Fetva Meclisi
Soru
Çalıştığım işyerinde yaptığımız iş tamamen gösteriş için. Bazıları bu yüzden ‘sizin işin hayrı yok’ gibi cümleler kullanıyor, doğru mu bu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Direkt senin ağzından bir yalan veya elinden bir hile çıkmayacaksa sen mesul olmazsın. Daha iyisini bulduğunda da oraya geçersin.
Selamünaleyküm. O yaptıkları iş haram bir iş ama maaşları için haram kelimesi yerine şüpheli kelimesini kullanmayı tercih ederiz.
Aleykümselam. Sakın çalışmayın, harama hizmet etmeyin. Daha ucuz bir iş bulun ama o işe girmeyin.
Selamünaleyküm. Hile, sahtekârlık haramdır. Haram bir yolla edilen bir iş de elbette sakıncalıdır ama kazancının tamamen haram olduğunu söylemek de zordur.
Şirket bunu bildiğinde sorun edecekse yani rıza göstermeyecekse bu bir haktır. Genel bir teamül içinde es geçilebilen bir pozisyon varsa sıkıntı olmaz biiznillah.
Aç ve sokakta kalma derecesine gelmedikçe bankada çalışılmaz. Allah'a emanet olunuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Size iş veren iş sahibinin sizden beklentilerini karşılama konusunda bir sorun yoksa sizin aldığınız ücrette sıkıntı yoktur. İş sahibiniz sizi yetersiz buluyorsa zaten ücreti kısacaktır.
İnternet, kötülüğün de bulunduğu bir ortamın adıdır ama ilke olarak helal olan bir alanda hizmet vermek için vardır. Bu nedenle internetle ilgili bir işte çalışmak haram olmaz. Özellikle haram olan bir birimde iş yapılıyorsa ya da direkt harama hizmet ediliyorsa o caiz olmaz.
Allah Teâlâ insanı en güzel şekilde yaratmıştır. İnsan güzeldir. Allah’ın lütfu olan güzelliğini koruması da insanın en tabii görevlerindendir. Allah Teâlâ’nın bir sanatı olan vücudun ihmal edilmesi caiz değildir. Günümüzde, göz boyama üzerine kurulu hayat anlayışı oluşmuştur. İnsanlar, kendi sıhhatinden önce, kendisini gören gözlerin nasıl göreceğini önemsemektedirler. Bu oranda abartılı bir anlayış şüphesiz kabul edilemez. İnsanların birbirlerinin gözetleyicisi durumunda olmaları, neden bu dünyada var olduğumuzun anlaşılmamasından kaynaklanmaktadır. İnsan vücudunu, ikamet ettiği meskenini, kullandığı odasını hatta özel eşyasını temiz ve şık tutmalıdır. Temizlik ve güzellik ilke edinilmelidir. Mübalağaya kaçmadan, mutedil ölçülerle sürdürülen şıklık ve süslenme kesinlikle Müslümanca bir tavırdır. Süslenme konusunda fıkıh ölçülerini uygulayarak oluşturacağımız kuralları şu şekilde özetleyebiliriz: 1- Süslenme, temiz ve helal maddelerle yapılmalıdır. Domuz ve alkol ürünü ile süslenme caiz değildir. 2- Süslenmenin ekonomik boyutu, insanın diğer görevlerini ve ihtiyaçlarını etkileyecek oranlara ulaşmamalıdır. Süslenmenin yeri ve önceliği, doğallık sınırını zorlamamalıdır. Başka bir zaviyeden bakıldığında israf riski ile yapılan bir süslenme zorlamadır, caiz değildir. 3- Süslenme, ikinci insanları yanıltma üzerine olmamalıdır. Evlenmesini kolaylaştırmak için yaşını küçük gösterecek tarzda yapılan uygulamalar caiz değildir. Süslenmede ilke, şıklık ve temizlik olmalıdır. 4- Allah’ın yarattığı fıtratla asla oynanmamalıdır. Kaşların aldırılması, peruk kullanma bu anlamda kötü örneklerdir. Bilhassa estetik ameliyatlar, tıbbî ihtiyaçtan kaynaklanmalıdır. Vücuda yaptırılan dövme bu alanda en kötü örneklerdendir. 5- Süslenme ve diğer müdahaleler, kadının erkeğe, erkeğin kadına benzemesi sonucunu doğurmamalıdır. Bu kural giyim-kuşamda da geçerlidir. 6- Batıl ehlini taklit olabilecek uygulamalardan uzak durulmalıdır. Yüzden örnek verecek olursak; sakal Müslüman için fıtri bir süstür. Süslenme anlayışımızda, sakalsız bir süslenme olmamalıdır. 7- Kadının eşine karşı süslenmesi dışında, şehveti körükleyici bir süslenmeyi de benimsememiz mümkün değildir.
Siz annesiniz. Sizin her duanız mübarektir. Yoğun olarak dua edin. Bu sizin en önemli işiniz olsun. Nasıl edebiliyorsanız öyle dua edin. Özel bir dua yoktur. Bir de sabredeceksiniz. Acele etmeyin. Biiznillah yavaş yavaş toparlar. Sizden soğumamasına dikkat edin. Sürekli sürtüştüğünüz için sizden soğursa işiniz daha da zorlaşır. Allah yardımcınız olsun.
Mü'min, kendisini fitne ortamından korumakla mükelleftir. Mü'min bir kadın da özellikle bedeni ile alakalı korunmayı cihadı bilmelidir. Bulunduğunuz yerde beden yapınız farklılık gösteriyor ve dolayısıyla siz dikkat çekiyorsanız tedbir alacaksınız. Bu tedbir alma gerekiyorsa zaruret olmadıkça kalabalıklara çıkmamak olabilir. Peçe kullanmak olabilir. Eşinizi yanınızda bulundurmanız olabilir. Ne yapabileceğinizi siz belirleyeceksiniz. Şu durumda en acil tedbir peçe takmak gibi görülmektedir. Allah Teâlâ rızasına muvafık yaşamayı hepimize müyesser kılsın. Sizi de bizi de cehennem ateşinden muhafaza buyursun.
Abdestli iken, kerahet vakti olmayan bir zamanda kıbleye dönüp kılınan iki rekât namaz nafile namazdır. Farz ve vaciplerin dışındaki namazlar nafiledir. Farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınanların dışında nafile namaz olarak tavsiye edilen pek çok namaz çeşidi vardır. En önemlilerinden olarak şu namazları kaydedebiliriz: Tahiyyetülmescit namazı: Bir camiye girildiğinde kılınan ‘camiyi selamlama namazı’dır. İki rekât kılınır. Teheccüt namazı: Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kılınan namazdır. Farz namazlardan sonra en sevaplı namazdır. İki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabilir. Kuşluk namazı: Güneş yükselmeye başladıktan sonra öğlen vaktine kırk dakika kalana kadar kılınan bir namazdır. İki ile on iki rekât arasında kılınabilir. Evvabin namazı: Akşam namazından sonra kılınan altı rekâtlık bir namazdır. Bunların dışında da nafile olarak kılınabilecek namazlar vardır. Farzların hakkını vermeyi en önemli hedef görmeli, ondan sonra da namazlara bitişik olan nafileleri, ardından da bu ve benzeri nafileleri kılmaya çalışmalıdır.