Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben on sekiz yaşındayken kardeşim bir kaza geçirdi ve midesi delindi. Çok korktuk ve ben o an "Kardeşim iyileşirse bir yıl aralıksız oruç tutacağım." dedim. Şimdi bunun mümkün olamayacağını fark ediyorum ama her Ramazan ayında bu adağım aklıma geliyor. Ne yapmam gerekir sizce?
Cevap
Benzer fetvalar
İlk fırsatta kaç gün tutmadı isen o kadar gün ara ara da olsa tut. Böyle bir hata işlediğin için çok samimi bir tevbe yap. Yeni oruçlarına samimi sarıl, aksatma. Bu kadar. Allah kabul buyursun.
Söylemiş olduğunuz söz, adak niteliğindedir. Yapılan adak muhakkak yerine getirilmelidir. Adağı ciddi bir engel veya yerine getirmeye güç yetirememe durumda yemin kefareti yaparak adak bırakılabilir. Yemin kefareti de on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da bunlara gücü yetmeyen için üç gün oruç tutmaktır. Siz de yemin kefareti yapıp bolca istiğfar ederseniz adağı bırakmış olursunuz.
Fırsat buldukça toplam otuz oruç tutun. İster bir arada isterse ayrı ayrı olsun; hüküm aynıdır. Geçmiş olsun, Allah kabul etsin.
Geçmiş olsun. Çok ağrınızın olduğu günlerde orucu bozabilirsiniz. Sonra da tutamadığınız gün kadar kaza orucu tutarsınız. Yine de oruç konusunu doktorunuzla görüşseniz daha iyi olur.
Doktorun oruç tutmamayı tavsiye etmesini iki bölümde ele alırız. Birincisi, bir daha oruç tutamayacak durumda olanlardır. İkincisi ise iyileşene kadar oruç tutamayacak olanlardır. Birinci durumda olanlar fidye verirler. İkinci durumda olanlar ise fidye vermez, iyileşecekleri zamana kadar oruçlarını ertelerler. Siz ikinci durumdasınız biiznillah. Ne zaman iyileşirseniz geçmiş oruçlarınızı kaza edeceksiniz. Bu arada fidye verseniz de iyileşince oruçları tutmanız gerekecek. Bu nedenle fidye vermemelisiniz.
Ciddi ve sürekli bir tevbe yapın önce. O tevbe sizin kurtuluşunuz olur biiznillah. Çokça istiğfar edin. Geçmiş için yapabileceğiniz budur. Bundan sonrakiler için ise tutamadığınız her gün için bir fidye verirsiniz.
adak konusundaki diğer fetvalar
Adak şeklinde yaptı iseniz onu yeniden tamamlarsınız. Sadece niyet ettiyseniz şu anda yapacak bir şeyiniz yoktur. Allah kabul etsin.
O zamanki hatandan ötürü tevbe et, istiğfar et. Öyle haram bir güzergâhtaki kimse ile de barışma, öyle kalsın.
Müslüman böyle bir söz söylediğinde ibadet olan bir işi yapmayı kendisine mecbur etmeyi kastediyorsa bu bir nevi adaktır. Adak da yerine getirilmelidir. Bu sözle kastettiği ibadet yapmayı mecbur etme değil de bir işe engel getirmek gibi bir durum ise bu da yemin gibidir, yemin için ne yapılırsa onu yapar.
Her gün için bir fakire bir fidye verin. Bir fidye Ramazan sonunda verilen fitre miktarıdır. Allah afiyetinizi daim etsin.
Yapmaya “niyet etmek” başka şey o işi “yapmayı adamak” başka şeydir. Adak yapmadı ise tutamadığında bir sıkıntı olmaz. Allah kabul buyursun.
Akîka, yeni doğan çocuk için kesilen kurbanın adıdır. Çocuk yedi günlük olunca Kurban Bayramında nasıl bir kurban kesiliyorsa o şekilde bir hayvan kesilir. Kurban olma şartları bakımından o kurbanla aynıdır. Etinin değerlendirilmesi de o kurbana benzer. Adak gibi değildir. Bu da şu anlama gelir: Kesilen akîka kurbanının eti tamamen ev halkı tarafından yenebilir veya başkalarına zengin fakir ayırmadan verilebilir. Pişmiş veya çiğ olması fark etmez. Bu fırsatı değerlendirip mü'min kardeşlerin katılacağı bir et ziyafetine dönüştürülebilir. İsrafa ve abartıya kaçılmadıkça her türlü mümkündür.