Böyle bir kurumdan ayrılmanız halinde de kardeşlik hukukunu koruyun; binalardan ayrılmak kardeşlik halkasından ayrılmak değildir. Mümin kardeşleriz, kardeşliğimiz teşkilatlarımızdan değerli olmalıdır.
En ön saf, esasen oraya ilk gelenindir. Ama imamın yerine geçebileceklerin imamın arkasında bulunması Sünnet'tir.
Selamünaleyküm. İmamınız doğru yapmış. Sehiv secdesi gerektiği halde unutulsa bile namaz kabul olur. Gerekmeden yapılsa da namaza zarar vermez. Allah ibadetlerimizi kabul buyursun. Bütün mü'min kardeşlere selamlar ederiz, bize de udalar ediniz.
Selamünaleyküm. Hanefi uleması, Allah Teala'nın okunduğunda Kur'an'ın dinlenmesini emreden ayetine binaen imamın okuyuşunu, imama uyanın da okuyuşu gibi saymışlardır. Bu husustaki fıkhi tartışmalar oldukça uzundur ve pek çok ayet hadis üzerinden yapılmıştır. Şunu bilmemiz gerekir: Fukahanın tartıştığı meseleler hırsların tatmini uğruna yürütülmüş tartışmalar değildir. Belli bir ilmi ağırlığın gereği olan bu tartışmalarda ümmet için büyük hayırlar vardır. Fatiha meselesine gelince, imamın namazı ona uyanın namazı olduğu için imamın okuduğu Fatiha da ona uyanın Fatiha'sı sayılmıştır. Yoksa Fatiha'sız namaz yoktur. Allah'a emanet olunuz.