Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Ticaret malının zekâtı nasıl hesaplanır?
Cevap
Benzer fetvalar
Ticaret maksadıyla elde bulundurulan taşınmaz mallar zekâta tâbidir. Kişilerin ticarî amaçlı olarak alıp sattıkları taşınmaz mallar da bu kapsamda yer alır. Buna göre, büro ve mesken gibi kullanım amaçlı olmayıp alıp satmak amacı ile kişilerin ellerinde bulundurdukları taşınmazların, bir yıllık borçlar çıktıktan sonra değerleri nisap miktarına ulaşmış ve üzerinden bir kamerî yıl geçmiş ise kırkta bir (% 2,5) oranında zekâtının verilmesi gerekir. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 2/6, 20) Ticaret amaçlı olarak alıp satmak üzere elde bulunan taşınmazların zekâtları, zekât hesaplama anındaki cari/güncel değeri üzerinden verilir. Ev, dükkân, tarla veya bağ-bahçe yapma niyetiyle satın alınan arsalar ise zekâta tâbi değildir.
Altın ticareti yapan bir kimse zekâtını sahip olduğu altın ve elde ettiği gelirin toplamı üzerinden verir. Ayarları veya ağırlıkları ne olursa olsun altın ticareti yapan kimsenin elinde bulunan altınların toplamı 24 ayardan 80,18 gram altın değerine ulaştığında, kırkta bir (% 2,5) oranında zekât verilmesi gerekir. Zekât yıllık bir ibadet olduğu için zekât verme zamanı bir kameri yıl üzerinden hesaplanır. Söz gelimi, geçen yılın zekâtı 15 Ramazan’da hesaplanmışsa, yeni yılın zekâtı 15 Ramazan’da elde mevcut altın esas alınarak hesaplanır. Yıl içinde altın miktarında meydana gelen artışlar ve eksilmeler dikkate alınmaz. Ticaret için olan ziynetlerin zekâtı, sırf maden değerleri üzerinden değil; işçilik, kullanılan kıymetli taşlar vb. şeyler dâhil güncel maliyet değeri üzerinden hesaplanır. Kuyumcu olmayanlar için ise bozdurma fiyatı üzerinden zekât verilir.
Birikmiş altın ve para ya da zekâtı gereken değerli eşya, ticaret malı hakkında şöyle bir uygulama yapılabilir: - Altın/gümüş, para cinsi, satılık ticari eşya (menkul/gayrimenkul), alacaklar artı hanesine yazılır. Borçlar eksi hanesine yazılır. Borçlar düştükten sonra geride kalan rakam toplam olarak SEKSEN BİR GRAM altın değerinde ise bu mü'min zekâta muhatap mü'mindir. Bu durum ilk defa gerçekleşiyorsa yani bu kadar mala ilk defa sahip oluyorsa o tarihten itibaren 355 gün (bir kameri yıl) geçtikten sonra zekât verilir. Bu da gösteriyor ki zekât, ticari mallarda, değerli eşyada üzerinden bir yıl geçincedir. Ondan sonra her yıl o tarihte aynı hesap yapılır. Elde kalan rakam seksen bir gram altının değerinin altına düştü ise o yıl zekât yoktur. Aynı seviyede ise veya arttı ise yekünün zekâtı verilecek.
Malın zekâtı verilmesi için iki şart önemlidir. Birincisi mal NİSAB miktarına ulaşmış olmalıdır. İkincisi de nisab miktarına ulaşmış malın üzerinden bir HİCRİ YIL (355 gün) geçmelidir. Nisab altın üzerinden belirlenir, diğer zekât mallarına da o değer uygulanır. Bu ölçü 81 gramdır. (Net rakamla 80.18 gram.) Bu kadar altın veya bu kadar altının karşılığı olan para, ticaret malı zekât için nisaba ulaşmış demektir. İkinci şart olan yıl geçmesi de hicri yıl üzerinden hesaplanır. O da 355 gündür. Zekât için hesaplanan malın sahibinin elinde bir yıl beklemiş bir mal olması gerekir. Nisaba ulaştığı andan itibaren bu bir yıl başlamış olur, yıl bitince de zekât gerekir. Nisab miktarı mal ile zekât sürecini başlatan bir Müslüman yıl içinde o maldan harcar veya bir yolla mal azalırsa yıl sonunda elindeki kalanın zekâtını verir sadece. Eğer elinde kalan nisaptan daha az ise zekât vermez. Aynı şekilde yıl içinde mala katılmış ve çoğalmış ise o katılanın yılı dolmadığı halde onu da yılı dolmuşa katarak zekâtını vermiş olur. Uygulama böyledir.
Hisse/pay senedi, şirket sermayesindeki belli bir payı temsil eden ve bu miktar üzerinden sahibine ortaklık hakkı veren bir menkul kıymettir. Bir şirketin hissesine sahip olan kimse, dolaylı olarak o şirketin aynî malları, nakit/finansal varlıkları, hak ve borçları gibi tüm varlıkları yanında bu varlıkların kârına ve zararına ortak olur. Buna göre -payları borsada işlem görsün veya görmesin- bir şirkette hisse sahibi olan kimse, şirkete ait nakit ve nakit hükmünde olan (altın, çek vb.) varlıklar, tahsili umulan ticarî alacaklar, hammadde, mamul veya yarı mamul cinsinden ticarî mallar, satış amaçlı elde bulundurulan menkul ya da gayrimenkuller ve finansal yatırım varlıklarından borcu dışında payına düşen miktar, tek başına ya da zekâta tabi diğer mallarıyla birlikte nisap miktarına ulaşır ve üzerinden de bir yıl geçerse % 2,5 oranında zekât vermesi gerekir. Şirketin zekâta tâbî varlıklarından kendi hissesine düşen miktar konusunda bilgisi bulunmayan hisse sahibi ise araştırma yapar ve araştırma sonucunda oluşan zann-ı galibine göre zekâtını verir. Diğer taraftan borsa üzerinden ticaret (alıp satarak kazanç sağlama) amaçlı satın alınan pay senetleri, zekât açısından ticaret malı gibi değerlendirilir ve değeri üzerinden % 2,5 oranında zekâta tabî olur.
Ticari bir mal olduğunda araziler de zekât malıdır, para gibi onların da zekâtı verilmelidir. Arazilerin zekâtı ile alakalı olarak şu ayrıntılara dikkat etmeliyiz: Arazilerin de nisaba yani zekâtın gerekli olması için şart olan ölçüye ulaşması gerekir. Nisab 81 gram altın veya onun değeridir. Yani elimizdeki arazinin o günkü değerinin 81 altın tutarında olması gerekir. Bu rakam ve daha fazlası arazinin değeri olunca arazimiz nisaba ulaşmış demektir ve zekâtı verilir. Arazi için zekât farz olunca verilecek miktar değerinin % 2,5 kadarıdır. Zekâtın arazi için farz olmasında yıl şartı vardır. Tıpkı parada olduğu gibi üzerinden yıl geçince zekât farz olur. Yıl için de hicri yıl geçerlidir. Bu da üç yüz elli beş gündür. Araziye bir ticari meta olarak sahip olduğu günden itibaren bir yıl sayar ve sonunda zekâtını verir. Arazinin ekonomik değerini, zekât farz olduğu günkü piyasa üzerinden değerlendirir. Üzerinde yapılanma devam eden (inşaat, ifraz gibi…) arazilerin zekâtı, zekât farz olan günün yani yıl sonunun piyasası o hâliyle ne ise ona göre hesap yapılır. Arazinin zekâtını nakit olarak vermekte zorlanan yani elinde nakit bulunmayan, o gün ne kadar zekât vermesi gerektiğini hesaplar ve kendisini zekâta borçlu sayar, ilk fırsatta zekâtını aynı rakamlarla verir. Arazi zekâtı verecek olan nakit çıkarmakta zorlanıyorsa veya arazinin kendisini zekât olarak vermek fakir açısından daha yararlı oluyorsa arazinin kendisinden de zekât verebilir. Piyasa fiyatı üzerinden araziyi değerlendirdikten sonra üzerine farz olan zekâta karşılık gelecek kadar arazi parçasının tapusunu fakire verir. Zekât farzı da yerini bulmuş olur. Arazide ortak olanlar, hisselerinin piyasa değeri kadarının zekâtını verirler.
ZEKAT ve SADAKA konusundaki diğer fetvalar
Ticaret mallarının zekâtı, malın değeri üzerinden hesaplanıp parayla verilebileceği gibi malın kendi cinsinden de verilebilir.
Günümüzde mübadele aracı olarak kullanılan para, kâğıt paradır. Para, eşyanın bedeli olarak kullanılmakta, alım-satım onunla yapılmakta, işçi ücretleri, memur maaşları vs. onunla verilmekte ve zenginlik ölçüsü kabul edilmektedir. Dolayısıyla kâğıt para, altın ve gümüşün mübadele vasıtası olarak yapmış olduğu görevi yüklenmiştir. Bu itibarla, altın ve gümüşün zekâtının verilmesi gerektiği gibi kâğıt paranın da zekâtı verilmelidir. (Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erbe‘a, 1/549; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 3-1821)
Birbirinden farklı ayardaki altınların zekât nisabı, 24 ayardan 80,18 gram altın değeri üzerinden hesaplanır. Buna göre, ayarları veya ağırlıkları ne olursa olsun kişinin elinde bulunan altınların toplamı 24 ayardan 80,18 gram altın değerine ulaştığında kırkta bir (% 2,5) oranında zekât verilmesi gerekir.
Bir yıllık borcu ve temel ihtiyaçları dışında 24 ayardan 80,18 gr. veya daha fazla altına veya bu değerde para veya ticaret malına sahip olan bir kimse, buna mâlik olduğu günden itibaren üzerinden bir yıl geçtiğinde, zekât vermekle yükümlü olur. Zekâta tâbi olan paranın alınan yardımlardan ve burs paralarından oluşması durumu değiştirmez.