İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Erkekler de dâhil olmak üzere günümüzde, aylık gelirlerin önemli bir bölümü süslenmeye harcanmaktadır. Süslenme ihtiyacı bazılarını ameliyat masasına kadar götürmektedir. Giyim kuşamda, saç-tüy bakımında, parfümeride, pek çok yerde önemli harcamalar vardır. Prensip olarak süslenmeye yapılan harcama helal midir, helalse bu helalliğin sınırı nedir?

Cevap

Allah Teâlâ insanı en güzel şekilde yaratmıştır. İnsan güzeldir. Allah’ın lütfu olan güzelliğini koruması da insanın en tabii görevlerindendir. Allah Teâlâ’nın bir sanatı olan vücudun ihmal edilmesi caiz değildir. Günümüzde, göz boyama üzerine kurulu hayat anlayışı oluşmuştur. İnsanlar, kendi sıhhatinden önce, kendisini gören gözlerin nasıl göreceğini önemsemektedirler. Bu oranda abartılı bir anlayış şüphesiz kabul edilemez. İnsanların birbirlerinin gözetleyicisi durumunda olmaları, neden bu dünyada var olduğumuzun anlaşılmamasından kaynaklanmaktadır. İnsan vücudunu, ikamet ettiği meskenini, kullandığı odasını hatta özel eşyasını temiz ve şık tutmalıdır. Temizlik ve güzellik ilke edinilmelidir. Mübalağaya kaçmadan, mutedil ölçülerle sürdürülen şıklık ve süslenme kesinlikle Müslümanca bir tavırdır. Süslenme konusunda fıkıh ölçülerini uygulayarak oluşturacağımız kuralları şu şekilde özetleyebiliriz: 1- Süslenme, temiz ve helal maddelerle yapılmalıdır. Domuz ve alkol ürünü ile süslenme caiz değildir. 2- Süslenmenin ekonomik boyutu, insanın diğer görevlerini ve ihtiyaçlarını etkileyecek oranlara ulaşmamalıdır. Süslenmenin yeri ve önceliği, doğallık sınırını zorlamamalıdır. Başka bir zaviyeden bakıldığında israf riski ile yapılan bir süslenme zorlamadır, caiz değildir. 3- Süslenme, ikinci insanları yanıltma üzerine olmamalıdır. Evlenmesini kolaylaştırmak için yaşını küçük gösterecek tarzda yapılan uygulamalar caiz değildir. Süslenmede ilke, şıklık ve temizlik olmalıdır. 4- Allah’ın yarattığı fıtratla asla oynanmamalıdır. Kaşların aldırılması, peruk kullanma bu anlamda kötü örneklerdir. Bilhassa estetik ameliyatlar, tıbbî ihtiyaçtan kaynaklanmalıdır. Vücuda yaptırılan dövme bu alanda en kötü örneklerdendir. 5- Süslenme ve diğer müdahaleler, kadının erkeğe, erkeğin kadına benzemesi sonucunu doğurmamalıdır. Bu kural giyim-kuşamda da geçerlidir. 6- Batıl ehlini taklit olabilecek uygulamalardan uzak durulmalıdır. Yüzden örnek verecek olursak; sakal Müslüman için fıtri bir süstür. Süslenme anlayışımızda, sakalsız bir süslenme olmamalıdır. 7- Kadının eşine karşı süslenmesi dışında, şehveti körükleyici bir süslenmeyi de benimsememiz mümkün değildir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sözleriniz bir noktaya kadar doğrudur; önemli olan kadının bedeninin eşi dışında birisine güzel görünmemesi meselesidir. Yaptığınız iş gayet doğrudur. Mesela hayız döneminde iken eşine karşı süslenmeyi düşünen bayanların da var olduğunu duymaktan memnun oldum. Bu yaptığınız mübarek bir şeydir. Ancak kullandığımız nesnelerin de helal olmaları gerekmektedir. Sizi örnek olarak zikredelim, bir çarşafı çalsanız da tesettür olarak giyseniz bunun hükmü ne olabilir? Onun için alkol ve domuz gibi ürünlerin bulaşmadığı mamüller kullanmaya gayret edeceğiz. Oje için ikinci bir sorun da altına su geçirmemesi meselesidir. Çünkü oje bir tabaka oluşturmaktadır ve altına su geçirmiyor. Geçirecek olsa zaten kısa bir zamanda dökülür. Bir başka mesele de kâfirler arasında sembolik değerler kazanmış uygulamalardan da uzak durmamız şarttır. Takvayı gözeten hanımlar olarak siz, yeryüzüne inen rahmetin sebeplerisiniz. Cihadınız mübarek olsun. Allah'a emanet olun.

Hocam, insanın giydiği kıyafetin, yaptığı makyajın vs. günahı ya da haram boyutu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel olanı sevme ve güzel görünmeye çalışma duygusu da insanın fıtratında olan doğal bir durumdur. Dolayısıyla dinimiz duygularımızı köreltmek değil kontrol altına almamızı ister. Çünkü güzellik ve güzel görünme arzusu kadın için doğal bir durum olduğu gibi aynı zamanda mü’min hanımefendinin imtihan noktasıdır. Süslenmenin fıtrata uygun olanı normaldir ama bunun için belli şartlar gerekmektedir. Kadınların güzellik ve çekiciliklerini uygun olmayan yerlerde sergilemeleri, süs ve eylemleriyle dikkat ve ilgi çekmeleri haram olan bir husustur. Bu da kadının fıtrattan olan şeyi uygun ortamda kullanmaması sebebiyle anormal bir hal almaktadır. Buna Kuranımızın dilinde “teberrüc” denmektedir. Ahzab Suresi 32-33. Ayet kerimede: “…daha önce Cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın…” ayetleriyle kadının koruması gereken alanların kapsamının neler olduğu daha net anlaşılmaktadır. O halde bu kapsam sadece makyaj yapmak değildir. Teberrüc: Müslüman kadının kendi bedenini ve Müslümanlık değerlerini yabancı erkeklere karşı teşhir etmesidir. Büyük günahlardandır. Aileyi sarsmak, şehvet ortamını kışkırtmak gibi tehlikeleri de beraberinde getirebilmektedir. Bu yüzden kadının sakınması gereken önemli bir husustur. Yine Nur Suresi 31. Ayeti kerimede: “(Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. …kimseye süslerini göstermesinler...” Kadının mahremiyeti ile ilgili hususlar bu ayeti kerimede de uzunca belirtilmektedir. Yani teberrüc kapsamına giren şey; bazen makyaj da olabilir. Bazen yürüyüş, bazen dikkat çekici konuşma, bazen kendisine baktırtan bir çanta, ayakkabı, bazen de takı… Tesettür adı altında bol bir kıyafet dahi dikkat çekici ve kadını daha şık ve bakılır yapıyorsa bu da teberrüc kapsamına dâhil edilebilir. Kadının fıtratında olan doğal süslenme ihtiyacı, “sadece ve nasıl olursa olsun” tatmini arayacak ve süslenip teşhir etmesine sebebiyet verecekse artık helâl sınırı aşılmıştır ve haramın da sınırı yoktur. Bu yüzden eğer dikkat çekici takı, yüzük, bileklik vb. tekrar tekrar bakılmasına sebebiyet verecekse bunlar da haramdır. Dolayısıyla sorduğunuz sorudaki gibi makyaj yapmak gibi takı takmak teberrüc kapsamına giriyorsa arasında bir fark yok demektir. Tedbirli olmak adına eğer kişiyi tehlikeye götürecekse, kendisini fitneye sürükleyecekse tedbirli olmasında fayda vardır. Ayrıca nişan, evlilik yüzüğü gibi takılar dikkat çekici olmadığı takdirde takılabilir elbette. Kadının göstermesi caiz olmayan bölgeye dışarıdan koyduğu ziynet eşyası o bölgenin hükmünü taşır. Mesela parmağı açık olabileceği için yüzüğü de açıkta olabilir. Bilezik bölgesi haram bölge olduğu için bileziği açıkta olmaz. Evet, bilezik bölgesinin haramlığı ile bileziğin açıkta olmasının haramlığı aynı değildir ama bu bir algı ve teslimiyet meselesi olarak kabul edilmelidir.

Hocam, ben dışarı çıkarken makyaj yapmanın günah olduğunu biliyorum. Ancak ele g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanlığın ve toplumun makul ve helal bir ihtiyacını karşılayan her iş kendi ekseninde önemlidir. Haram olmadıktan sonra hiçbir iş için “gereksiz” denemez. Böyle bir iddia ya kendimizi başkalarından üstün görme yani kibir gösterir ya da bindiğimiz dalı kesmeyi gösterir; ikisi de kabul edilemez. Atık su işinde çalışmak basit ve seviyesiz görülebilir ama bugünkü hayatta kaç gün o işin bakımı yapılmadan sağlıklı yaşanabilir? Tepeden bakan anlayışı hayata uyumlu bir anlayış olarak göremeyiz. Helal ve sağlıklı olduktan sonra her iş rızık kazanmak için uygundur. Elbette belli bir kabiliyet, eğitim ya da benzeri birikimlere sahip olanlar daha iyi işleri seçeceklerdir. Müslüman olarak da seçmelidirler. Ancak böyle bir seçme gerekliliği başka işlerde bulunanları hor görmeye ruhsat oluşturmaz. Kur'an’ımız bize Davud aleyhisselamı büyük bir Peygamber aleyhisselam olarak tanıtırken aynı zamanda bir DEMİRCİ USTASI olduğunu da bildiriyor. Tekrar vurgulayacak olursak, biz ve çocuklarımız kaliteli ve zengin işlerde çalışsın isteyebiliriz, istemeliyiz de ama onların kabiliyetlerini ve toplumun ihtiyacını istesek de yok kabul edemeyiz. Allah Teâlâ’nın yarattığı bu düzende büyük bir planlama ve hikmetler bulunmaktadır. Biz en iyi için yatırım yaparız ama taş yuvarlanır yerini bulur; hayat budur, böyledir. Ölçümüz helal ve sağlıklı olmalıdır. Kabiliyet ve fırsatları yok kabul edemeyiz. İnsanları meslekleri ve işleri üzerinden değerlendirmek asla kabul edilemez.

Hocam çocuklarımızın vasıfsız ya da düşük işlerde çalışıyor olmasından sorumlu o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bayanların, yaratılış tarzını değiştirmemek şartıyla güzel görünmek için gayret etmeleri hem fıtratlarına uygundur hem de eş olmalarının tabii gereklerindendir. Dinimiz de onların bu gayretini gerekli görmüştür. Ancak iki husus önemlidir. Birincisi: Bütün yaptıkları eşlerine daha güzel görünmek için olmalıdır. Eşleri dışındakiler için bilhassa namahrem erkeklerin veya fasıka kadınlar için yaptıkları güzelleşmeler caiz değildir. İkincisi: Yaratılışı değiştirmeye yönelik olan işler mesela, kaşları aldırmaları gibi değişiklikler de caiz değildir. Genç bir hanımın düğün gününde güzel görünmek için hazırlanması hakkıdır hatta gereklidir de. Ancak eşi için olmalıdır bu. Bilhassa erkeklerin de göreceği şekilde bir süslenme iyi bir işaret değildir. Daha yolun başında iken sizin böyle bir tartışmaya girmeniz sizi düşündürmelidir. Daha ağır sorunlarla karşılaştığınızda ne yapacaksınız. Eşiniz bu kadar bir isteğinizi geri çevirmemeliydi. Siz de böyle bir tartışmaya meydan açmamalıydınız. Evlilik büyük bir imtihandır; büyüklüğüne uygun bir üslupla onu karşılamak gerekiyor. Allah'a emanet olun.

Hocam ben 31 yaşında bir gencim. Yakında evlenmeyi düşünüyorum inşallah ama nişa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadın da erkek de Allah’ın kuludur ve Allah’ın şeriatına göre yaşamak zorundadır. Kadının mahremiyeti ve hassasiyetinden ötürü kıyafeti biraz daha “ölçüleri ağır ve titiz” olsa da erkek de kıyafetinde dinine dikkat edecektir. Erkeklere mahsus denebilecek kıyafet (giyinip kuşanma) ilkelerini çok özet bir şekilde şöyle sıralayabiliriz: 1. Kıyafet ve elbise Allah’ın kuluna nimetlerinden biridir. Her nimet gibi değerlendirilmelidir. Salih niyetle kıyafet satın alınmalı ve giyilmelidir. Giyerken de hamd edilmelidir. 2. Giymeye sağ taraftan başlanır, sol taraftan çıkarılır. 3. Kıyafetin temiz ve güzel olması aranır. 4. Renk olarak yasak veya mecburi bir renk yoktur. Örfe dikkat edilerek giyilir ama bir batıl ekolün veya dinin simgesi durumuna gelmiş renkler kullanılmaz. 5. Müslüman erkek ipek elbise giyemez, ipek mendil bile kullanamaz. 6. Tabaklanmış deriden yapılan kürkü kullanabilir. Domuz ürünleri için özel bir yasak olduğunu bilmelidir. 7. Müslüman erkek, özellikle kadınlar için üretilmiş bir kıyafeti giyemez. 8. Toplumun gözünde komik ve seviyesiz duruma düşüren kıyafeti giyemez. 9. Avretini örtmeyen ya da örter gibi yapsa da dikkat çeker duruma getiren kıyafeti giyemez. 10. Kıyafette israf olmamalıdır. Kişinin ekonomik girdisi ile kıyafet masrafı arasında güzel bir denge kurmalıdır. 11. Gereğinden fazla uzatılmış, abartılı bol, kibirlenmeye zemin hazırlayan kıyafetler giyilmez. 12. Kâfirleri ve hayat tarzlarını özellikle simgeleyen kıyafetler giyilmez. 13. Giyeni parazit duruma getiren yani herkesin gözünü çevireceği bir dikkate neden olan kıyafet giyilmez.

Erkek Müslüman’ın kıyafeti için de kadınlarda olduğu gibi dini ölçüler var mıdır
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ne demek yüz güzelliği önemli değil? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bile kadında evlenmeyi gerektirecek vasıflardan biri olarak güzelliği saymaktadır. Güzellik de gereklidir elbette. Ancak birinci tercih o olmamalıdır. Size bu hususta iki şey tavsiye edeceğim. Birincisi, siz güzeli ararken güzele layık bir güzelliğiniz de olmalıdır. Yani ararken aranan biri olmalısınız. Aksi takdirde ne bulabilir ne de bulduğunuzu tutabilirsiniz. İkincisi, hiç bir şeyin 'en iyisi' yoktur. Dünya, iyiliklerin eksik olduğu bir yerdir. Ortalamayı yakalayan huzuru yakalamış olur. Biraz güzellik, biraz zenginlik, biraz memleketlilik ve nihayet de dindarlık diyerek yola çıkın huzurlu olursunuz. Allah'a tevekkül edin, çok dua edin; evlilik bu zamanın en ağır cihad türlerinden biridir. Düğün yapmakla evlenilmiş olmuyor. Dua edin, dua alın. Özellikle ebeveyninizi ihmal etmeyin.

Evlenmek istiyorum fakat güzel ahlak yanında yüz güzelliği de arıyorum. Akrabala

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Abdestli iken, kerahet vakti olmayan bir zamanda kıbleye dönüp kılınan iki rekât namaz nafile namazdır. Farz ve vaciplerin dışındaki namazlar nafiledir. Farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınanların dışında nafile namaz olarak tavsiye edilen pek çok namaz çeşidi vardır. En önemlilerinden olarak şu namazları kaydedebiliriz: Tahiyyetülmescit namazı: Bir camiye girildiğinde kılınan ‘camiyi selamlama namazı’dır. İki rekât kılınır. Teheccüt namazı: Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kılınan namazdır. Farz namazlardan sonra en sevaplı namazdır. İki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabilir. Kuşluk namazı: Güneş yükselmeye başladıktan sonra öğlen vaktine kırk dakika kalana kadar kılınan bir namazdır. İki ile on iki rekât arasında kılınabilir. Evvabin namazı: Akşam namazından sonra kılınan altı rekâtlık bir namazdır. Bunların dışında da nafile olarak kılınabilecek namazlar vardır. Farzların hakkını vermeyi en önemli hedef görmeli, ondan sonra da namazlara bitişik olan nafileleri, ardından da bu ve benzeri nafileleri kılmaya çalışmalıdır.

Nafile olarak kılınan namazlar hangileridir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İşinizin lüks olması haram olmasını gerektirmez.

Çalıştığım işyerinde yaptığımız iş tamamen gösteriş için. Bazıları bu yüzden ‘si
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İmandan tat almak, ibadeti zevkle yapmak, ibadet uğruna eziyetlere katlanmak ve ibadeti her şeye tercih etmektir. Ancak ‘ibadet’ namaz kılmaktan ibaret değildir. Allah ve Resûlünün emrettiği her şey ibadet olarak bilinmelidir. Anne babaya itaat, yoldan eziyet veren bir dikeni kaldırmak bile ibadettir. Hasta ziyaret etmek ibadettir. Emri bilmaruf ve nehyi anilmünker ibadettir. Cihad ibadettir. İmandan tat almak için ibadeti zevkle yapmak gerekir diye bir kuraldan söz ederken, ibadetler arasında tercih yapmadan bunu gerçekleştirmek gerektiğini de bilmemiz lazımdır. İman, altı esasa inanmakla sınırlandırılmamalıdır. Sevgiden nefrete kadar, insan olmamız hasebiyle organlarımız ve hissiyatımızın ortaya koyduğu ne varsa, imanın onda etkisi bulunmalıdır. Her şeyden önce de sevmek imanın en belirgin etki alanlarındandır. Mü’minin, Allah’ı ve onun peygamberini, mü’min kullarını, Allah ve Resûlünün sevdiği salih amelleri sevmesi gerekir. Bu salih amelleri gereği gibi yerine getiremiyor olsa bile mü’min, onları sever, yerine getirmenin gayreti içinde olur. İmanın en tabii gereklerinden biri de, Allah’ın sevmediğini sevmemektir. Küfrü ve fıskı sevmemek imandır. Kâfirlerin, müşriklerin ve bütün iman dairesi dışında kalanların sevilmeyenler listesinde olması imanın gereğidir. Bu sevgi ve buğzun imanla olan bağlantısı, çoluk çocuğu, en yakın akrabayı ihtiva edecek kadar derindir. ‘Tat alma’ düzeyindeki bir imanın elde edilmesi için yardım edebilecek uygulamaları şöyle sıralayabiliriz: - Kul, üzerindeki Allah’ın nimetlerini takdir etmelidir. Önce iman, eşsiz bir nimet olarak bilinmelidir. Sonra sıhhat, ebeveyn, akrabalar, kapımıza gelen rızık, huzur içinde evlerimizde uyumamız gibi nimetler hiç göz ardı edilmemelidir. Allah Teâlâ’nın bir imtihan gereği bazen kıstığı nimetlerine karşı köpürmeden eldekilerin kıymetini bilerek yaşamaya devam edilmelidir. - Allah Teâlâ’yı, bütün isimleri ve sıfatlarıyla bilmek, imandan tat alma yolunda önemli bir yardımcıdır. - Tefekkürü iyi bir eğitim malzemesi olarak kullanmak zorundayız. Tefekkür, özel bir okulda eğitimi verilen bir bilgi değildir. Gözün gördüğü, kulağın duyduğu, elin temas ettiği her şey iyi bir tefekkür sebebidir. Bu anlamda, tatilimizi, hasta ziyaretimizi, iyi bir sofrayı, bir sabah namazını camide kılmayı, tefekkür sebebi olarak değerlendirebiliriz. Tefekkürün en büyük düşmanı olan, mâlâyâni ve seviyesiz meclislerden uzak kalmak da yardımcımız olacaktır. - İhlasla ibadet yapmak, zikir müdavimi olmak, en büyük zikir olarak Kur’an tilavetine yoğunluk vermek, ilim meclislerini izlemek, imandan tat almanın belki de şartlarındandır. - Nafile ibadetleri ihmal etmemek de ziyadesiyle önemli bir nedendir. - Asrın ve şartların icabı olan cihadı en iyi şekilde yapmaya gayret etmek, tat almak için uğraşmak olarak yorumlanmalıdır.

‘İmandan tat almak’ nasıl olur? Bir insan hem iman ehli olur, hem de imandan zev
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Size iş veren iş sahibinin sizden beklentilerini karşılama konusunda bir sorun yoksa sizin aldığınız ücrette sıkıntı yoktur. İş sahibiniz sizi yetersiz buluyorsa zaten ücreti kısacaktır.

Ben bir şirkette dekorasyon işinde çalışıyorum. Çalıştığım şirketin iki şantiyes
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Meseleye İslam terbiyesi açısından bakalım ve tuvalette konuşmakla sınırlamayalım. Tuvalet, hayatî ihtiyaçlarımızdan biridir. Böyle bir ihtiyacı dinimizin programsız bırakması mümkün değildir. Tuvaletle ilgili ihtiyacımızın giderilmesinde bile terbiyemizi yansıtacak bazı kurallar vardır. Bu kuralları şu şekilde sıralayabiliriz: 1- Tuvalet için tahsis edilmiş yerlerin dışında, enkaz arasına, yol kenarlarına, bahçelere, suya ve benzeri yerlere ihtiyaç gidermek caiz değildir. Çok acil bir ihtiyaç olursa o zaman ortaya çıkacak nahoş görüntüyü gidermemiz gerekir. 2- Ayakta ihtiyaç gidermek caiz değildir. 3- İhtiyaç giderme anında ön ve arkanın kıbleye gelmesi caiz değildir. 4- Sağ elle taharetlenmek mekruhtur. Taharetlenme sol elle yapılmalıdır. 5- Tuvalette konuşulmaz. 6- İdrar sıçramasına karşı çok dikkatli olmak gerekir. 7- Ayet veya Lafzayı Celal yazılı bir şeyle tuvalete girmek caiz değildir. 8- Su israfına karşı çok dikkatli olmak gerekir. 9- Tuvalete girerken ve oradan çıkarken şu duaları okumak sünnete uymaktır: Girerken, ‘Allahumme inni euzu bike minelhubsi velhabais’ çıkarken, ‘Ğufranek.’

Tuvalette konuşmak haram mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman standardı, ashabı kiramdır. Ya da sünnete uymaktır. Özellikle bu standart kelimelerle anlatılacaksa şu standartları sayabiliriz: Müslüman, Allah rızası için ibadet yapar, yaşar, yer ve içer. Kur’an ve sünnet iki kaynağıdır, onları tartışmaz, tartıştırmaz. Müslüman uydurmaz, uyar; uyduğu da ümmetin ilk neslidir. Müslüman ihsana koşar; ihsan en iyiyi yakalama hedefidir. Müslüman’ın ihlassız hiçbir işinde değer yoktur. Müslüman, hayrı kendisi için ve herkes için ister. İyilikte yarışır. Müslüman, umut doludur, yıkılıp sarsılmaz. Müslüman, kardeşleriyle Müslüman’dır. Rahatsız etmez, rahatsız edilmek istemez. Dinlemesini bilir, dinletir. İstişare temel siyasetidir. Özür kabul eder. Fitne durumlarında kenarda kalmasını bilir. Zorlukla karşılaşınca: ‘La havle vela kuvvete illa billah’ Nimetle buluşunca: ‘Elhamdülillah’ Enteresanlıkla karşılaşınca: ‘Sübhanellah’ Hata edince: ‘Estağfurullah,’ Daralınca: ‘Hasbunellah,’ Tevekkül anında: ‘Tevekkeltü alellah’ Musibet anında: ‘İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn.’ der. Müslüman, ebeveyninin hizmetkârıdır. Sılayı rahime dikkat eder. Müslüman, sabrı en büyük silahı olarak bilir, sabırla Allah’tan yardım diler. Edep, Müslüman’ın tacıdır. Nankör değildir, nimetlerin kadrini bilir, şükreder. İnsanlara teşekkürü vazifesi bilir. Müslüman, düşünen, aklını kullanan, basiretli, ileriyi görmeye çalışan bir insandır. Müslüman, yardımını Allah’tan bekler. Müslüman bozucu olmaz, düzelticidir. Geçinilir ve geçinebilen biridir. Müslüman emindir. Ahiret işlerini öncelikli görür ama dünyayı ihmal etmez. Yaptığı iyi işlerin erimemesi için uğraşır. İyi olmayı değil, en iyi olmayı düşünür. İnfak eder. Çocuk yetiştirmeyi bütün zamanların en önemli cihadı olarak görür. Dünyevileşme bataklığından kaçınır. Vakit israfının büyük bir afet olduğunu hiç unutmaz. Eş haklarına çok dikkatlidir; nikâhın Allah’ın adıyla kıyıldığını anlar. Akıbet endişesi sürekli zihnindedir, çok dua eder. Doyana kadar yemez. Şüpheli şeylerden kaçınır. Kendini ilgilendirmeyen işe karışmaz. Sıhhatine titizdir. İbadette, ahlâkta ve her şeyde dengelidir. Aşırılığa kaçmaz. Evine önem verir. Camiye yakın bir evde oturur, evini Kur’an uygulama merkezi gibi kullanır. Örnek olmaya çalışır. Sorumluluktan kaçınmaz, üstlendiğini yerine getirir. İnatçı değildir. Temizdir. Temizliği göstermelik değildir. Temizliğini insanların değil, meleklerin göreceğini bilerek temiz olur. Hediye verir, hediye alır. Müslüman’a eziyet olan bir işi yapmaz. Riyadan, gösterişten kaçınır. Şeytanın tuzaklarına karşı uyanıktır. Bu anlamda, faiz, zina, kumar, çıplaklık gibi afetleri şeytanın nasıl cazip hale getirdiğine dikkat eder. Okur ve dinler. Kesinlikle bir ders halkasına periyodik olarak katılır. İyiliği yaymak, kötülüğü engellemek Müslüman’ın sosyal kimliğidir. Hayrı ve sabrı tavsiye etmeyi imanının gereği bilir. Tövbekârdır. Mütevekkildir. Mütevazıdir. Asla tembel değildir. Yorulmaz, emekli olmaz, emeklemez, dik durur. Allah’ı, Peygamber’ini, ashabını, ehli beytini ve bütün mü’minleri sever. Kin gütmez. Bağışlar. Allah için sever, Allah için buğz eder. Müslüman hayâsını imanından bir parça bilir, onu kaybetmeyi imanını kaybetmek olarak bilir. Kolaylaştırır, zorlaştırmaz. Yumuşak huyludur. Merhametlidir. Zarar vermez, ikram eder. Sır yaymaz. Muruetini korur. Mutedildir. Vefalıdır. Sözünü bozmaz. Müslüman helal kazanmayı, yaşamak kadar ciddi görür. Haram lokmayı ağzına koymaz. Haramdan şiddetle kaçınır. Kur’an ezberler. Kur’an ezberlemeyi hocalara ait bir iş olarak görmez. Az da olsa sürekli ezberler ve okur. Kararlarında ciddi olur, ikide bir karar bozmaz.

İslam’dan söz edildiğinde, beş şartı gibi hep bilinen şeyler anılıyor. Özellikle

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.