Fetva Meclisi
Soru
Selamun aleykum hocam, Bir mühendisin çalışacağı inşaat firmasının sahibi hak yiyen, ihaleleri haksız yere kazanan biri olursa, o işte çalışacak olan mühendis de hakka girmiş olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Yalan ve Müslüman bir arada bulunmaz.
Selamünaleyküm. Yaptığınız işi hakkıyla yapıyorsanız ve kimseyi kayırmıyorsanız kazancınızın sakıncası yoktur.
Selamünaleyküm. Böyle bir kayıt yoktur. Mühendisliğini kınayan bir bilgi yoktur. Okuyabilirsiniz.
Aleykümselam. İki taraf için de anlaşma şartlarına riayet edildi ise onun bir fazlalık istemesi hakkı değildi. Anlaşmanın ilerisinde bir ilave iş yaptırdınız da onun için fark istedi ise şu anda hak sahibi gibi durmaktadır. Bunu da bir hakemle çözmeniz daha uygun olur. İstediğini verme cömertliği gösterirseniz çok daha iyisini yapmış olursunuz.
Selamünaleyküm. Meri resmi kurallara aykırı olarak ve birilerinin hakkını ihlal edecek şekilde rızık temin etmek caiz değildir.
Aleykümselam. Annesinin yaptığı ve kazandığı haramdır. Yüzde yüz haram olan bir kazancı kabul etmemek uygun olandır.
hak konusundaki diğer fetvalar
Bu örfi bir durumdur. Genel muhabbet ifadelerinden biri olabileceği gibi bir tuzak ifade de olabilir bu cümleler. Karşı tarafın ne anlayacağına göre belirlenebilir hüküm. Genel olarak bunu helallik saymak gerekir kanaatindeyiz.
Salih insan: Allah’ın haklarını ve kulların haklarını yerine getiren, hata ederse de tevbe eden insan demektir. Dış görünüşü itibariyle böyle bilinen biri için “salih insan olduğunu umuyoruz” denir. İç âlemini Allah’a havale ederiz. Kıyamete kadar salih insanlar az veya çok bulunacaktır.
İşçinize vermeniz gereken herhangi bir zorunlu ödemeyi zekâtla birleştirip vermeniz caiz olmaz. Yani işçinize beş yüz lira vermeniz gereken filan ödeme türünü zekât üzerinden verirseniz zekât yerini bulmaz. Öyle değil de sizin işçinize vermeniz zorunlu olmadığı halde onlara zekâtınızdan verirseniz onun sakıncası olmaz. Verdikleriniz arasında istediğiniz gibi bir fark oluşturmanızda da sakınca yoktur. Bu farkı da size hizmetlerine göre değil de ihtiyaç durumlarına göre belirleyin aksi takdirde bir nevi ücret değerlendirmesi yapmış gibi olabilirsiniz. Allah kabul etsin.
Haram bir işi icra etmiyor olduğu sürece müteahhitlik için asla haram diyemeyiz. O da helal bir meslektir. Mesela bir meyhane inşaatı veya faizli bir banka binası değilse söz konusu taahhüt bir sakınca iş olarak söz konusu değildir. Yalnız ülkemizde ve zamanımızda sürdürülen müteahhitlik mesleği üzerinde bazı hatalar da göz ardı edilemez. Özellikle kul hakkı boyutu ile bakıldığında bu meslek tehlikelidir diyebiliriz. Devletle bağlantılı ihalelerle ilgili olarak not düşmeye gerek yoktur zannediyorum, herkesin bildiği açık bir milyonların hakkı ile ölüp gitme riskinden söz edebiliriz. Diğer sivil olan müteahhitlikte ise insanların sınırsız zevklerine hitap edilen bir işte ne kadar hakkı verilerek bir iş yapılabilir bunu iyi düşünmek gerekiyor. Müteahhit kardeşlerimiz bitmiş işlerini satmalıdırlar. Söz verilerek yapılan işlerde daha sonra sorun oluşması ihtimali yüksektir. Bir bina yapımını örnek alacak olursak yüzlerce itiraz noktasından söz etmek mümkündür. Sözleşmeler çok ayrıntılı ve noter şartlarında yapılmalıdır. Akraba veya dost değil iş yapılan muhatap olarak bakılmalıdır herkese. Kul anlamasa da kulu yaratan anlıyor diye bilinmelidir. Bu inceliklere dikkat edilemiyorsa bu meslek tehlikelidir. Yarın Allah’ın huzurunda düşük kaliteli bir musluktan ötürü hesap vermek Müslüman için zordur. Bunu anlatmak istiyorum. Allah yardımcımız olsun.
Bu bir kul hakkıdır. Ahirete gitmeden önce bu haktan kurtulmanız gerekir. Şöyle yapın: Böyle bir günah işlediğiniz için samimi bir tevbe yapın. Minibüs sahibini bulmaya çalışın. Ondan helallik isteyin verirse ne ala, vermezse istediği hakkını verin. Onu bulamazsanız varislerini bulun. Bu da mümkün olmuyorsa o gün cebinize haram olarak giren miktarı yaklaşık olarak da olsa tespit edin ve o miktarı bir fakire sadaka olarak verin. İnşaallah ahirete götürmezsiniz o hakları.
Arkadaşınız kendisine ait bir şeyi size verebilir. Ona “kimseye vermemesi” konusunda bir şart koşulmamış ise onun size vermesinde sakınca olmaz.