Fetva Meclisi
Soru
Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: "Herhangi biriniz bir kadınla nişanlanmak istediğinde, imkan bulabiliyorsa (evlenmek için) ihtiyaç duyduğu yerlerine bakmaya çalışsın." Ahmed3/360.Ebu Davud 2082. El-Hakim 2/165. Beyhaki 7/84. Bu hadisin açıklaması nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Peygamberimiz aleyhisselam evlenecek bir erkeğin evlenmek istediği bayana bakmasını emretmiştir. Buradaki bakmayı emretme MENDUP (yapılmaması durumunda sakınca oluşturmayacak emir) DÜZEYİNDE bir tavsiyedir. Farz veya vacip değildir.
Peygamber aleyhisselam efendimizin, “evleneceğin kadına bak” şeklindeki emri “gör konuş” anlamına gelmektedir. Buradaki görmek ve konuşmak, körü körüne bir evlilik yapmamak içindir. Eğer kişinin kendisi bunu beceremiyorsa veya tercihlerine güvenemiyorsa onun adına başka birini vekil etmesinde bir sakınca yoktur. Yalnız bu vekil etmede vekil olacak kişi o kadınla görüşmesinde sakınca olmayacak bir yakını erkek veya kadın olmalıdır.
Yürürken ve karşılaşıldığında önüne çıktığı için bakmış olmakla, görmek için özellikle bakmak arasındaki farka göre bunun cevabını değerlendirebilirsiniz. İncelemek ve hoşlanmak için bakılabilecek bir yeri yoktur. Belirttiğiniz yerler zorunlu olarak görülebilecek yerler olduğu için istisna tutulmuştur.
Selamünaleyküm. Bir kadının nasıl bir şehirde yaşamak istediğini anlaşma maddesi olarak nikâh akdine koyması hakkıdır, kabul etmek veya etmemek de erkeğin hakkıdır. Erkek kabul ettikten sonra da o şartı gerçekleştirmeye mecburdur.
Selamünaleyküm. Örtünmemiş bir bayanı gördüğünüzde yapmanız gereken ilk ve tek şey ona bir daha bakmamaktır. Bir de o bayanları görebilme ihtimaliniz olan ortamlardan uzak kalmaya çalışın.
Yatak odası ilişkisinde kadın ve erkek aynı durumdadırlar. Toplumumuzda yaygın olan anlayış, erkeğin kadını talep ettiği, kadının ise kendisini böyle bir ihtiyaç içinde hissetmediği şeklindedir. Bu, kesinlikle doğru değildir. Doğru olan ise şudur: 1- Kadın erkeğe göre daha geç hareketlenir, erkek bir iki bakmakla, dokunmakla hareketlenirken kadın, daha uzun sürede devreye giren bir enerji sahibidir ama en az erkek kadar o da ihtiyaç sahibidir. Kadınları, erkeğin ihtiyacını gören ama kendi ihtiyacı olmayan biri olarak görmek zulümdür. Ne yazık ki kadınlar da kendilerini böyle göstermeyi uygun görüyorlar. 2- Genelde erkek devreye girdiği için erkeğin hareketlenmesi kadının da ihtiyacının görülmesini doğurduğundan kadın böyle bir talepte bulunmayabilir. Eğer durum böyle olmuyorsa mesela erkek bir ihtiyaç hissetmeden kadın rahatlama ihtiyacı hissediyorsa erkeğin buna cevap vermesi gerekmektedir. Aksi takdirde erkek sorumlu duruma düşer. 3- Kullanılan gıdalar, alınan ilaçlar ve günlük ilişkilerin etkisi ile erkek veya kadın cinsellik bakımından hareketlenebilir. Hangisi hareketlendi ise diğerini beraberliğe davet etmesi hakkıdır. Bu davetin sadece erkekten gelmesini beklemek yanlıştır. Bu hareketlenme nedeni mesela erkek veya kadının, bulundukları ortamdaki konuşmalar ve arkadaştan etkilenme olabilir. 4- Kur'an'ımızın ve Sünnet'in çizdiği çizgi, gösterdiği yol budur. Erkek ve kadın nasıl sofraya oturup beraber yiyorlarsa yatak odasını da aynı mantıkla kullanmalıdırlar. Sofrada erkeğin lokmaları farklı, kadınınki farklı olabileceği gibi yatak odasını kullanma tarzı da farklı olabilir ama ihtiyaç ihtiyaçtır. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Mehir, yüzde yüz kadının hakkıdır, mehir olarak verilen onun malıdır. Erkeğin hiçbir şekilde o mala müdahale hakkı yoktur. Ancak borç olarak alması veya kadının gönül rızası ile bağışlaması şeklinde erkek o mala dokunabilir. Bunun tabii bir gereği olarak da mehir olan malın zekâtı kadının sorumluluğundadır. Ancak erkek, gönül rızası ile o malın zekâtını verebilir. Eğer bir evin anlaşması yapılmış, taksitleri belirlenmiş ise eldeki mehir veya benzeri mal, o borcun bütününü karşıladıktan sonra artmıyorsa o zaman onun zekâtını vermek gerekmez. Fakat ileride ev almayı düşünmek bir borçlanma değildir. Elimizdeki malın gerekiyorsa zekâtını veririz. Allah'a emanet olun.
Asla yok. Sadece bir şeytan tuzağıdır bu.
Fırsat buldukça toplam otuz oruç tutun. İster bir arada isterse ayrı ayrı olsun; hüküm aynıdır. Geçmiş olsun, Allah kabul etsin.
Meri yasalara karşı bir hile yapılmadan, o yasalar gereği alınan maaş helaldir. Bir hile söz konusu olursa o durumda alınan helal olmaz. O hileye alet olan da vebale girer. Allah'a emanet olun.
Bu konuyu ticari mantıkla ele almaya çalışın; girdi ile çıktıları karşılaştırın. Her günahın bir bedeli var, sevapların da bir ağırlığı var. Teraziyi günahların lehine bozmadıkça sorun yok demektir. Yeter ki akidede bir sorun olmasın. Zaten iman hayatı budur. Bir oradan bir buradan ama sonunda iman sevap tarafı ağır geliyorsa biiznillah kurtulduk demektir. Allah Teala amellerimizi korumaya bizi muvaffak kılsın.
Kediye dair bir sıkıntı yoktur. Ancak köpek üzerinden para kazanmanın fıkhen sakıncası vardır. Köpekle ilgili olarak ise şöyle bir durum vardır. Hadisi şerifler köpek üzerinden ticareti men etmektedir. Yani köpeği ticaret metaı olarak satmanın şer'i sakıncası vardır. Fakat veteriner, kendisine getirilen köpeği tedavi etmenin karşılığında bir ücret aldığında inşaallah, köpek üzerinden ticaret yapmanın hükmüne dahil olmayan bir ücret almış olacaktır. Çünkü köpekler genelde bekçi, çoban ve av maksatlı olarak kullanılmaktadır. Bu tür köpeklerin satışına da izin veren fakihler vardır. Allah'a emanet olun.