Leylسُورَةُ اللَّيۡلِ
Mekkî· 21 ayet
Sûre hakkında (Kur'an Yolu)
Adı ve âyet sayısı
Nüzûlü
Mushaftaki sıralamada doksan ikinci, iniş sırasına göre dokuzuncu sûredir. A‘lâ sûresinden sonra, Fecr sûresinden önce Mekke’de inmiştir.
Konusu
Sûrede insanoğlunun iki zıt huyundan, cömertlik ve cimrilikten bahsedilir; imanla cömertlik ve imansızlıkla cimrilik arasındaki ilişkiye dikkat çekilir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ
velleyli izâ yagşâ.
Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun.
وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ
vennehâri izâ tecellâ.
Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun.
وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ
vemâ halekazzekera vel'ünŝâ.
Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki:
إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ
inne sa'yeküm leşettâ.
Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.
فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَٱتَّقَىٰ
feemmâ men a'tâ vettekâ.
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
وَصَدَّقَ بِٱلْحُسْنَىٰ
vesaddeka bilhusnâ.
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ
fesenüyessiruhû lilyüsrâ.
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسْتَغْنَىٰ
veemmâ mem behile vestagnâ.
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
وَكَذَّبَ بِٱلْحُسْنَىٰ
vekezzebe bilhusnâ.
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ
fesenüyessiruhû lil'usrâ.
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ
vemâ yugnî anhü mâlühû izâ teraddâ.
O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ
inne aleynâ lelhüdâ.
Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
وَإِنَّ لَنَا لَلْءَاخِرَةَ وَٱلْأُولَىٰ
veinne lenâ lel'âhirate vel'ûlâ.
Şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir.
فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًۭا تَلَظَّىٰ
feenzertüküm nâran telezzâ.
Sizi alevler saçan ateşle uyardım;
لَا يَصْلَىٰهَآ إِلَّا ٱلْأَشْقَى
lâ yaslâhâ illel'eşkâ.
Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz.
ٱلَّذِى كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
ellezî kezzebe vetevellâ.
Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz.
وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلْأَتْقَى
veseyücennebühel'etkâ.
Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur.
ٱلَّذِى يُؤْتِى مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ
ellezî yü'tî mâlehû yetezekkâ.
Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur.
وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعْمَةٍۢ تُجْزَىٰٓ
vemâ liehadin indehû min ni'metin tüczâ.
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.
إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِ ٱلْأَعْلَىٰ
illebtigâe vechi rabbihil'a'lâ.
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.
Sureyi sesli dinle