İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, insanın giydiği kıyafetin, yaptığı makyajın vs. günahı ya da haram boyutu o yapılanla ilgili değil de kullanılan alanla ilgili olduğunu düşünüyorum. Mesela eşinin yanında güzel bir elbise giymek helal, dışarıda cezbedici olmak haram. Yani burada nesnenin değil de kullanım alanının haramlığı söz konusu yanılmıyorsam. Geçenlerde arkadaşlarla aramızda bir konu geçti; oje sürmenin haram olduğu söylendi. Sizin bu konuyla ilgili araştırma yaptığınızı ve bunun içinde domuz yağı olduğunu söylediğinizden bahsetti. Ben de merak ettim ve size danışmak istedim. Normalde ben oje sürmüyorum fakat nefis olarak hoşuma gidiyor. Evde hayız dönemlerimde eşim için süslenirken sürmek istiyorum fakat bunu duyunca size bir danışmak istedim. Meselenin aslı nedir?

Cevap

Sözleriniz bir noktaya kadar doğrudur; önemli olan kadının bedeninin eşi dışında birisine güzel görünmemesi meselesidir. Yaptığınız iş gayet doğrudur. Mesela hayız döneminde iken eşine karşı süslenmeyi düşünen bayanların da var olduğunu duymaktan memnun oldum. Bu yaptığınız mübarek bir şeydir. Ancak kullandığımız nesnelerin de helal olmaları gerekmektedir. Sizi örnek olarak zikredelim, bir çarşafı çalsanız da tesettür olarak giyseniz bunun hükmü ne olabilir? Onun için alkol ve domuz gibi ürünlerin bulaşmadığı mamüller kullanmaya gayret edeceğiz. Oje için ikinci bir sorun da altına su geçirmemesi meselesidir. Çünkü oje bir tabaka oluşturmaktadır ve altına su geçirmiyor. Geçirecek olsa zaten kısa bir zamanda dökülür. Bir başka mesele de kâfirler arasında sembolik değerler kazanmış uygulamalardan da uzak durmamız şarttır. Takvayı gözeten hanımlar olarak siz, yeryüzüne inen rahmetin sebeplerisiniz. Cihadınız mübarek olsun. Allah'a emanet olun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ insanı en güzel şekilde yaratmıştır. İnsan güzeldir. Allah’ın lütfu olan güzelliğini koruması da insanın en tabii görevlerindendir. Allah Teâlâ’nın bir sanatı olan vücudun ihmal edilmesi caiz değildir. Günümüzde, göz boyama üzerine kurulu hayat anlayışı oluşmuştur. İnsanlar, kendi sıhhatinden önce, kendisini gören gözlerin nasıl göreceğini önemsemektedirler. Bu oranda abartılı bir anlayış şüphesiz kabul edilemez. İnsanların birbirlerinin gözetleyicisi durumunda olmaları, neden bu dünyada var olduğumuzun anlaşılmamasından kaynaklanmaktadır. İnsan vücudunu, ikamet ettiği meskenini, kullandığı odasını hatta özel eşyasını temiz ve şık tutmalıdır. Temizlik ve güzellik ilke edinilmelidir. Mübalağaya kaçmadan, mutedil ölçülerle sürdürülen şıklık ve süslenme kesinlikle Müslümanca bir tavırdır. Süslenme konusunda fıkıh ölçülerini uygulayarak oluşturacağımız kuralları şu şekilde özetleyebiliriz: 1- Süslenme, temiz ve helal maddelerle yapılmalıdır. Domuz ve alkol ürünü ile süslenme caiz değildir. 2- Süslenmenin ekonomik boyutu, insanın diğer görevlerini ve ihtiyaçlarını etkileyecek oranlara ulaşmamalıdır. Süslenmenin yeri ve önceliği, doğallık sınırını zorlamamalıdır. Başka bir zaviyeden bakıldığında israf riski ile yapılan bir süslenme zorlamadır, caiz değildir. 3- Süslenme, ikinci insanları yanıltma üzerine olmamalıdır. Evlenmesini kolaylaştırmak için yaşını küçük gösterecek tarzda yapılan uygulamalar caiz değildir. Süslenmede ilke, şıklık ve temizlik olmalıdır. 4- Allah’ın yarattığı fıtratla asla oynanmamalıdır. Kaşların aldırılması, peruk kullanma bu anlamda kötü örneklerdir. Bilhassa estetik ameliyatlar, tıbbî ihtiyaçtan kaynaklanmalıdır. Vücuda yaptırılan dövme bu alanda en kötü örneklerdendir. 5- Süslenme ve diğer müdahaleler, kadının erkeğe, erkeğin kadına benzemesi sonucunu doğurmamalıdır. Bu kural giyim-kuşamda da geçerlidir. 6- Batıl ehlini taklit olabilecek uygulamalardan uzak durulmalıdır. Yüzden örnek verecek olursak; sakal Müslüman için fıtri bir süstür. Süslenme anlayışımızda, sakalsız bir süslenme olmamalıdır. 7- Kadının eşine karşı süslenmesi dışında, şehveti körükleyici bir süslenmeyi de benimsememiz mümkün değildir.

Erkekler de dâhil olmak üzere günümüzde, aylık gelirlerin önemli bir bölümü süsl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel olanı sevme ve güzel görünmeye çalışma duygusu da insanın fıtratında olan doğal bir durumdur. Dolayısıyla dinimiz duygularımızı köreltmek değil kontrol altına almamızı ister. Çünkü güzellik ve güzel görünme arzusu kadın için doğal bir durum olduğu gibi aynı zamanda mü’min hanımefendinin imtihan noktasıdır. Süslenmenin fıtrata uygun olanı normaldir ama bunun için belli şartlar gerekmektedir. Kadınların güzellik ve çekiciliklerini uygun olmayan yerlerde sergilemeleri, süs ve eylemleriyle dikkat ve ilgi çekmeleri haram olan bir husustur. Bu da kadının fıtrattan olan şeyi uygun ortamda kullanmaması sebebiyle anormal bir hal almaktadır. Buna Kuranımızın dilinde “teberrüc” denmektedir. Ahzab Suresi 32-33. Ayet kerimede: “…daha önce Cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın…” ayetleriyle kadının koruması gereken alanların kapsamının neler olduğu daha net anlaşılmaktadır. O halde bu kapsam sadece makyaj yapmak değildir. Teberrüc: Müslüman kadının kendi bedenini ve Müslümanlık değerlerini yabancı erkeklere karşı teşhir etmesidir. Büyük günahlardandır. Aileyi sarsmak, şehvet ortamını kışkırtmak gibi tehlikeleri de beraberinde getirebilmektedir. Bu yüzden kadının sakınması gereken önemli bir husustur. Yine Nur Suresi 31. Ayeti kerimede: “(Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. …kimseye süslerini göstermesinler...” Kadının mahremiyeti ile ilgili hususlar bu ayeti kerimede de uzunca belirtilmektedir. Yani teberrüc kapsamına giren şey; bazen makyaj da olabilir. Bazen yürüyüş, bazen dikkat çekici konuşma, bazen kendisine baktırtan bir çanta, ayakkabı, bazen de takı… Tesettür adı altında bol bir kıyafet dahi dikkat çekici ve kadını daha şık ve bakılır yapıyorsa bu da teberrüc kapsamına dâhil edilebilir. Kadının fıtratında olan doğal süslenme ihtiyacı, “sadece ve nasıl olursa olsun” tatmini arayacak ve süslenip teşhir etmesine sebebiyet verecekse artık helâl sınırı aşılmıştır ve haramın da sınırı yoktur. Bu yüzden eğer dikkat çekici takı, yüzük, bileklik vb. tekrar tekrar bakılmasına sebebiyet verecekse bunlar da haramdır. Dolayısıyla sorduğunuz sorudaki gibi makyaj yapmak gibi takı takmak teberrüc kapsamına giriyorsa arasında bir fark yok demektir. Tedbirli olmak adına eğer kişiyi tehlikeye götürecekse, kendisini fitneye sürükleyecekse tedbirli olmasında fayda vardır. Ayrıca nişan, evlilik yüzüğü gibi takılar dikkat çekici olmadığı takdirde takılabilir elbette. Kadının göstermesi caiz olmayan bölgeye dışarıdan koyduğu ziynet eşyası o bölgenin hükmünü taşır. Mesela parmağı açık olabileceği için yüzüğü de açıkta olabilir. Bilezik bölgesi haram bölge olduğu için bileziği açıkta olmaz. Evet, bilezik bölgesinin haramlığı ile bileziğin açıkta olmasının haramlığı aynı değildir ama bu bir algı ve teslimiyet meselesi olarak kabul edilmelidir.

Hocam, ben dışarı çıkarken makyaj yapmanın günah olduğunu biliyorum. Ancak ele g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İki çizgi arasında bir yolu siz dengeleyin: Haramlara bulaşmayın ve onun gözünde cazibenizi yitirmeyin. Siyasetiniz bu olmalıdır. Bundan da anlaşılıyor ki, alenen haram olmayan şeylerde, evliliğinizin istikrarı için esnek olun.

Selamünaleyküm hocam. Çok meşgul etmemeye çalışacağım inşallah. Ben 2.5 yıl çarş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayatımızda doğduğumuz, yaşadığımız yerin gelenekleri bizi de etkilemekte şüphesiz. Bu etkileme yönü bazen kesinlikle uzak durmamız gereken bir husus olurken bazen de yapıldığında her açıdan herhangi bir sorun teşkil etmeyen bir husus olabiliyor. Etkileme yönüne göre biz de tavrımızı belirler, ona göre hareket etmeye çalışırız. Bir de evlilik ile gelen bir akrabalık söz konusu olunca bir kültür ile daha etkileşime girmiş oluruz. Bu da çok doğal bir durumdur. Dinimiz de bu konuda Rabbimizin rızası olmayan hususlar hariç etkilenmeyi, kültür geçişini tabii saymıştır. Bahsettiğiniz hususta bu duruma benzer bir durum söz konusu. Yaşam tarzı farklılıkları günlük hayatımıza da giyim kuşam, yeme içme olarak da yansımakta. Bu etkileşimde birkaç hususa dikkat ederek hareket edebiliriz: 1. Rabbimizin razı olmayacağı hususlardan uzak durmak. Bahsettiğiniz kısımda fark etmeden çekilecek fotoğraf konusunda gerekli tedbirler alınmalıdır. 2. Rabbimizin rızasını yaparken insani ilişkilerimize dikkat etmeliyiz. Bizi anlamayabilirler ama farklı olduğunuz kısımlarda yeri gelir yumuşak bir üslupla ifade ederek yeri gelir sempatik davranarak konunun merkez olmamasını sağlayarak hareket edebilirsiniz. Zamanla ilişkilerinizin güzelleşmesiyle size saygıları artacak ve böyle ayrıntı konularda takılmamış olacaksınız ama bir süreç gerekli. Sevilen, saygı duyulan bir gelin-ailenin bireyi olduğunuzu zamanla hissedeceksiniz. 3. Eşiniz madem size destek ki bu durum çok güzel, sakın ola ki bu durumu tartışma konusu etmeyin. Zamanla bu durum aşılmaz bir sürece girebilir eğer sürekli gündem yaparsanız. Ailenizin kıymetini bilin, iyi taraflarınızı ön plana çıkarmaya çalışın. Yumuşak bir üslup her şeye çözüm olacaktır. Yuvanızın böyle meseleler yüzünden huzursuz hâle gelmesine sakın izin vermeyin. Zamanla denge kurmaya, kıyafetin değil muhabbetin önemli olduğunu anlayacaklar biiznillah.

Hocam, eşimin ailesinin kültüründe, kadınlar kendi aralarında toplanınca oldukça
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu hassasiyetiniz pek güzel. Allah Teâlâ sizi de bizi de haramlardan ve neticede de cehennem azabından muhafaza buyursun. Ayağımızı kaydırmasın. Ekmek başta olmak üzere pek çok gıdanın dinimiz açısından yenmesinde ve içilmesinde büyük sıkıntılar bulunmaktadır. Yalnız şu ana kadar mü'minler olarak bu hususta kati bir sonuca ulaşacak çalışmalar da ne yazık ki yapamadık. Verdiğiniz örnekte mesela, sorun olduğunu hepimiz biliyoruz ama ekmek gibi bir konuda çözüm üretmede sıfır düzeyindeyiz. Ortada bir şüphe var. Bu şüpheye karşı helali oluşturma imkânı yok. Bir de durum sizin zikrettiğiniz düzeyde yüzde yüz bir veri ile karşımıza çıkmıyor. Buradaki alkollenme, büfede satılan alkoldeki ile aynı mıdır? Bunu da netleştirebilmiş değiliz. Bu nedenle 'ekmek haramdır' diyemeyiz. Ama Avrupa'da satılan ekmekler daha kıtır olsun üzeri parlak olsun diye kullanılan domuz yağı nedeniyle 'ekmek kesin haramdır' diyebiliriz. İki durum arasında bir fark olduğunu umarım takdir etmişsinizdir. Allah Teâlâ helal ile yaşamaya hepimizi muvaffak kılsın.

Ben size yurtdışından yazıyorum. Araştırmalarıma göre (güvenilir kaynaklardan, b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evvela bu hususta kendinizi tek kalmış anne zannetmeyin, pek çok annenin bahtı ne yazık ki böyle oluyor. Zamanımızın en ağır imtihanlarından biridir bu. İkincisi, çocuğunuza dinden çıkmış gibi davranmayın. Davranırsanız maazallah öyle olabilir, sebebi de siz olursunuz. Üçüncüsü, bu sorundan daha büyüğü ve çözümsüzü eşinizle bu konuda ihtilaf ediyor olmanızdır. Eşinize rica edin, o da bizimle görüşsün, imkânınız varsa gelin İstanbul’da bu konuyu görüşelim. O noktaya gelmeyeceğinizi temenni ederek şunu da söyleyebilirim: Eğer çocuk konusunda ikinizin ittifakı mümkün olmazsa siz çekilin ve sorumluluğu eşinize bırakın. Siz sadece annelik görevlerinizi yapın. Eşinizin tutumu isabetli olursa ne güzel. İsabet etmezse herkes hatasının bedelini öder. Dördüncüsü, kızınızla savaşmazsanız bir zaman sonra hiçbir şey yokmuş gibi sizin çizginize gelir, endişe etmeyin. Bunun için de şunlara dikkat edeceksiniz: Ne giyerse giysin hiçbir yanlış yokmuş gibi davranacaksınız hatta muhabbetinizi artıracaksınız. Sanki öyle bir konu yokmuş gibi davranacaksınız. Başka konulardaki iyi taraflarını öne çıkaracaksınız. Arkadaş çevresini uygun olanlardan oluşturmaya çalışacaksınız. Asla teyzeleri ve yengeleri gibi yakınlarınızın onunla bu konuşu tartışmalarına izin vermeyeceksiniz. Günlük dualar edecekseniz onun için. Sabredeceksiniz ve çok geçmeden biiznillah umduğunuzdan daha güzel bir kızınız olacak, göreceksiniz. Allah yardımcınız olsun. Gelişmeleri tekrar yazabilirsiniz.

Kızım hafızlığını bitirdi. Şu anda Arapça kursuna gidiyor. 12 yaşında hafızlığa

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sadece geçim sıkıntısı nedeniyle vakti gelmiş bir nikâhı geciktirmek caiz değildir. Neden sadece bu ise ailelerinize durumu daha kesin ifadelerle ama nazikçe anlatın. Onları kararlılığınıza inandırmaya çalışın. Evlilikten de vazgeçmeyin. Allah'a emanet olun.

Ben evlenmek istiyorum ama ailem ve etrafımdakiler geçim sıkıntısı çekerim diye
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kıbleden dönülmedikçe saftan ötürü yapılan hafif hareketin namaza zararı yoktur. Allah'a emanet olun.

Hocam, camide kılınan farz namazlarda bazen namaz başladıktan sonra saf araların
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Maldaki Allah'ın hakkı olan zekât ve yakın akrabanın nafakası verildikten sonra Müslüman'ın zenginliğine bir sınır yoktur. Sınırsız denebilecek bir zenginlik mübahtır. Kaliteli ve lüks kullanmanın da zararı yoktur. Haram olan, bütün yönleri ile israftır. Zenginliğin getireceği mübahlarda boğulma tehlikesi ise ayrı bir sorundur. Zengin fakir herkes bir çeşit imtihana tabi tutulacaktır; herkes kendi imtihanını başarmaya çalışacaktır. Allah'a emanet olunuz.

Bir müslümanın, zengin olduğunda, üstüne vazife olan zekat, sadaka ve fitresini
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Konya ile Karaman arasındaki mesafe seferilik mesafesini doldurmaktadır. Buna göre bu iki şehir arasında yolda iken her hâlükârda seferisiniz. Karaman’da eşinizle kalabileceğiniz bir eve malik olmanız ise orayı da kendinize ikamet mekânı edindiğinizi gösteriyor. Orada seferi olmamanız daha uygun düşer. Allah’a emanet olunuz.

Bir insan Konya’da yaşayıp, işi gücü ve evi orada olsa (vatan-i asli), Karaman’d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Benzer bir soruyu Peygamber aleyhisselam efendimize soracak olsaydınız size diyeceği şu olurdu: Ne diye Müslüman oldun ki? Müslümanlık bu mücadeleyi yapmanın adıdır. Her Müslüman böyle bir gel git içinde hayatını geçirir. Sonunda mağlup olmayanlar kazanarak giderler, bir yerde yığılıp kalanlar da helak olurlar. Bunu siz şöyle de anlayabilirsiniz: Bir minderde güreş yapıyorsunuz; elbette düşüp kalktığınız olacaktır. Düştüğünüz zaman ağlamaya başlarsanız rakibiniz sırtınıza oturur ve siz mağlup olursunuz. Vazifemiz belki düşmemektir ama o çok zordur, biz nebi değiliz. Düşeceğiz ama düştüğümüz yerde kalmayacak dikileceğiz. Biiznillah da kazanan olacağız. Size tavsiyem, kesinlikle bir ders halkasını izleyin. Allah’tan korkanlardan oluşmuş bir arkadaş grubunuz bulunsun. İlmihal bilginizi de sık sık tazeleyin. Kâfirlerin ağırlıkta olduğu ortamlardan, yayınlardan uzak durun. Cemaatle namazı ihmal etmeyin. Az da olsa sürekli Kur’an okumaya çalışın. Göreceksiniz kazanan olacaksınız inşaallah. Allah yardımcınız olsun.

Hocam ben 24 yaşındayım, nefsimin arzu ve isteklerine uymamaya çalışıyorum ama ş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir şeyin en iyisini ister, onu yapmaya çalışırız. Mü'min olmamız bunu gerektirir. Ama en iyiye ulaşmamız mümkün olmuyorsa, tehlikeye girmemek için en iyiden iyiye, iyiden biraz iyiye doğru tavizler vererek hedefe doğru yürümeye çalışırız. Mesela saliha bir kadın ararken zinayla karşılaşmaktansa saliha olmayan bir kadınla evlenmeye razı oluruz. Bir de özellikle evlilik konusu için şunu belirtmek gerekmektedir: İyiliği ve kaliteyi sadece karşıda aramak yerine kendimizi de iyilik ehli yapmaya gayret etmeliyiz ki, Allah'ın yardımını hak edelim. Allah'a emanet olun.

Saliha eş konusunda çevremde nasibimi arıyorum, araştırıyorum ama Allah’ın isted

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.