Fetva Meclisi
Soru
Halamın oğlu belediyede müdür olacakmış. Müdür olunca üstleri, ‘kendi çalışma ekibini kur, güvenilir insanlarla çalış’ demiş. Akrabası olarak beni işe aldırması caiz mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Senin kanuni idarecin açısından eksik bir iş yapmıyorsan yani görevinin başında bulunuyorsan senin açından bir vebal yok demektir.
Sen, sendeki durumu gizlemeden, olduğun gibi görünerek onlar seni işe alıyorlarsa senin bir vebalin olmaz.
Selamünaleyküm. Elbette, elbette vebal altındasın. Gayet tatlı bir dille söyleyeceksin. Dinlemezse tekrar edeceksin. Yine dinlemezse sen yoluna devam edeceksin. Yoksa ne güne Müslümanız?
İş sahibinin işi helal bir iş ise onun işletme hatalarından ötürü işçisi sorumlu olmaz. İkaz edebileceği yönler olursa onu ikaz eder. Kendisi işini hakkıyla yapar, kazandığı helal olur.
İnsanların hakkını çiğnemek olan her uygulama bir hak ihlalidir ve vebaldir.
İnsanlardan belli bir hayır işini göstererek yardım toplayan o insanların o hayırdaki vekili gibidir. Vekil, kendisine vekâlet verilen işteki sınırlara bağlı kalmak zorundadır. İnsanlardan hayır isterken “bu hayrın yüzde şu kadarını ben alacağım” demediğiniz sürece aldatmış olursunuz. Aldatanın kazandığı helal olmaz. Asla böyle bir iş yapmayın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Meselemiz sadece etlerin helal olması meselesi değildir. Bir ahlâk/kültür değirmenine dönen o firmalara teslim olmamalıyız. Şükürler olsun aç değiliz.
Evet, böyle sahih bir hadis vardır. Buradaki Türk kelimesi ise Türkiye'de yaşayanlarla ilgili değildir. Tarif edilenlerin bir dönem İslam toprağını kana bulayan Moğol ve Tatar kökenlilere daha yakın olduğu anlaşılmaktadır. Hadisteki ifadenin hangi hikmete dayalı olduğunu bilemiyoruz. Bildiğimiz şu ki, yarın Müslüman olması muhtemel bir kitleyi karşınıza almayın denebilecek bir rahmet mesajı verilmektedir.
Kadının İslam Devleti'nin en üst ismi olmasına yol kapalıdır. Onun alt isimlerinden biri ise olabilir. Şu iki hususu ise not etmeliyiz: Birincisi, bugünkü yaşadığımız ortam için İslam kelimesini kullanmak bile suçtur. İkincisi de, kadının devlet yönetmesinin bedeli evini kaybetmesi ise kazanan kim olacaktır?
O zaman çocuk için şart olan cimayı yapmamak da öldürmek mi olur? Var olan çocuğu cenin de olsa öldürmek 'öldürmek'tir. Hamileliği önlemek ise öldürmek sayılmaz.
'Her ikisi de olabilir' diye inanmak zorundayız ama olacağını şartlı olarak beklemeye hakkımız yoktur. Zira dua, tıpkı namaz gibi yapmak zorunda olduğumuz ama ayrıntılarını irdeleyemeyeceğimiz bir değerdir.
İnsanların birbirlerinin ayıpları ile uğraşmamaları gerekir, herkes kendi ayıbı ile ilgilenmelidir. Bu nedenle de hadisi şerifte, ayıpladığı kişinin durumu başına gelmeden ölmez anlamında bir ikaz vardır. Buna rağmen şu kesin kuralı bilmek şarttır: Tevbesi olmayan bir günah asla yoktur. Yeter ki tevbe samimi olsun, hatanın tekrarı olmasın. Eğer bu ayıplamadan bir kul hakkı oluştu ise o takdirde de hak sahibi ile helalleşmek gerekir elbette.