Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Altın ticareti yapan bir kimse zekâtını nasıl verir?
Cevap
Benzer fetvalar
Birikmiş altın ve para ya da zekâtı gereken değerli eşya, ticaret malı hakkında şöyle bir uygulama yapılabilir: - Altın/gümüş, para cinsi, satılık ticari eşya (menkul/gayrimenkul), alacaklar artı hanesine yazılır. Borçlar eksi hanesine yazılır. Borçlar düştükten sonra geride kalan rakam toplam olarak SEKSEN BİR GRAM altın değerinde ise bu mü'min zekâta muhatap mü'mindir. Bu durum ilk defa gerçekleşiyorsa yani bu kadar mala ilk defa sahip oluyorsa o tarihten itibaren 355 gün (bir kameri yıl) geçtikten sonra zekât verilir. Bu da gösteriyor ki zekât, ticari mallarda, değerli eşyada üzerinden bir yıl geçincedir. Ondan sonra her yıl o tarihte aynı hesap yapılır. Elde kalan rakam seksen bir gram altının değerinin altına düştü ise o yıl zekât yoktur. Aynı seviyede ise veya arttı ise yekünün zekâtı verilecek.
Kâr amacıyla alınıp satılan mallara “ticaret malları” denir. 24 ayardan 80,18 gr. altın değerinde ticaret malına sahip olan kişinin, nisap miktarı mala sahip olmasının üzerinden bir kamerî yıl geçmesi hâlinde, kırkta bir (% 2,5) oranında zekâtını vermesi gerekir. Zekât, diğer şartlar yanında, hakikaten veya hükmen elde mevcut bulunup üzerinden bir kamerî yıl geçen maldan verilir. İleride sağlanması muhtemel artışlar zekâtın hesaplanmasında dikkate alınmaz. Ticaret malları için de aynı ilke geçerlidir. Bu itibarla, ticaret malının zekâtı verilirken, satıldığı takdirde elde edilecek kâr dikkate alınmadan sanki malın bizzat kendisinden zekât veriyormuş gibi zekât hesaplama anındaki cârî/güncel değeri esas alınır.
Şöyle biliniz: a- Seksen bir gram altın veya o altını satın alabilecek para/değerli kâğıt elinizde olduğu gün sizin için ZEKÂT TAKVİMİ başladı demektir. (Bundan daha fazla da olabilir. Bu rakam ilk başlama rakamıdır.) b- Üzerinden bir kameri yıl (355 gün) geçince o miktar geri gelmişse yani seksen bir gram altının aşağısına gerilemiş ise zekât hesabınız o sene için kapandı demektir. c- O rakam aynı duruyor ya da arttı ise artanlarla beraber toplamın yüzde iki buçuğunu zekât olarak vereceksiniz. (Arada anaparaya katılan miktar için yıl geçmesi gerekmez, o yılı geçene ilave olarak zekâtı verilir.) Allah kabul etsin.
Size şöyle ortalama bir hesap tarif edelim: Elinizde seksen bir gram altın alabilecek para ne zamandan itibaren vardı? Mesela geçen yılın Ramazan ayının birinde ya da bu kurban bayramı arefesinde.. İşte o günü senin mali miladın yap. Her sene o gün bak elinde birikmiş paran seksin bir gram altın değerinden fazla ise sen zekât vereceksin. O altın mesela on bin lira ediyor. Senin elinde de yirmi bin lira var. Yirmi bin liranın yüzde iki buçuğunu zekât vereceksin. Rakam on binin altına düştü ise o sene vermezsin. Dükkânları çalıştırman veya kiraya vermen fark etmez. Sen dükkânların değil elindeki paranın zekâtını veriyorsun.
Selamünaleyküm. Nişanda veya başka bir zamanda eşinize verdiğiniz altınlar onundur. Zekâtını da o verecektir. Onun altınlarının zekâtı sizin sorumluluğunuzda değildir. Eğer emanet olarak verdi iseniz o takdirde de zekâtı siz verirsiniz. Altınların nişanlınıza teslim edildiği tarihin üzerinden bir yıl geçtikten sonra zekât verilir. Bir yıl sonra nişanlınızın elinde kaç gram altın varsa, o GRAMIN yüzde iki buçuğu zekâttır. Onu altının fiyatına bakarak para olarak da verebilirsiniz, altının kendisinden de çıkarıp verebilirsiniz.
Altın 24 ayar olduğu zaman ona tam altın denir. Bu ayar düştükçe altının değeri de düşmektedir. Zekatını hesaplarken de elinizde ne kadar altın bulunduğunu ayar üzerinden hesaplayabilirsiniz. Elinizde çok altın varsa bunu yaparsınız ama az bir miktar için değmeyebilir. 24 ayar altına göre elinizde ne kadar altın bulunduğunu şöyle hesaplayın: Elinizdeki altının gramı ile ayarını çarpın. Sonucu 24’e bölün. Ortaya çıkan rakam saf altına göre sizin elinizdeki altının ne kadar olduğunu öğrenmiş olursunuz. Örnek: 100 gram 18 ayar altını olan şöyle hesap yapar: 100x18=180 180÷24=75 Elimizdeki saf altın miktarı 75 gramdır. Bunun zekâtını veririz.
ZEKAT ve SADAKA konusundaki diğer fetvalar
Ticaret mallarının zekâtı, malın değeri üzerinden hesaplanıp parayla verilebileceği gibi malın kendi cinsinden de verilebilir.
Birbirinden farklı ayardaki altınların zekât nisabı, 24 ayardan 80,18 gram altın değeri üzerinden hesaplanır. Buna göre, ayarları veya ağırlıkları ne olursa olsun kişinin elinde bulunan altınların toplamı 24 ayardan 80,18 gram altın değerine ulaştığında kırkta bir (% 2,5) oranında zekât verilmesi gerekir.
Altın ve gümüşten yapılmış ziynet eşyaları, zekât için gerekli diğer şartları da taşıdığı takdirde Hanefîlere göre zekâta tâbidir. Bu itibarla altından yapılmış ziynet eşyaları, 24 ayardan 80,18 gr. veya daha fazla olup üzerinden de bir yıl geçmiş ise kırkta bir oranında zekâtları verilir. Altın ve gümüş dışındaki maden ve taşlardan mamul ziynet eşyası ise zekâta tâbi değildir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 2/243) Şâfiî mezhebine göre ise kadının mutad ölçülerde ve israfa kaçmayacak şekilde ziynet olarak kullandığı altın ve gümüş takılar, aslî ihtiyaç sayıldığından bunlardan zekât gerekmez. Ancak ziynet eşyası olarak değil de tasarruf amaçlı saklandığında bunların zekâtı verilmelidir. (Nevevî, el-Mecmu’, 6/35-36, 46; Şirbînî, Muğni'l-muhtâc, 2/99; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/41-42)
Emlakçıların ticarî amaçla alıp sattıkları gayrimenkuller zekâta tâbidir. Buna göre, emlakçıların alıp satmak amacı ile mülkiyetlerinde bulundurdukları gayrimenkuller, borçlar düşüldükten sonra değeri nisap miktarına ulaşmış ve üzerinden bir kamerî yıl geçmiş ise kırkta bir (%2,5) oranında zekâta tâbidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/20) Her bir gayrimenkul üzerinden ayrı ayrı bir yıl geçmiş olması şart değildir. Dolayısıyla zekât vermekle yükümlü olduktan sonra mülkiyete geçen emlakın, diğer mal ve emlak ile birlikte hesaplanarak zekâtı verilir. Bu kapsama giren gayrimenkullerin zekâtları verilirken zekât hesaplama anındaki güncel değeri esas alınır.
Günümüzde mübadele aracı olarak kullanılan para, kâğıt paradır. Para, eşyanın bedeli olarak kullanılmakta, alım-satım onunla yapılmakta, işçi ücretleri, memur maaşları vs. onunla verilmekte ve zenginlik ölçüsü kabul edilmektedir. Dolayısıyla kâğıt para, altın ve gümüşün mübadele vasıtası olarak yapmış olduğu görevi yüklenmiştir. Bu itibarla, altın ve gümüşün zekâtının verilmesi gerektiği gibi kâğıt paranın da zekâtı verilmelidir. (Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erbe‘a, 1/549; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 3-1821)