Fetva Meclisi
Soru
Sayın Hocam. Fıkh-ı Ekber'in Aliyyül Kari şerhinin 132. sayfasında şöyle bir paragraf beni şaşırttı: "Abdulkadir Geylani'nin El-Ganiyye adlı kitabında (c. I, s.80) kurtuluşa ermeyen fırkadan bahsederken: ‘Kaderiyye taifesi bunlardandır’ dedikten sonra onlardan bazılarını zikrediyor. Sonra şöyle diyor: ‘Hanefiler de bunlardandır. Hanefiler, İmam-ı Âzam Ebu Hanife’nin mezhebine mensup olanlardır. Hanefiler şöyle inanırlar: İman, Allah ve Resulün Allah tarafından getirdiği hükümleri topluca bilmek ve ikrar etmekten ibarettir.’ " Bu ifadeler ile ne demek istemiştir Abdulkadir Geylani? Neden böyle bir ifade kullanmıştır? Allah, işlerinizde muvaffak kılsın Hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Değerli kardeşim, haklısın hem de çok haklısın. Ne diyebileceğimi bilemiyorum. Ümmet olarak içinde bulunduğumuz hali görmezden gelip kısır bir konu yumağı içinde boğulan ve ilimden de öyle veya böyle nasibi olmuş kimselere ne diyebilirsin ve desen ne olur, kim dinler? Bugüne kadarki tecrübelerim bana gösterdi ki, o sözünü ettiklerini kendi gündemleri ile baş başa bırakmak en evla olanıdır. Onlara tek bir kelime bile anlatmak ve onları ikna etmek mümkün değildir. Elbette Rabbimin rahmet ettikleri müstesnadır. Ben böyle düşünüyorum, size de dininizi yaşamak ve verebildiğiniz kadar insanlara bir şeyler vermeye çalışmak ve Allah’tan affımızı dilemeyi tavsiye ederim. Allah’a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Hicrî 538'de vefat eden Zemahşerî, kendi alanında önemli isimlerden biridir. Tefsir alanında Zemahşerî ismini büyük olarak kabul etmek ve örnek vermek hakkaniyet gereğidir. Ancak her insan için geçerli olan 'hatadan masum olmamak' Zemahşerî için de geçerlidir. Allah ona da bize de mağfireti ile muamele buyursun; i'tizal meyli yani mutezile akımı onda ağır basmaktadır. Ayetler arasında serpiştirdiği i'tizal anlayışını ancak o alanda uzman olanlar ilk okuyuşta anlayabilir. Güçlü dili sayesinde fikirlerini iyi serpiştirmiştir.Kur'an kıraatleri arasındaki tercih cesareti de dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Peygamber aleyhisselam hakkında da bir tefsir kitabında bulunmaması gerekecek düzeyde 'ölçüyü aşmış' sözleri vardır. Bu sebeple de ciddi tenkitler görmüştür. Zehebî, onu anlatırken ilmindeki derinlikten söz etmekle beraber bu yönlerine de dikkat çekmektedir.Bir başka mesele de mevzu hadis konusundaki gevşekliğidir.Bir tefsir kitabı olarak araştırmacılar düzeyinde ikinci derecede önemli bir kaynak şeklinde kullanılabilir. Bir vaiz için ise gereksiz ve zararlı denebilir.Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Düşüncenize katılıyorum ama bir hususu da ilave etmeliyim: Ebu Hanife'nin döneminde, öyle kitaplara ihtiyaç yoktu. İslam fiilen vardı, o kitabı yazan toplumdan tecrit edilebilirdi. Toplum, İslam'ın kendisi yerine felsefesi ile meşgul olunca o tip kitaplara meydan açılmış oldu. Filistin başta olmak üzere, dünyanın her yerindeki Müslümanların durumu ortada iken Konya'da aşk edebiyatı hangi meleği kandırabilir? Meseleyi iyi tespit etmişsiniz ancak başkalarının hataları ile meşgul olma yerine daha iyisini yapmaya çalışalım. Yapamıyorsak iyi yaptığına inandıklarımıza katılalım. Görevimiz tenkit etmek değil iş yapmak olmalıdır. Allah'a emanet olun.
Evet, İbni Teymiye’nin böyle bir risalesi vardır. Bu konularda uzman birinin, o risalenin ne kadar İbni Teymiye’ye ait olduğu konusunda ne diyeceğini bilemem ama böyle bir risale vardır. Futuhu’l Gayb, Ceylani’yi aittir. İbni Teymiye’nin Abdülkadir Ceylani’ye muhabbetinin olduğu ise sabittir. Zira İbni Teymiye, şimdikiler gibi kör bir tasavvuf düşmanı değildi, kendi gözlemlerine göre gördüğü sapıklıklara itiraz etmişti. Bu nedenle onun böyle bir çalışma yapmış olması mümkündür. Belirttiğiniz çalışmanın ayrıntıları hakkında eseri görmediğim için bir şey söyleyemeyeceğim.
Selamünaleyküm. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh hakkında pek çok bilgi vardır. İyi bir ilmihal kitabının girişini bile inceleyebilirsiniz. Onun ilim dünyasına dalmanız için ise iyi bir Arapça bilmeniz gerekir ki, bunun için İstanbul’da medrese hayatınız olması doğru olur. Bizim, KADIN FIKHI OKULU derslerimizin giriş bölümlerini izlerseniz size yararı olur zannederiz. İbni Teymiye ile alakalı olarak da Türkçe kitap takip etmiyorum. Allah'a emanet olunuz.
Abdest alınırken boynun meshedilmesi konusunda Hanefi uleması da 'Sünnet' dememiştir. Boynun meshedilmesi müstahab/âdâb arasında zikredilmiştir. Muteber Hanefi fıkhı kitaplarından olan İ'LAU'S-SÜNEN'de (1/120) boynu meshetmekle ilgili hadisler zikredilmekte ama hadislerin sıhhati açısından doyurucu bilgi verilmemektedir. Zaten 'Sünnet'ler arasında zikredilmemesi de bunu göstermektedir. Hanefi bir mü'min olarak İmam Ebu Hanife'nin peşinden gitmekle zarar etmezsiniz biiznillah. Ama diğerlerini de basit görmeyiniz. Anlaşılacağı gibi mesele, imamlara ulaşan hadislerin sıhhati üzerinden tartışma konusu haline gelmektedir.