Fetva Meclisi
Soru
Namazda secdedeyken ayakların pozisyonu nasıl olmalıdır? Ben ayaksırtının yere değmesi şeklinde ilmihalde okumuştum ancak anneannem de tam tersi, ayak parmakların altı yere değecek şekilde olduğunu söylüyor. Hangisi doğru acaba?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Temiz bir ayakkabı ile kılmanız durumunda ayakkabı ile kılmak caiz olacağından parmakların değmesi beklenmez, namazları da iade etmeniz gerekmez.
Namazda ayakların secdede, tahiyyatta alacağı yön şekli namazı etkileyecek bir durum değildir. Özellikle de sizin gibi mani bir durumdan ötürü yan duruyorsa namaza hiçbir zararı yoktur. Allah kabul buyursun.
Bayanların özel bir hali yoksa erkekler gibi parmakları yere temas edecek şekilde dik durması esastır. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Ayakların yerden kesilmesi dışındakiler namaza zarar vermez.
Secdenin sahih ve geçerli olması için secde rüknü yerine gelecek kadar (Sübhânellâhi’l-azîm diyecek kadar) ayak parmaklarından en az birinin yere dokunması gerekir. Ayak parmaklarının en az birisi bu kadar süre ile yere dokunmazsa secde sahih olmayacağı için namaz da sahih olmaz. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/251; Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, 87) Secde sahih olacak kadar ayaklar yere temas etmiş ise bunun dışında ayakların yerden kaldırılması namazı bozmaz.
Selamünaleyküm. Ayakların yerden kesilmesi dışındakiler namaza zarar vermez.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Bunun için herkese aynen uygulanacak bir kural yoktur, konamaz da. Mesela ailesi bir sokak ötede olanla başka şehirde veya başka ülkede olan aynı değildir. Herkes için durum farklıdır. Bebeği olanla çocuksuz olan da aynı değildir. Pek çok farklılık gerektiren sebep bulunabilir. Her aile bunu kendi şartlarına göre belirlemelidir. Bir yuvada bunun sorun yapılması ise gayet üzücüdür. Bu kadar bir işi sorun etmeleri seviyesiz bir tutum olur. Aynı şehirde oturan iki aile arasında ayda bir ziyaret normaldir. Aynı mahallede iseler haftada bir olabilir. Şehir farklılığı varsa altı ayda bir olabilir, yılda bir olabilir. Aile bütçesinin de dikkate alınması gerekir elbette.
Selamünaleyküm. Bir yer cami olarak tahsis edildiğinde oranın kıyamete kadar öyle kalması gerekir. Kamunun zorunlu bir ihtiyacı için cami başka bir yere taşınabilir ama taziye evinin kamusal bir ihtiyaç olduğunu zannetmiyorum.
Aleykümselam. Tarikat-ı Muhammediye okunması yararlı, ilmi bereketli bir kitaptır, tavsiye ederiz. Bir kere okuduktan sonra not tutarak ikinci kere okuyun, çok istifade edersiniz. İftarlara da gitmeyin, evinizde zikir yapın, ailenizle iftar edin. İftara gitmek diye özel bir ibadet yoktur. Bu zamanda icat edilmiş avuntulardan biridir iftarlarımız.
Selamünaleyküm. Bir alışverişin kararlaştırılmasına AKİT denir. Örneğini verdiğiniz konuda alım satımla ilgili bir akit yapılacak demektir. Alım satımın helal olması için akit bittiğinde tek fiyat üzerinden ittifak sağlanmış olmalıdır. Bir ton buğday mesela bin lira olacak denmelidir. Akit bitmeden önceki pazarlık esnasında, hemen ödeneceği kabul edildiği için bin lira denmiştir veya iki ay geç ödeneceği için sekiz yüz iken bin denmiştir, bu önemli değildir. Önemli olan akit yapılırken rakamın belli ve tek rakam olmasıdır. Burada karıştırılan ve sıkıntı olan durum şudur. Alışverişte bir rakam üzerinden anlaşılıyor. Ödeme de mesela bir ay sonra yapılacaktır. Ödeme zamanı geldiğinde ise alıcı ödeme yapamayacağını söylüyor. Bunun üzerine de akit esansında anlaşılan rakama ilave yapılıyor. Mesela bin iken rakam bin yüz şeklinde yeniden sözleşiliyor. Bu durum isterse ilk akit zamanında ‘gecikme olursa şu kadar fark olacak’ şeklinde bir madde konarak isterse de o gecikme anında yeni bir rakam konarak olsun. Her iki durumda da ilk akit anındaki rakam değiştirildiği için bu taksit farkı faiz olmaktadır. Bu da caiz değildir.
Selamünaleyküm. Bu hassasiyetiniz pek güzel. Allah Teâlâ sizi de bizi de haramlardan ve neticede de cehennem azabından muhafaza buyursun. Ayağımızı kaydırmasın. Ekmek başta olmak üzere pek çok gıdanın dinimiz açısından yenmesinde ve içilmesinde büyük sıkıntılar bulunmaktadır. Yalnız şu ana kadar mü'minler olarak bu hususta kati bir sonuca ulaşacak çalışmalar da ne yazık ki yapamadık. Verdiğiniz örnekte mesela, sorun olduğunu hepimiz biliyoruz ama ekmek gibi bir konuda çözüm üretmede sıfır düzeyindeyiz. Ortada bir şüphe var. Bu şüpheye karşı helali oluşturma imkânı yok. Bir de durum sizin zikrettiğiniz düzeyde yüzde yüz bir veri ile karşımıza çıkmıyor. Buradaki alkollenme, büfede satılan alkoldeki ile aynı mıdır? Bunu da netleştirebilmiş değiliz. Bu nedenle 'ekmek haramdır' diyemeyiz. Ama Avrupa'da satılan ekmekler daha kıtır olsun üzeri parlak olsun diye kullanılan domuz yağı nedeniyle 'ekmek kesin haramdır' diyebiliriz. İki durum arasında bir fark olduğunu umarım takdir etmişsinizdir. Allah Teâlâ helal ile yaşamaya hepimizi muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Zina, Allah'ın en büyük haramlarından biridir. Kul hakkından önce onun ağırlığını ve ahiret tahdidini unutmamak gerekiyor. Kul hakkı durumu ise ikinci tarafın ölüm tehdidi ve tatbiki gibi bir yöntemle zora tabi tutulması durumunda olabilir.