Fetva Meclisi
Soru
Hocam bulunduğum yerde bir hayır kurumu kuruldu. Bana da “bize hayır topla sana yüzde verelim” dediler. Böyle bir işten geçinmem haram olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Eğer bunu adak olarak yaptı iseniz sözünüzden dönemezsiniz. “Her ay yüzde beşi hayır olarak vermeyi Allah için adıyorum” demeniz bir adaktır. Genel olarak “yüzde beşini hayır veririm” demeniz ise adak değildir. Yerine getirmeyince vebale girmezsiniz.
Hayır kurumlarına verilen paralar, özellikle bir şart üzerine verilmedi ise yani genel bağış olarak yapıldı ise o vakfın personel ve benzeri giderlerinin yapılan bağışlardan karşılanmasında sakınca olmaz. Elbette bu hususta fıkhî kaidelere uyulup uyulmadığı vakıf yöneticilerinin imanı ile alakalı bir durumdur, bir ayrıntı olarak onu bilemeyiz.
Siz orada kanuni yollarla bulunuyorsunuz. Sizin kanuni yollarla bulunmanız oradaki yasaları tabul etmeniz demektir. Kabul ettiğiniz yasalara karşı hile ile elde edilen kazanç helal olmaz. Bunun dışındaki akıl oyunları sadece kendinizi aldatmanızı sağlar, haramı helalleştirmez.
İşinizin lüks olması haram olmasını gerektirmez.
Selamünaleyküm. Müşteriye zarar vermemek şartı ile emlakçıya iş bulunup para alınabilir. Yalan ve hile karıştığında ise kazanılan haram olur.
Selamünaleyküm.Kazandığınız paranın tamamı haramdır diyemeyiz ama harama hizmet ettiğiniz bölüm sizin için bir kirdir. En azından bunun haram bir iş olduğunu tebliğ edin orada.
dernek konusundaki diğer fetvalar
Bu noktada eşin yüzeysel olarak da olsa doğruyu söylüyor. Sizin faaliyet isteğinizi zamana yayarak inatlaşmayı engellemenizi tavsiye ederim. Aksi takdirde şeytan yuvanızı dağıtmak için iyi bir fırsat yakalamış olur maazallah, dikkat edin. Aileniz ve huzurunuz faaliyetlerinizden daha öncelikli olmalıdır. Kanaatim budur.
Para yakılmaz. Parayı yakmak da ikinci bir hata olur. Uyuşturucu gibi pis bir işten elde edilen para için önce samimi bir tevbe yapmak gerekir. Tevbe ettikten sonra da bir vakfa veya fakir birilerine verilmesi gerekir. Kişi kendisine ve bakmakla yükümlü olduklarına harcamaz.
Sorunuzu, "Yemin kefaretini dini kurumlara para göndererek yapabilir miyiz? veya Kaç kişiyi doyurmamız gerekiyor?" şeklinde anladım. Buna göre, Göndermeyi düşündüğünüz kuruma yemin kefareti olduğunu söyleyerek on kişilik fidye bedelini teslim ederseniz (vekâlet vermiş olduğunuzdan) bir sakıncası olmaz. Onlar da yemin kefaretine uygun bir şekilde dağıtırlar. Bir günde sabahlı ve akşamlı on (10) fakir veya on (10) gün bir fakir doyurulması gerekir. https://fetvameclisi.com/fetva/349-bozulan-yemin-keffareti-nasil-odenir
Kendinizi bu konuda sorumlu hissediyorsanız gidiniz. Eşinize yaptığınız işin önemini anlatarak kendisinin de ecrinize ortak olduğunu ve fedakâr olması gerektiğini anlatınız. Kendisine kocasını cihada gönderen hanım sahabi gibi davranmasını rica edin. Korkmasın, vaktinden/ecelinden önce hiç kimse ölmez.
Bu hastalara yardım etmenin faziletini gizleyemeyiz, mübarek bir iştir ancak sömürü ve suiistimale açık bir alan olduğu da bellidir. Böyle yardımların bilinen bir vakıf veya derneğin nezaretinde yapılmasını tercih ederiz. Zekât ve fitrelerimiz üzerinden şeytanın kazançlı çıkmasını istemeyiz.
Dernek veya vakıflar zekât konusunda zenginin vekili durumunda kabul edilir. Zengin zekâtını hak edilen yere ulaştırmak için bir şahsı veya dernek gibi bir kişiliği vekil tayin etmiştir. Vekil kendisine vekaleti verilen şeyden idari gider olarak adlandırılan bir yöntemle adına bir kesinti alamaz. Kişi veya kurum olması bu kuralı değiştirmez. Zekât bir ibadet olarak kısıntıya gidilmeden eda edilmelidir. Dernek ve vakıflar kendisine zekât için vekalet verenlerden ek olarak bir idari gider talep etmelidirler. Zekât veren ve vekalet eden için en iyisi böyle yapılandır. Şartlı bağışlar da böyledir, dernek şartlı bağışlardan kesinti yapmadan yerine ulaştırmakla yükümlü sayılır. Bunun bir benzeri de keffaret olarak derneğe teslim edilen paradır. Keffaret de zekât gibi kurumun kesinti yapamayacağı kalemden kabul edilir. Dernekler/vakıflar zekât, keffaret ve şartlı bağış dışındaki diğer gelirlerinden idari kesinti yapabilirler. Bazı alimler, İslam devletinin veya zekât toplamak için yetkilendirdiği kurumların böyle bir kesinti yapabileceğini söylemişlerdir. Zira bu durumda o kurum ayette geçen sarf yerlerinden biri durumuna karşılık gelmektedir. Takdir edersiniz ki yaşadığımız coğrafya için böyle bir uygulama söz konusu değildir ve olamaz da. Netice olarak dernek veya vakıflar zekât ve keffaret olarak gelen maldan idari kesinti yapamazlar. Başka türlü olmuyor gibi bir gerekçeye sığınmak da doğru değildir. Zekâttan başka idari masraf için mal bulamayan o işi yapmasın, vebale girmesin.