Fetva Meclisi
Soru
Hocam, enişteme zekât verdim. Bu parayı kendi evi ve çocuklarının ihtiyaçları için harcaması caiz olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
100 gram altın varsa bu zenginlik nisap miktarını geçmiş demektir. Kiracı olmak, evin veya araban olmaması, tek başına zekât almayı caiz kılmaz. Eğer sana halini bilmeden zekât verildiyse en güzeli o kişilere durumu izah etmek ve o parayı iade etmektir. Ama sen hâlini anlattığın hâlde, onlar sana yine de veriyorsa o zaman aldığın parayı çocuklarının ihtiyaçları için kullanmanda bir sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Verilen zekât paralarını veya yardımları çocuğun hesabına alabilirsin. Harcarken de ona harcarsın. Allah size sabırlar ihsan etsin.
Öğrenci fakir ise zekât alabilir. Öğrenci olduğu için değil de fakir olduğu için ona zekât verilmiş olur. Sizin zaten vereceğiniz zekâtı çocuğunuzun öğretmenine vereceğiniz ücretle örtüştürmeniz ise uygun olmaz.
Enişteye, normal şartlar kedisinde tahakkuk ediyorsa zekât vermekte bir sakınca yoktur. Allah kabul etsin.
Altınınızdan borcunuzu çıkardığımızda altınınız yine nisabın üstünde olduğundan zekât vermeniz gerekir.
Selamünaleyküm. Direkt öğrenciye verilmesi zekât olarak geçerli olması için yeterlidir. O öğrenciden yarı zorla masrafa harcatılması ise takdir edersiniz ibadete şüphe getirir. Bu nedenle öğrencilere masrafları karşılamak için onlara da yükümlülük düşeceğini izah ettikten sonra onlara verilecek paradan bunu karşılamalarını isteyerek bir nebze kolaylaştırılabilir mesele.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Bir malın (veya yemeğin) sahibi kimse, onun izni olmadan vermek caiz değildir. Hadislerde de "Bir Müslümanın malı, kendisinin rızası olmadan helal değildir." (Ebu Davud, Büyû' 54) buyrulmuştur. Dolayısıyla anneniz yemeği yapıp size emanet ediyorsa ve sizin de onun izni olmadan başkasına vermeniz söz konusuysa, bu emanete ihanet olabilir. Hırsızlık gibi büyük günahlar kategorisine girmez ama kul hakkına girme riski vardır. Çünkü anneniz o yemeği ev halkı için yapıyor ve onların hakkı olabileceğini düşünüyor olabilir. Eğer anneniz izin vermezse, kendi kazancınızla, kendi aldığınız yiyecekleri dilediğiniz gibi paylaşabilirsiniz. Bu durumda hiçbir sakınca olmaz, hatta çok büyük bir sevap kazanırsınız. Belki "Bu kişi yemek yapamıyor, ona bazen yardım etmek istiyorum, senden gizli yapmak istemem." derseniz, anneniz de daha yumuşak yaklaşabilir. Buna rağmen anneniz kesinlikle istemiyorsa, kendi imkânlarınızla yemek alıp ona vermeniz daha temiz ve gönül rahatlığıyla yapılabilecek bir iyilik olur.
Kadın, evlendikten sonra eşinin izni olmadan evden çıkamaz mı? Kadın, meşru bir gerekçe ile evden çıkabilir ve akraba veya arkadaşlarını ziyaret edebilir. Ancak kocasının izni olmadan gereksiz yere sürekli dışarı çıkması doğru görülmemiştir. Ancak burada "izin" kelimesi yanlış anlaşılmamalıdır. Kadın, anne-babasını ve mahremlerini ziyaret etme hakkına sahiptir. Kadının sosyal hayatı tamamen kısıtlanamaz. Eş, kadının İslam’a uygun olan arkadaşlıklarını tamamen yasaklayamaz. Bir erkek, eşinin akraba veya arkadaşlarıyla görüşmesini ancak şu durumlarda sınırlayabilir: 1) Eğer o çevre, evliliğe zarar veriyorsa eşinin arkadaşları veya ailesi, evliliğe fitne sokuyorsa, yanlış yönlendiriyorsa, koca bu konuda hakkaniyetli bir şekilde önlem alabilir. Örneğin: Eğer eşinin arkadaşları sürekli ona evliliği kötülemeye, kocasına karşı doldurmaya çalışıyorsa, burada bir denge kurulması gerekir. 2) Eğer gittiği yerler haram veya şüpheli ortamlarsa kadın, İslam’a aykırı bir ortamda vakit geçiriyorsa (dedikodu, haram olan eğlence vb.), koca bunu engelleme hakkına sahiptir. Ama İslam’a uygun bir arkadaş çevresi varsa, bu kısıtlama olmaz. 3) Ev içindeki denge bozuluyorsa, kadın, sürekli dışarı çıkıp evi ihmal ediyorsa, koca bu konuda uyarıda bulunabilir. Ama kadın, eşinin ve çocuklarının hakkını gözetiyorsa, kısıtlama gereksiz olur. Evlilik öncesinde bu konuları açıkça konuşun. Eş adayın, akraba ve arkadaş ilişkileri konusunda katı mı, esnek mi olduğunu bilmek çok önemli. Allah hayırlı kapılar açsın, gönlünüze huzur versin.
Bir tarlayı veya bahçeyi sahibinden kiralayan veya hediye/ikram gibi bir sebeple kullanan kim ise oradaki ürünün zekâtını da o verir. Çıkan ürün zekât nisabına (yaklaşık bir ton) ulaşıyorsa zekât verir.
Kulluk zaten bu yoğunlukta yapılır, uzayda kul olacak değildiniz. Abartmaktan vazgeçiniz. Herkes, her kadın sizin gibi birilerinin bir şeyleri oluyor. Herkesi ağırlığına göre sıraya koyun. Sonra da herkese hakkı kadar vakit ayırın. 1-Allah. 2-Eşiniz. 3-Çocuklarınız. 4-Anne babanız. 5-Kayınpederiniz, kaynananız, eltileriniz, görümceleriniz, komşularınız, akrabalarınız ve insanlar... 6-Hayvanlar. Sırayı bozmayın. Birinden artmadan diğerine geçmeyin. Rahat edersiniz.
Evlilik, karı-kocanın karşı tarafa kendi doğrularını dayatmaları değil birbirlerinde gördükleri hataları incitmeden ve incinmeden düzeltme işidir. Dolayısıyla eşinle değil yanlışlarıyla mücadelen olsun. Bu mücadeleni ne eylem ne de söylemle gerçekleştir. Yaşam tarzınla göster. Örneğin eşinin bir kusurdan dolayı gidil(e)mez gördüğü bir yere gitmenin daha doğru olduğunu düşünüyorsan eşini oraya gitmeye zorlama; kendin git. Misafir davet etmek istediğinde abartılı ikram olmamak şartıyla davet edebilirsin. Eşin ilgilenmek istemezse sen hizmet et. Basit ikramlarla bu sorunu da çözebilirsin. Ayrıca eşinle ilgili bahsettiğin konular boşanmayı gerektiren bir durum değildir. Hanımın sana, çocuklarına ve işe gittiğinde evine karşı vazifelerini yerine getiriyorsa evliliğe ait önemli derecede sorumluluğu yerine getiriyor demektir. Çevrenle ilişkilerini sağlam tutmak da seni ilgilendiren bir durumdur. Bildiğin doğrulardan vazgeçmeni tavsiye etmiyorum. Yalnızca duruş ve kararlılığınla kaba olmadan biraz da yeri geldiğinde esneterek bilinçli davranmanı söylüyorum.
Karı-kocanın arasını bozmak isteyen kimseler akraba bile olsalar küsmeden uzak kalınmalıdır. Bu denge mutlaka korunmalıdır. Fakat sen anne-babanın olumsuz ilişkilerinden etkilenmemeye gayret etmelisin. Daha çok gençsin. Kendini aile içi kavgalarla yıpratma. Anne babanın birbirlerine ihtiyaç duyduğunda belirli bir yerde ve zamanda uzlaştığı olur. Dolayısıyla sen anne babanın örtülü kavgalarında sakın müdahil olma, ilgilenme. Sen kendini bilgili ve kültürlü bir hanım kızımız olarak yetiştirmeye çalış. Allah yardımcın olsun.