İslami Delil
Sureler
79

Nâziâtسُورَةُ النَّازِعَاتِ

Mekkî· 46 ayet

Sûre hakkında (Kur'an Yolu)

Adı ve âyet sayısı

          Sûre, adını 1. âyetteki “nâziât” kelimesinden almıştır. Tefsirlerde yaygın olarak bu isimle anılmaktadır (bk. Taberî, XXX, 18; Râzî, XXXI, 27). Buhârî’nin Sahîh’i (“Tefsîr”, 79) ile bazı tefsirlerde ise “Ve’n-nâziât” şeklinde isimlendirilmiştir (Zemahşerî, IV, 211). Bunların dışında “es-Sâhire” ve “et-Tâmme” adlarıyla da anılmaktadır (bk. İbn Âşûr, XXX, 59).

Nüzûlü

Mushaftaki sıralamada yetmiş dokuzuncu, iniş sırasına göre seksen birinci sûredir. Nebe’ sûresinden sonra, İnfitâr sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

Konusu

Sûrede ağırlıklı olarak kıyamet halleri, hesap, ceza ve mükâfat konuları, Allah’ın birliği, peygamberlik ve öldükten sonra dirilme gibi inanç esasları ele alınmış; bu arada Hz. Mûsâ ve Firavun kıssasından bir kesite yer verilmiştir.

  1. بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًۭا

    vennâzi'âti garkâ.

    Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,

  2. وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًۭا

    vennâşitâti neştâ.

    Canları kolaylıkla alanlara and olsun,

  3. وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًۭا

    vessâbihâti sebhâ.

    Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,

  4. فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًۭا

    fessâbikâti sebkâ.

    Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

  5. فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًۭا

    felmüdebbirâti emrâ.

    Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

  6. يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

    yevme tercüfürrâcifeh.

    O gün bir sarsıntı sarsar.

  7. تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

    tetbe'uherrâdifeh.

    Peşinden bir diğeri gelir.

  8. قُلُوبٌۭ يَوْمَئِذٍۢ وَاجِفَةٌ

    kulûbüy yevmeiziv vâcifeh.

    O gün kalbler titrer.

  9. أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌۭ

    ebsâruhâ hâşi'ah.

    İnsanların gözleri yere döner.

  10. يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

    yekûlûne einnâ lemerdûdûne filhâfirah.

    Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"

  11. أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا نَّخِرَةًۭ

    eizâ künnâ izâmen nehirah.

    "Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"

  12. قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًۭا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۭ

    kâlû tilke izen kerratün hâsirah.

    Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."

  13. فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ

    feinnemâ hiye zecratüv vâhideh.

    Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.

  14. فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

    feizâ hüm bissâhirah.

    Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.

  15. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

    hel etâke hadîŝü mûsâ.

    Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?

  16. إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

    iz nâdâhü rabbühû bilvâdilmükaddesi tuvâ.

    Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:

  17. ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

    izheb ilâ fir'avne innehû tagâ.

    "Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."

  18. فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

    fekul hel leke ilâ en tezekkâ.

    "Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"

  19. وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

    veehdiyeke ilâ rabbike fetahşâ.

    "Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."

  20. فَأَرَىٰهُ ٱلْءَايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

    feerâhül'âyetelkübrâ.

    Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.

  21. فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

    fekezzebe ve'asâ.

    Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.

  22. ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

    ŝümme edbera yes'â.

    Geri dönüp yürüdü.

  23. فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

    fehaşera fenâdâ.

    Adamlarını toplayıp seslendi:

  24. فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

    fekâle ene rabbükümül'a'lâ.

    "Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.

  25. فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

    feehazehüllâhü nekâlel'âhirati vel'ûlâ.

    Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.

  26. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّمَن يَخْشَىٰٓ

    inne fî zâlike le'ibratel limey yahşâ.

    Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.

  27. ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا

    eentüm eşeddü halkan emissemâü. benâhâ.

    Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

  28. رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

    rafe'a semkehâ fesevvâhâ.

    Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

  29. وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

    veagtaşe leylehâ veahrace duhâhâ.

    Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.

  30. وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

    vel'arda ba'de zâlike dehâhâ.

    Ardından yeri düzenlemiştir.

  31. أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

    ahrace minhâ mâehâ vemer'âhâ.

    Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.

  32. وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

    velcibâle ersâhâ.

    Dağları yerleştirmiştir.

  33. مَتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ

    metâ'al leküm velien'âmiküm.

    Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.

  34. فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

    feizâ câetittâmmetülkübrâ.

    Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

  35. يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ

    yevme yetezekkerul'insânü mâ se'â.

    Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

  36. وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

    vebürrizetilcehîmü limey yerâ.

    Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.

  37. فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

    feemmâ men tagâ.

    İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

  38. وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

    veâŝeralhayâteddünyâ.

    İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

  39. فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

    feinnelcehîme hiyelme'vâ.

    İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

  40. وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ

    veemmâ men hâfe mekâme rabbihî venehennefse anilhevâ.

    Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

  41. فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

    feinnelcennete hiyelme'vâ.

    Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

  42. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا

    yes'elûneke anissâ'ati eyyâne mürsâhâ.

    Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.

  43. فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

    fîme ente min zikrâhâ.

    Nerde senden onu anlatması?

  44. إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

    ilâ rabbike müntehâhâ.

    Onun bilgisi Rabbine aittir.

  45. إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا

    innemâ ente münziru mey yahşâhâ.

    Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.

  46. كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

    keennehüm yevme yeravnehâ lem yelbeŝû illâ aşiyyeten ev duhâhâ.

    Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.

Sureyi sesli dinle

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.