Fetva Meclisi
Soru
Yeni bir iş yeri açtım. İş yerini açmadan önce kazancımızın yüzde beşi hayra gidecek diyordum. Bir iki ay öyle yaptım ama nefsime zor gelmeye başladı. Bu sözümün hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsanlardan belli bir hayır işini göstererek yardım toplayan o insanların o hayırdaki vekili gibidir. Vekil, kendisine vekâlet verilen işteki sınırlara bağlı kalmak zorundadır. İnsanlardan hayır isterken “bu hayrın yüzde şu kadarını ben alacağım” demediğiniz sürece aldatmış olursunuz. Aldatanın kazandığı helal olmaz. Asla böyle bir iş yapmayın.
Adak gerçekleşmesi için sözle söylemek şarttır. İçeriden geçirilmesi veya düşünce ile niyet edilmesi adak hükmünü almaz. Bu nedenle de sizinki adak değildir.
Müslüman böyle bir söz söylediğinde ibadet olan bir işi yapmayı kendisine mecbur etmeyi kastediyorsa bu bir nevi adaktır. Adak da yerine getirilmelidir. Bu sözle kastettiği ibadet yapmayı mecbur etme değil de bir işe engel getirmek gibi bir durum ise bu da yemin gibidir, yemin için ne yapılırsa onu yapar.
Üzerinize almadığınız bir görevi yerine getirmeye mecbur sayılmazsınız. Ancak o iş, hayırlı bir iş ise onu yapmanız hayır olabilir. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Böyle şeyler yerine iradenizi güçlü tutmaya çalışın.
Selamünaleyküm. Adak açısından bir eksiklik yoktur. Sizin yaptığınıza adak denmez. Düşünmüş ve bir şey yapmışsınız, yeterlidir.
adak konusundaki diğer fetvalar
Nafile bir orucu tutmaya karar vermek/niyet etmek hemen onu farz duruma getirmez. Gece kalkıp yese idiniz ve o anda niyet etse idiniz sonra da bozsa idiniz o günü kaza etmeniz gerekirdi. Bu durumda siz düşünmüş ama düşündüğünüzden vazgeçmiş durumdasınız. Bir ceza gerekmez. Adak adamış olsa idiniz onu yapmanız vacip olacaktı.
Her engelli ekonomik ihtiyaç sahibi anlamına gelmez. Genelde engelli olmak ihtiyacı daha fazla olan biri olarak bilinir ama bu genelleme yapılabilir bir durum değildir. Bunun haricinde engelliler için Müslüman bir toplumda şu kaynaklar üretilebilir: a. Ekonomik imkânları olmayanlar için zekât birinci derecede kaynaktır. b. Miras hakkı, ailesinin ona tahsis edebileceği nafaka kullanılabilir. c. Müslümanların özel yardımları sadakaları kullanılabilir. d. Fitreler onlar için değerlendirilebilir. e. Adaklar ve keffaretler onlara tahsis edilebilir. f. Engellilerle alakalı vakıflar kurulup, kaynak üretilebilir. g. Engellilere imkânı olanlar vasiyet bırakabilirler.
Adak yaptı iseniz onun kefareti yemin kefareti değildir, yaptığınız adağı yerine getireceksiniz. Sözünü ettiğiniz durum yemin ise yeminler için de ayrı ayrı kefaret tutmanız gerekir. Hatırlamama gibi bir durum için inşaallah bir kefaretle geçmiş kapanır ama siz tevbe ve istiğfarı unutmayınız. Tekrarına karşı da dikkatli olmayı öğrenmiş olunuz.
‘Hafızlığım biterse kurban keseceğim’ ifadesi bir adaktır. Adaklar, adandığı şekilde yerine getirilirler. Bir başka ibadete dönüştürülmeleri caiz olmaz.
Adağı olduğu gbi onlara verebilirsiniz. Et onların olduktan sonra size ikram etmelerinde bir sakınca yoktur.
İbadetler vaktinde yapılırsa ona EDA etmek, Bir arızadan dolayı aynı vakitte yeniden yapılırsa ona İADE etmek, Vakti çıktıktan sonra yapılırsa da ona KAZA etmek deriz. Ölen bir insanın eda ve iade imkânı vardır ama kaza imkânı yoktur. Hangi ibadeti ölenin arkasından kaza edip edemeyeceklerini şöyle özetleyebiliriz: Farz namazların ölenin arkasından kaza edilmesi: Dört mezhebin fukahasına göre ölenin arkasından sağlığında kılmadığı namazları kimse kaza edemez. Böyle bir başkasının kazasını kılma sağ insan için de mümkün değildir, ölen için de. Hanefi mezhebi fukahası böyle birinin yani namaz borcu bırakarak giden birinin yakınlarının, eğer ölen kişi vasiyet bıraktı ise bu konuda malının üçte birini aşmadan o vasiyet gereği HER NAMAZ İÇİN BİR FİDYE (yani bir fitre) verir demişlerdir. Zekât borcunun ölenin arkasından kaza edilmesi: Mal bırakıp o mala göre de vasiyet yapmadıkça ölenin zekât borcunu kaza etmek yoktur. Hanefi mezhebi ulemasının görüşü budur. Zekât bir ibadettir, yapılırken niyet ister, ölen için o niyet imkânı yoktur. Ramazan orucunun ölenin arkasından kaza edilmesi: Hanefi uleması ve pek âlimin görüşüne göre ölenin tutmadığı Ramazan oruçlarını arkasından kaza etmek yoktur. Farz haccın ölenin arkasından kaza edilmesi: Malı var ve vasiyet yaptı ise, malın üçte biri o vasiyet için yeterli ise haccetmeyen birinin öldükten sonra haccı yapılabilir. Hanefi ulemasının içtihadı bu şekildedir. Ölenin önceden yaptığı adağın o öldükten sonra yerine getirilmesi: Ölenin yapmış olduğu adak bir zamanla sınırlı adak idiyse o ölünce o zaman geçtiği için yerine getirilmesi mümkün olmaz. Söz konusu adak genel bir ibadetse namaz ise yapılmaz, o konuda bir vasiyeti varsa ve mal da bıraktı ise diğer adakları yerine getirilir. Ölüye ait kefaretlerin kaza edilmesi: Ölen insana hayatta iken kefaret gerekti ama o onu yerine getirmedi ise mal bırakıp vasiyet yapması durumunda yerine getirilir. Hanefi ulemasının içtihadı bu şekildedir. Bu özetten anlaşılıyor ki, mü'min ibadetleri ve görevleri vaktinde kendisi yapmadıkça ölümünden sonrasına açık kapı yok gibidir. Allah Teâlâ kullukta hepimizi muvaffak kılsın.