Fetva Meclisi
Soru
Zekât verirken, mesela dükkândaki mallarımın zekâtını verirken malın kendisini değil de piyasa değerini zekât olarak versem olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Hanefi mezhebi uleması zekâtın bedel olarak verilmesini caiz görmüşlerdir. Bu şu demektir: Ürettiği kumaşın zekâtını verecek olan kumaş verebileceği gibi kumaşın değeri olan parayı da verebilir. Aynı şekilde paranın zekâtı verilirken onu bir daireye dönüştürüp daire veya dükkân olarak da vermek mümkündür.
Hüküm olarak özellikle de Hanefi mezhebi içtihadında ticaretle iştigal eden bir Müslüman’ın nakit veya sattığı maldan zekâtını verebilir. Bunun için şu inceliklere dikkat etmesi gerekir: Eşyadan zekât verirken verdiği malı toptan piyasa fiyatı üzerinden hesaplamalıdır. Çünkü satış fiyatı tacirin kendisinin belirlediği bir fiyat olarak hileye neden olabilir. Mümkün olduğu kadar da fakirin lehine olanı tercih etmelidir. Yani fakirin işine yarayacak olan hangisi ise onu yapmalıdır. Özellikle fakirin işine yaramayacak eşyayı zekât olarak vermek uygun olmaz. Zekât veren Müslüman, nakit sıkışıklığı gibi makul bir nedenle bunu yapabilir ama mesela elde kalmış mallardan kurtulmak gibi bir hile için bunu yapmamalıdır. Zira zekât bir ibadettir, ibadetler Allah katında niyetlere göre değerlendirilir.
Hayvanların zekâtı, kendi cinsinden verilebileceği gibi değerleri üzerinden para olarak da verilebilir. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 2/41) Ancak fakirin yararına olanı tercih etmek daha uygundur.
Fitre konusunda mevcut uygulama Hanefi mezhebine göre yapılmaktadır. Müslüman, keyfini gütme maksadı taşımadıkça mezheplerden birine uygun bir iş yaptığında biiznillah hakka uymuş olur. Allah yardımcımız olsun.
Ticaret mallarının zekâtı, malın değeri üzerinden hesaplanıp parayla verilebileceği gibi malın kendi cinsinden de verilebilir.
Fukahanın önemli bir bölümü zekâtın nakit olarak gerektiği zaman nakit olarak verilmesini uygun bulmuştur. Hanefi fukahası ise örnekte söylediğiniz gibi parayı karta dönüştürmenin caiz olacağı kanaatindedir. Bu iki içtihat arasında fakirin maslahatına olanı tercih etmek gerekir. Evinin yakıtını karşılayamayan bir fakire örnek olarak market kartının verilmesi acil olmayanın verilmesi gibi bir durum oluşturacaktır. Bu ayrıntıya dikkat ederek hareket etmek isabetli olur.
fidye konusundaki diğer fetvalar
Ciddi ve sürekli bir tevbe yapın önce. O tevbe sizin kurtuluşunuz olur biiznillah. Çokça istiğfar edin. Geçmiş için yapabileceğiniz budur. Bundan sonrakiler için ise tutamadığınız her gün için bir fidye verirsiniz.
Fidye vermeniz durumunda evinizde maişet sıkıntısı çekecek kadar zorlanacaksanız vermeyebilirsiniz. Onun yerine istiğfar edersiniz, dua edersiniz. Allah Teâlâ afiyet versin.
İlk fırsatta kaç gün tutmadı isen o kadar gün ara ara da olsa tut. Böyle bir hata işlediğin için çok samimi bir tevbe yap. Yeni oruçlarına samimi sarıl, aksatma. Bu kadar. Allah kabul buyursun.
Eğer kendinize ait maddi imkânınız yoksa Hanefi mezhebini esas alarak yalnızca geçmiş günlerin kazasını tutun. Ama zenginseniz (babanızın veya annenizin zenginliğini kastetmiyorum) geçirdiğiniz Ramazan aylarını kaza ederken ayrıca her geciken yıl için de her güne ait bir müdd fidye (130 TL) vermeniz gerekir. Dokuz yıl önce yalnızca bir gün kazaya kalmış bir orucun bugün kaza edileceğini farz edersek "bir gün kaza, dokuz fidye" ödemeniz gerekir. Kalanını buna göre hesap edersiniz. İfade ettiğim üzere yapamazsanız bu konuda Hanefi mezhebini taklit ederek yalnızca tevbe ve kaza edebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Allah şifalar versin. Fidye vermek için iyileşme ümidi olmamak gerekir. Doktor bu konuda size bundan sonra oruç tutamayacağınıza dair kesin bir tanı koyduysa fidye verebilirsiniz. Aksi takdirde fidye verseniz de iyileştiğinizde oruçlarınızı tutmak zorundasınız.
FİDYE oruç tutamamış ama bir daha da tutması mümkün olmayan için verilir. Sadece kazaya kalmış olması yeterli değildir. Bir kişi oruç tutamamıştır ve yaşlılık, müzmin hastalık gibi bir nedenle de ileriki dönemlerde tutması mümkün gözükmüyorsa o FİDYE verir. Kişiye fidye gerektikten sonra yıllar sonra da olsa onu yerine getirir, fidye de zaman aşımı olmaz.