Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Ticaret malının zekâtı kendi cinsinden ödenebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Zekâtı kıyafet olarak vermekte bir sakınca yoktur. Maliyeti kaç para ediyorsa o kadar zekât vermiş sayılırız.
Hayvanların zekâtı, kendi cinsinden verilebileceği gibi değerleri üzerinden para olarak da verilebilir. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 2/41) Ancak fakirin yararına olanı tercih etmek daha uygundur.
Kâr amacıyla alınıp satılan mallara “ticaret malları” denir. 24 ayardan 80,18 gr. altın değerinde ticaret malına sahip olan kişinin, nisap miktarı mala sahip olmasının üzerinden bir kamerî yıl geçmesi hâlinde, kırkta bir (% 2,5) oranında zekâtını vermesi gerekir. Zekât, diğer şartlar yanında, hakikaten veya hükmen elde mevcut bulunup üzerinden bir kamerî yıl geçen maldan verilir. İleride sağlanması muhtemel artışlar zekâtın hesaplanmasında dikkate alınmaz. Ticaret malları için de aynı ilke geçerlidir. Bu itibarla, ticaret malının zekâtı verilirken, satıldığı takdirde elde edilecek kâr dikkate alınmadan sanki malın bizzat kendisinden zekât veriyormuş gibi zekât hesaplama anındaki cârî/güncel değeri esas alınır.
Selamünaleyküm.Zekât vermeyebilir.
a- Ticaret mallarının içinden çıkarıp verileceği gibi bedelleri, b- Altının yerine karşılığı gümüş veya aksi, c- Tarım ve hayvanlarının zekâtının değeri, d- Ramazan fitresinin değeri yani para olarak karşılığı, e- Fidye ve kefaretlerin değerleri verilebilir. Hanefi mezhebi fukahasının görüşü bu şekildedir. Diğer fıkıhlarda da büyük bir fark yoktur.
Siz zaten zekât veren bir mü'min idiniz. Altın ve gümüşü ağırlıkları ile hesaplayıp zekâtını veriyordunuz. Bu takıları da size maliyeti üzerinden hesaplayıp, maliyetleri üzerinden elinizdeki diğer zekât maddelerine ilave edin. Toplamın zekâtını verin. Şöyle de özetleyebiliriz: Altın ve gümüşü, diğerlerini ticari değeri üzerinden hesaplayın. Hepsinin aynı bütçeyi oluşturmasında sakınca yoktur.
ZEKAT ve SADAKA konusundaki diğer fetvalar
Altın ticareti yapan bir kimse zekâtını sahip olduğu altın ve elde ettiği gelirin toplamı üzerinden verir. Ayarları veya ağırlıkları ne olursa olsun altın ticareti yapan kimsenin elinde bulunan altınların toplamı 24 ayardan 80,18 gram altın değerine ulaştığında, kırkta bir (% 2,5) oranında zekât verilmesi gerekir. Zekât yıllık bir ibadet olduğu için zekât verme zamanı bir kameri yıl üzerinden hesaplanır. Söz gelimi, geçen yılın zekâtı 15 Ramazan’da hesaplanmışsa, yeni yılın zekâtı 15 Ramazan’da elde mevcut altın esas alınarak hesaplanır. Yıl içinde altın miktarında meydana gelen artışlar ve eksilmeler dikkate alınmaz. Ticaret için olan ziynetlerin zekâtı, sırf maden değerleri üzerinden değil; işçilik, kullanılan kıymetli taşlar vb. şeyler dâhil güncel maliyet değeri üzerinden hesaplanır. Kuyumcu olmayanlar için ise bozdurma fiyatı üzerinden zekât verilir.
Günümüzde mübadele aracı olarak kullanılan para, kâğıt paradır. Para, eşyanın bedeli olarak kullanılmakta, alım-satım onunla yapılmakta, işçi ücretleri, memur maaşları vs. onunla verilmekte ve zenginlik ölçüsü kabul edilmektedir. Dolayısıyla kâğıt para, altın ve gümüşün mübadele vasıtası olarak yapmış olduğu görevi yüklenmiştir. Bu itibarla, altın ve gümüşün zekâtının verilmesi gerektiği gibi kâğıt paranın da zekâtı verilmelidir. (Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erbe‘a, 1/549; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 3-1821)
Birbirinden farklı ayardaki altınların zekât nisabı, 24 ayardan 80,18 gram altın değeri üzerinden hesaplanır. Buna göre, ayarları veya ağırlıkları ne olursa olsun kişinin elinde bulunan altınların toplamı 24 ayardan 80,18 gram altın değerine ulaştığında kırkta bir (% 2,5) oranında zekât verilmesi gerekir.
Altın ve gümüşten yapılmış ziynet eşyaları, zekât için gerekli diğer şartları da taşıdığı takdirde Hanefîlere göre zekâta tâbidir. Bu itibarla altından yapılmış ziynet eşyaları, 24 ayardan 80,18 gr. veya daha fazla olup üzerinden de bir yıl geçmiş ise kırkta bir oranında zekâtları verilir. Altın ve gümüş dışındaki maden ve taşlardan mamul ziynet eşyası ise zekâta tâbi değildir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 2/243) Şâfiî mezhebine göre ise kadının mutad ölçülerde ve israfa kaçmayacak şekilde ziynet olarak kullandığı altın ve gümüş takılar, aslî ihtiyaç sayıldığından bunlardan zekât gerekmez. Ancak ziynet eşyası olarak değil de tasarruf amaçlı saklandığında bunların zekâtı verilmelidir. (Nevevî, el-Mecmu’, 6/35-36, 46; Şirbînî, Muğni'l-muhtâc, 2/99; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/41-42)
Ticaret maksadıyla elde bulundurulan taşınmaz mallar zekâta tâbidir. Kişilerin ticarî amaçlı olarak alıp sattıkları taşınmaz mallar da bu kapsamda yer alır. Buna göre, büro ve mesken gibi kullanım amaçlı olmayıp alıp satmak amacı ile kişilerin ellerinde bulundurdukları taşınmazların, bir yıllık borçlar çıktıktan sonra değerleri nisap miktarına ulaşmış ve üzerinden bir kamerî yıl geçmiş ise kırkta bir (% 2,5) oranında zekâtının verilmesi gerekir. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 2/6, 20) Ticaret amaçlı olarak alıp satmak üzere elde bulunan taşınmazların zekâtları, zekât hesaplama anındaki cari/güncel değeri üzerinden verilir. Ev, dükkân, tarla veya bağ-bahçe yapma niyetiyle satın alınan arsalar ise zekâta tâbi değildir.