Fetva Meclisi
Soru
Muhterem hocam, ben geçen ramazan ayında diş eti rahatsızlığından dolayı -ki bu rahatsızlık saatte bir su içmemi zorlayan ve içmediğim zaman kendimi yerden yere vurmama kadar ilerleyen şiddetli bir hastalıktı- ameliyat oldum. Bir aylık ramazan orucumu vaktinde eda edemedim. Şu an iyiyim ve orucumun kazasını yapacağım. Bir ay üst üste mi yani bir gün dahi ara vermeden tutmam mı gerekiyor? Nasıl yapmam gerekiyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Geçmiş olsun. Çok ağrınızın olduğu günlerde orucu bozabilirsiniz. Sonra da tutamadığınız gün kadar kaza orucu tutarsınız. Yine de oruç konusunu doktorunuzla görüşseniz daha iyi olur.
Selamünaleyküm. Sağlığınız el verdikçe haftada bir gün iki gün veya ne zaman ne kadar tutabilirseniz kaza etmeye çalışın.
İlk fırsatta kaç gün tutmadı isen o kadar gün ara ara da olsa tut. Böyle bir hata işlediğin için çok samimi bir tevbe yap. Yeni oruçlarına samimi sarıl, aksatma. Bu kadar. Allah kabul buyursun.
Oruçlu olduğunuzu unutup içti iseniz mesele yok, kaza da yok. Oruçlu olduğunuzu bilerek ilaç zorunluluğu diye içti iseniz bir gün kaza edersiniz. Allah kabul etsin.
Adak tavsiye edilen bir şey değildir. Adak yerine dua etmek daha iyidir. Adak yapılıp da adanan şey yerine gelince de o sözde durulmalıdır. Adaktan zor diye dönmek yoktur. Evet, bir yıl oruç zordur ama adamış bulundunuz. Yapacağınız şudur: Bu adağı yerine getireceksiniz. Daha uygun bir zamanı bekleyebilirsiniz. Sağlık açısından böyle bir oruç tutamayacağınız anlaşılırsa her gün yerine bir FİDYE verirsiniz.
Yapmaya “niyet etmek” başka şey o işi “yapmayı adamak” başka şeydir. Adak yapmadı ise tutamadığında bir sıkıntı olmaz. Allah kabul buyursun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Mehir, yüzde yüz kadının hakkıdır, mehir olarak verilen onun malıdır. Erkeğin hiçbir şekilde o mala müdahale hakkı yoktur. Ancak borç olarak alması veya kadının gönül rızası ile bağışlaması şeklinde erkek o mala dokunabilir. Bunun tabii bir gereği olarak da mehir olan malın zekâtı kadının sorumluluğundadır. Ancak erkek, gönül rızası ile o malın zekâtını verebilir. Eğer bir evin anlaşması yapılmış, taksitleri belirlenmiş ise eldeki mehir veya benzeri mal, o borcun bütününü karşıladıktan sonra artmıyorsa o zaman onun zekâtını vermek gerekmez. Fakat ileride ev almayı düşünmek bir borçlanma değildir. Elimizdeki malın gerekiyorsa zekâtını veririz. Allah'a emanet olun.
Evet, bu bilgi bir hadis bilgisidir yani doğrudur. Ancak bakılacak yer sadece yüzü ve elleri gibi görülebilen organlarından ibarettir. Allah'a emanet olun.
Bu konuyu ticari mantıkla ele almaya çalışın; girdi ile çıktıları karşılaştırın. Her günahın bir bedeli var, sevapların da bir ağırlığı var. Teraziyi günahların lehine bozmadıkça sorun yok demektir. Yeter ki akidede bir sorun olmasın. Zaten iman hayatı budur. Bir oradan bir buradan ama sonunda iman sevap tarafı ağır geliyorsa biiznillah kurtulduk demektir. Allah Teala amellerimizi korumaya bizi muvaffak kılsın.
Asla yok. Sadece bir şeytan tuzağıdır bu.
Meri yasalara karşı bir hile yapılmadan, o yasalar gereği alınan maaş helaldir. Bir hile söz konusu olursa o durumda alınan helal olmaz. O hileye alet olan da vebale girer. Allah'a emanet olun.
Düğün töreni yapılması şart değildir. Çok şahidin katıldığı bir nikâh da düğün kadar muteberdir. Düğün masrafı yerine kendinize harcama yaparsınız daha da iyi olur. Sırf bu nedenle atmanın doğru olmayacağını zannederim. Allah mübarek etsin.