Fetva Meclisi
Soru
Ben Tuğla Fabrikası işletiyorum. Her yıl zekâtımı hesaplatıp 20-25 Bin TL neyse işçilerime dağıtıyorum. Eşit şekilde değil de yaptığı işine ve maddi durumuna göre ayarlıyorum. Elden dağıtıyorum. Bu yıl yine 25 bin TL dağıtacağım. İşçilere dağıtmam mı daha uygun olur yoksa hayır kurumlarına veya başka ihtiyaç sahiplerine mi dağıtayım?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ ibadetlerinizi kabul buyursun. Çok daha büyük zekâtlar vermeyi size nasip etsin. Bir kişiye verilebilecek zekâtın bir alt veya üst limiti yoktur. Şu kadar ki, zekât alan birinin elinde nisap miktarından fazla mal bulunursa onun zekât alması caiz olmaz duruma gelir. Böyle bir ihtimal yoksa zekât vermek için alacak kişi açısından üst limit yoktur diyebiliriz. Kime ve hangi sıralama takip edilecek sorusunu da her zekât veren kendisi belirlemelidir. Mesela bir hala vardır o hala bakıma diğerlerinden daha çok muhtaçtır, ona veririz. Bir teyze vardır, çocuk sayısı fazladır onu öne geçiririz. Şöyle bir kural belirleyebiliriz: Azdırmayacak, işe yaramayacak kadar parçalanmamış bir miktarda kişileri özellikle akrabalar açısından veren belirlemelidir. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Size şöyle ortalama bir hesap tarif edelim: Elinizde seksen bir gram altın alabilecek para ne zamandan itibaren vardı? Mesela geçen yılın Ramazan ayının birinde ya da bu kurban bayramı arefesinde.. İşte o günü senin mali miladın yap. Her sene o gün bak elinde birikmiş paran seksin bir gram altın değerinden fazla ise sen zekât vereceksin. O altın mesela on bin lira ediyor. Senin elinde de yirmi bin lira var. Yirmi bin liranın yüzde iki buçuğunu zekât vereceksin. Rakam on binin altına düştü ise o sene vermezsin. Dükkânları çalıştırman veya kiraya vermen fark etmez. Sen dükkânların değil elindeki paranın zekâtını veriyorsun.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sene mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zikat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sana mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zekat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
a. Salgın ve benzeri afet zamanlarında işveren veya çalışan çalışma akdini feshedebilir. Bu fesih yasal engeller nedeniyle işletilemiyor ise, b. Çalışanlara (zekât alabilecek durumda iseler) zekât fonundan destek verilebilir ama zekâtın AYLIK YERİNE verilmesi caiz olmaz. Zekât bir ibadettir, ibadetler menfaat için kullanılamaz. Zira zekât Müslüman’a verilir. Çalışanlar arasında Müslüman olmayan zaten zekât alamaz.
Çiftçinin zekâtı ürünü üzerinden olur. Bu pürü ile hesaplanmaz. Mesela siz, tarlanızda buğday yetiştiriyorsanız buğdayın en az 650 kg olması durumunda zekât gerekir. 650 ve daha yukarısı için zekât verirsiniz. Ürününüz mesela 600 kg ise o ürün için zekât gerekmez. Zaten borcunuz da bulunduğu için elinizdeki paranın da zekâtı yoktur. Bu sene bu hesaba göre zekât vermeniz gerekmiyor diye anlayabilirsiniz. Bir başka mesele de hangi ürünü yetiştiriyorsanız tek başına o ürünün 650 kg veya daha fazla üretilmiş olması gerekir. Mesela 400 kg buğdaya 250 kg fasulye ilave etmeniz gerekmez. (Bu bilgiye göre mesele anlaşıldı ise cevap tamam demektir. Anlaşılmadı ise sizin durumunuzun ayrıntılarını tekrar yazınız lütfen.) Kurban kesmenizde ise bir beis yoktur. Allah kabul etsin, işinizi bereketli kılsın.
hak konusundaki diğer fetvalar
İş sahibinin işi helal bir iş ise onun işletme hatalarından ötürü işçisi sorumlu olmaz. İkaz edebileceği yönler olursa onu ikaz eder. Kendisi işini hakkıyla yapar, kazandığı helal olur.
Bu örfi bir durumdur. Genel muhabbet ifadelerinden biri olabileceği gibi bir tuzak ifade de olabilir bu cümleler. Karşı tarafın ne anlayacağına göre belirlenebilir hüküm. Genel olarak bunu helallik saymak gerekir kanaatindeyiz.
Salih insan: Allah’ın haklarını ve kulların haklarını yerine getiren, hata ederse de tevbe eden insan demektir. Dış görünüşü itibariyle böyle bilinen biri için “salih insan olduğunu umuyoruz” denir. İç âlemini Allah’a havale ederiz. Kıyamete kadar salih insanlar az veya çok bulunacaktır.
Haram bir işi icra etmiyor olduğu sürece müteahhitlik için asla haram diyemeyiz. O da helal bir meslektir. Mesela bir meyhane inşaatı veya faizli bir banka binası değilse söz konusu taahhüt bir sakınca iş olarak söz konusu değildir. Yalnız ülkemizde ve zamanımızda sürdürülen müteahhitlik mesleği üzerinde bazı hatalar da göz ardı edilemez. Özellikle kul hakkı boyutu ile bakıldığında bu meslek tehlikelidir diyebiliriz. Devletle bağlantılı ihalelerle ilgili olarak not düşmeye gerek yoktur zannediyorum, herkesin bildiği açık bir milyonların hakkı ile ölüp gitme riskinden söz edebiliriz. Diğer sivil olan müteahhitlikte ise insanların sınırsız zevklerine hitap edilen bir işte ne kadar hakkı verilerek bir iş yapılabilir bunu iyi düşünmek gerekiyor. Müteahhit kardeşlerimiz bitmiş işlerini satmalıdırlar. Söz verilerek yapılan işlerde daha sonra sorun oluşması ihtimali yüksektir. Bir bina yapımını örnek alacak olursak yüzlerce itiraz noktasından söz etmek mümkündür. Sözleşmeler çok ayrıntılı ve noter şartlarında yapılmalıdır. Akraba veya dost değil iş yapılan muhatap olarak bakılmalıdır herkese. Kul anlamasa da kulu yaratan anlıyor diye bilinmelidir. Bu inceliklere dikkat edilemiyorsa bu meslek tehlikelidir. Yarın Allah’ın huzurunda düşük kaliteli bir musluktan ötürü hesap vermek Müslüman için zordur. Bunu anlatmak istiyorum. Allah yardımcımız olsun.
Bu bir kul hakkıdır. Ahirete gitmeden önce bu haktan kurtulmanız gerekir. Şöyle yapın: Böyle bir günah işlediğiniz için samimi bir tevbe yapın. Minibüs sahibini bulmaya çalışın. Ondan helallik isteyin verirse ne ala, vermezse istediği hakkını verin. Onu bulamazsanız varislerini bulun. Bu da mümkün olmuyorsa o gün cebinize haram olarak giren miktarı yaklaşık olarak da olsa tespit edin ve o miktarı bir fakire sadaka olarak verin. İnşaallah ahirete götürmezsiniz o hakları.
Arkadaşınız kendisine ait bir şeyi size verebilir. Ona “kimseye vermemesi” konusunda bir şart koşulmamış ise onun size vermesinde sakınca olmaz.