Fetva Meclisi
Soru
Ben size yurtdışından yazıyorum. Araştırmalarıma göre (güvenilir kaynaklardan, buna labaratuvar da dahil) hamura katılan maya, hamurun kabarma yani mayalanma aşamasında, mayanın kendi içerisinde bulunan şeker etkisiyle, alkol üretiyor, yani hamura şeker ilave etmeseniz de mayanın kendi kimyasında olan şeker bu görevi yapıyor. Bu hamurdan elde edilen pişmiş 1 kg ekmekte yaklaşık 2 gram alkol bulunmakta. Bu durumda fırınlarda satılan ekmek dahil olmak üzere evde yaptığımız bütün hamur işlerinde alkol bulunmakta. Bunları yemek caiz mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Haramları, bu sorunu çözmeye yardımcı olması bakımından şu şekilde tasnif etmemiz mümkündür: a- Haram olduğu kesin ve belli olanlar. Domuz ürünleri, alkol ve haksız bir şekilde elde edilen yiyecekler böyledir. Bunların yenmesi, içilmesi hiçbir şekilde caiz olmaz. Bu konuda da bir tereddüt yoktur zaten. b- Haram oluşu hakkında elimizde kesin bilgi bulunmayan ama şüphe ettiğimiz yiyecekler, içecekler... Bunları tüketmemeyi tercih etmeliyiz. Genel tavrımız tüketmemek yönünde olmalıdır. Aile fertlerini de bu yönde eğitmeliyiz. Yalnız elimizde haram olduğu konusunda net bilgi bulunmayan yiyecek ve içecekleri, haramlığı kesin olan bir domuz ürünü gibi kabul etmemiz de mümkün değildir. Ortada bir şüphe varken kesin tavır koyamayız. Bugün ekmekten peynire pek çok gıda maddesi için geçerlidir bu. Çok inceleyecek olsak ekmekte bile zorlanabiliriz. Takva üzere olma adına vesveseye yol açmak da doğru değildir. Keyfilik ile titizlik arasında izlenebilir bir yöntem kullanmak gerekmektedir.
Selamünaleyküm. Açıkça haram bir katkıyı gördüğümüz şeyleri tüketmemiz haram olur. Bunun dışında, zahiren araştırıldığında görülmeyen şeylerin ardına düşmemiz de sıkıntılıdır. Çok incelememiz durumunda hiçbir şey yiyemeyebiliriz. Yüzeysel izleme ile haram katkısı belli olanlardan muhakkak uzak duralım. Şüphemizin ciddi bir boyut aldığı şeylerden de mümkün olduğu kadar uzak duralım. Bunun dışındakileri abartmamayı tercih edelim.
Selamünaleyküm. Devletin fiyatını sabitleştirmediği bir ürünü dilediğiniz fiyattan satabilirsiniz. Satışınıza yalan ve hile karışmadıkça kazancınız helaldir. Sizin ilkelerinizi, sizden habersiz olarak delen elemanlarınızdan ötürü de mesul olmazsınız.
Bu konumda şunu bilmelisiniz: Siyasetten ziraata kadar tam bir şeytan kuşatması altındayız. Hangi noktada ayağımıza basılıyorsa sadece orada acı hissediyoruz. En büyük sorun da burada zaten. Yalnız bir noktaya kilitlenip kalınca maazallah insanın aklı bile oynayabilir. Biraz daha itidalli ve gıda gündemini; - Helal, - Mekruh, - Riskli, - Tehlikeli, - Çok tehlikeli, - Haram! Şeklinde sıralamalıyız. Aksi takdirde kendi kendimizi yer bitiririz maazallah. Şeytan da bir taşla iki kuş vurmuş olur. Bu konuda internette dolaşan bilgilere itimat edemeyiz. Uzman olmayanların görüşlerine uyduğumuzda psikiyatrik vakalara alet olabiliriz. Bir başka ifadeyle dinimizin geniş bıraktığı alanı daraltmanın da anlamı yoktur. Bilhassa bazı hanım kardeşlerimizin esasen gerekli olan bu gıda titizliğini, varsa yoksa hayatın tek gündemi gibi tuttuklarını izleyebiliyoruz. Daha dengeli olmak şarttır. Allah yardımcımız olsun.
Sözleriniz bir noktaya kadar doğrudur; önemli olan kadının bedeninin eşi dışında birisine güzel görünmemesi meselesidir. Yaptığınız iş gayet doğrudur. Mesela hayız döneminde iken eşine karşı süslenmeyi düşünen bayanların da var olduğunu duymaktan memnun oldum. Bu yaptığınız mübarek bir şeydir. Ancak kullandığımız nesnelerin de helal olmaları gerekmektedir. Sizi örnek olarak zikredelim, bir çarşafı çalsanız da tesettür olarak giyseniz bunun hükmü ne olabilir? Onun için alkol ve domuz gibi ürünlerin bulaşmadığı mamüller kullanmaya gayret edeceğiz. Oje için ikinci bir sorun da altına su geçirmemesi meselesidir. Çünkü oje bir tabaka oluşturmaktadır ve altına su geçirmiyor. Geçirecek olsa zaten kısa bir zamanda dökülür. Bir başka mesele de kâfirler arasında sembolik değerler kazanmış uygulamalardan da uzak durmamız şarttır. Takvayı gözeten hanımlar olarak siz, yeryüzüne inen rahmetin sebeplerisiniz. Cihadınız mübarek olsun. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bulunduğunuz mahalle içinde alkolsüz bir yer varsa oraya gitmek zorundasınız. Yan bir şehirde varsa ve vasıta gibi imkânınız da varsa oraya gitmeniz gerekir. Bunun dışında zaruri ihtiyaçlarınızı oralardan gidermenizde sakınca yoktur. Oturup yemek yemede ise bu ölçüyü biraz daha daraltmanız gerekmektedir. Örnek olarak şunu söyleyebiliriz: İki arkadaş, bir sandviç yemek için öyle bir yere giremezsiniz ama kan şekeriniz düşecek kadar açsınız ve şehirde işinizi bitirmeniz gerekiyor yani evinize dönemeyeceksiniz. Bu durumda bir yerde oturup haram olmayan şeylerden yiyip kalkmanız caiz olur. Prensip olarak, bir yiyecekte dört şey yoksa onu yemeniz caizdir. A- Bedeninize zarar verme, genel olarak herkes için ya da özellikle sizin için zararlı olan şeyi yemeyeceksiniz. B- Pis şey yemeyeceksiniz. C- Domuz ve domuz katkısı bulunan hiçbir şey yemeyeceksiniz. D- Alkol ve alkol karışımı bir şey yemeyeceksiniz. Bu kuralları, kullanacağınız yiyeceğin muhtevasından da çözebilirsiniz, genel bilginizle de çözebilirsiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Nuh aleyhisselam kaç asır uğraştı oğlu ile. İbrahim aleyhisselam babası ile ne kadar uğraştı. Olmak veya olmamak bizim elimizde değildir. Rabbimizin dilediği olacak. Siz gayretiniz ve heyecanınızla kazanacaksınız. O ne durumda olursa olsun. Bunu unutmayın. İkinci olarak da, hiçbir meyve fidanı dikildiği gün meyve vermez. Verirse ondan şüphe edilir zaten. Acele etmeyin. Yirmi yıl, otuz yıl çok uzun bir zaman değildir. Sabır ve dua. Sabır ve dua. Sabır ve dua.
Selamünaleyküm. Bir alışverişin kararlaştırılmasına AKİT denir. Örneğini verdiğiniz konuda alım satımla ilgili bir akit yapılacak demektir. Alım satımın helal olması için akit bittiğinde tek fiyat üzerinden ittifak sağlanmış olmalıdır. Bir ton buğday mesela bin lira olacak denmelidir. Akit bitmeden önceki pazarlık esnasında, hemen ödeneceği kabul edildiği için bin lira denmiştir veya iki ay geç ödeneceği için sekiz yüz iken bin denmiştir, bu önemli değildir. Önemli olan akit yapılırken rakamın belli ve tek rakam olmasıdır. Burada karıştırılan ve sıkıntı olan durum şudur. Alışverişte bir rakam üzerinden anlaşılıyor. Ödeme de mesela bir ay sonra yapılacaktır. Ödeme zamanı geldiğinde ise alıcı ödeme yapamayacağını söylüyor. Bunun üzerine de akit esansında anlaşılan rakama ilave yapılıyor. Mesela bin iken rakam bin yüz şeklinde yeniden sözleşiliyor. Bu durum isterse ilk akit zamanında ‘gecikme olursa şu kadar fark olacak’ şeklinde bir madde konarak isterse de o gecikme anında yeni bir rakam konarak olsun. Her iki durumda da ilk akit anındaki rakam değiştirildiği için bu taksit farkı faiz olmaktadır. Bu da caiz değildir.
Selamünaleyküm. Bir yer cami olarak tahsis edildiğinde oranın kıyamete kadar öyle kalması gerekir. Kamunun zorunlu bir ihtiyacı için cami başka bir yere taşınabilir ama taziye evinin kamusal bir ihtiyaç olduğunu zannetmiyorum.
Aleykümselam. Teravihi evde de kılabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Namazda ise secdede iken parmak uçları halıya değdiğinde şart yerini bulur.
Aleykümselam. Bunun için herkese aynen uygulanacak bir kural yoktur, konamaz da. Mesela ailesi bir sokak ötede olanla başka şehirde veya başka ülkede olan aynı değildir. Herkes için durum farklıdır. Bebeği olanla çocuksuz olan da aynı değildir. Pek çok farklılık gerektiren sebep bulunabilir. Her aile bunu kendi şartlarına göre belirlemelidir. Bir yuvada bunun sorun yapılması ise gayet üzücüdür. Bu kadar bir işi sorun etmeleri seviyesiz bir tutum olur. Aynı şehirde oturan iki aile arasında ayda bir ziyaret normaldir. Aynı mahallede iseler haftada bir olabilir. Şehir farklılığı varsa altı ayda bir olabilir, yılda bir olabilir. Aile bütçesinin de dikkate alınması gerekir elbette.