Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm sayın Nureddin Hocam. Aşağıda hükmünü merak ettiğim cümleleri nasıl değerlendirmemiz gerekir; -Allah'ın ete kemiğe bürünüp bir kişide tecelli etmesi -Rasulullah (sav) Cebrail ve Hızır (as.)'a ilim öğretmesi, tüm ilimlerin anahtarının Rasulullah olması -Peygamber Cebrail (as.)'a emretmesi, o da getirdiği vahiylerde perdeyi aralayıp ve orada Peygamberin kendisini görmesi -Azrail (as) birisinin canını almak isteyip ama kişi onu geri çevirmesi ve yıllardır hala yaşaması -Tüm âlemler Muhammed (sav)'in nurundan yaratılıp ve O'nun nurunun tüm cennetleri aydınlatması. -Muhammed Mustafa (sav) eşittir Allah denmesi. Acaba bu cümlelerin hükmü nedir? Küfür veya şirk midir? Bu cümleleri kabul etmemiz bizim itikadımızı zedeler mi veya dinden çıkarır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Şirk ve küfür gibi kavramlar adeta idam gibi son kullanılabilecek kavramlardır. Ulu orta bu kadar rahat kullanılmaları ağır bir sorumluluktur. Buna dikkat edelim. Okulların mü'min insan yetiştirmek için ikame edilmedikleri gayet açıktır. Tam aksine kafası karışık insan yetiştirmek için ikame edilmektedirler. Bir mü'minin çocuğunu, hiçbir sakınca yokmuş kabul ederek yani bu durumu normal görerek okullara göndermesi elbette Allah katında sorumluluk gerektirecek bir durumdur. Bunu şirk, küfür kavramları ile kullanmasak da ağırlığını reddedemeyiz. Meseleyi zaruret meselesi olarak görüp, kendi çapında da tedbirler alan mü'min için ise aynı şeyi söylememiz doğru olmaz. Mü'min insanları cehenneme doldurduktan sonra delil toplama mantığı ile hareket etme yerine ne durumdayız, neler yapabiliriz mantığı ile hareket etmek gerekmektedir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Sizin bu tür kararlarınız, dinin emri durumunda olmaz. Ahlâken kendinizi bağlamış sayılırsınız. Karar verirken herkes yapabileceği şeyleri söz vermelidir. Verdiği sözünde de durmalıdır.
Selamünaleyküm. Bu ve benzeri hususlarda kimsenin kimseyi tatmin etmesi mümkün değildir. Tatmin olmak için sizden cevap isteyen yoktur zaten. Herkes kendi görüşünün en doğrusu olduğuna inanıyor. Siz, kalbinizin tatmin olduğu tarafa dikkat edin, başkalarının kanaatlerini önemsemeniz gerekmez. Allah'ın hükümleri ile hükmetmeyen hatta o hükümleri yok sayan bir sistemi, Müslüman'ın kendisine ait görmesi elbette kabul edilemez bir hatadır. Hatta bu kabullenmede samimiyet varsa bunu imandan kayma olarak da görebiliriz. Yalnız tevil ederek yani esasen o sistemi benimsemediği hâlde, bazı tevillerle içinde bulunanlar için aynı şeyleri söylemek gayet tehlikelidir. Bundan Allah'a sığınırız. Olsa olsa bir hatadan söz edebiliriz. Bir başka husus da biz Müslümanlar olarak, vazifemizi yanlışları bulma ve ikaz etme ile sınırlandıramayız. Asıl vazifemiz bize ait olanı ihya etmektir. Bunun için herkes çalışmalıdır.
Selamünaleyküm. İman etme düzeyinde bilgi kaynağımız SADECE Kur'an ve Sünnet'tir. Bu iki kaynağın dışındaki bütün bilgi kaynakları, bizim için bir kültür niteliğindedir. Âlimlerin bu iki kaynaktan yola çıkarak ortaya koydukları bilgiler ise, bu iki kaynağa dayanma açısından güvenilirliği kadar bağlayıcıdır. Bir âlimin mücerret görüş belirtmesi bizim için hürmete şayan olabilir ama ASLA DİN OLMAZ. Bir âlimin görüşünün din olması başka şey, muhterem olması başka şeydir. İkisi arasındaki çizgi, iman konumuz olması veya olmaması çizgisidir. Bilhassa rüya ve benzeri bilgileri bu noktadan ele alabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Avam olarak bizim izlememiz gerekecek bir fark yoktur. İlim adamları düzeyinde ise derin farklar vardır.
Allahu Teala, bütün mahlukatını kuşatmıştır. O'nun hükümranlığı altında olmayan bir şey olamaz. Bu âyetten anlaşılması gereken budur. Âyette çelişki gibi görülen duruma gelince, derin asırlardan beri Ümmet'in uleması arasında iki görüş vardır. Bu görüşlerin birincisi, bu tür âyet ve hadislerde anlaşılanı zorlamadan ve yönlendirmeden olduğu gibi kabul etmek gerekir şeklindeki görüştür. Bu görüşe göre, âyetten ne anlaşılıyorsa anlam odur. Yani Allah Teala semâdadır, Arş'a istiva etmiştir, keyfiyeti mechuldür, hiçbir yaratılana benzemez ve O'na cisim isnad edilemez. Semada olması da üstünlüğü ve kuşatmışlığı ifade eder.. İkinci görüş ise, âyeti yorumlama yoluyla anlama görüşüdür. Bu görüşe göre de yine bu bir kuşatmış olma ve her şeye hükümran olma anlamındadır ancak bunun ötesinde âyet yukarıda olma veya gökte olma gibi bir anlam vermemektedir. Dikkat ederseniz iki görüşte de azamet ve üstünlük vardır. Daha ötesini karıştırmanın bize bir yararı yoktur. Allah'a emanet olunuz. ❓Soru: Selamünaleyküm muhterem hocam. Allah (celle celalühü)’nin sıfatları hususunda ‘Allah nerede?’ sorusunu cevaplandırırken, farklı görüşler olduğunu ifade etmişsiniz. Bu konuları irdelemenin çok doğru olmadığını biliyorum fakat düşüncelerimin yerine oturması için affınıza sığınarak biraz daha açıklık getirmenizi rica ediyorum. Sizi Allah için seviyor ve dualarınızı istirham ediyorum. ✅Cevap: Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, Umumiyetle bu tür soruların bilgi edinmekten çok merak gidermek ve kafa karıştırmak gibi gerekçelerle sorulduğunu düşündüğümüzden cevaplamaktan imtina ediyoruz. Ehil bir hoca nezaretinde okunacak bir akide kitabı üzerinden bu konuların öğrenilmesinde büyük fayda vardır. Yine de sizin sorunuzun bir ilim maksadı taşıdığını umarak kısaca cevap yazıyorum. Temenni ederim maksat hasıl olur. Alıntı yaptığınız cevapta bir ifade dikkatinizden kaçmış olabilir. Cevapta, ‘Ümmetin uleması’nın ‘bir görüş’ etrafından ittifak sağlayamadığına özellikle işaret edilmekte idi. Bunu lütfen dikkate alınız. Aksi halde sonu tekfire varan büyük fitnelere kapı aralamış oluruz Allah muhafaza. Size sadece, cevabımı anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm, İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh)’in Sahih-i Müslim Şerhi’nde 299.hadisi şerhederken belirttiği ayrıntıyı aktaracağım. Umarım sizin için İmam Nevevî yeterli olur: “Şunu bilmelisin: Sıfat hadisleri ve sıfat ayetleri konusunda ilim ehli iki görüştedir. Birinci görüş ki bu görüş SELEFİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN BELKİ DE TAMAMININ görüşüdür. Bu görüşe göre, onların anlamı üzerinde konuşulmaz. Onlara iman etmemiz gerekir. Onlarla alakalı olarak Allah Teala’nın şanına ve azametine uygun bir manaya iman ederiz. Kesin bir şekilde de Allah Teala’nın benzeri hiç bir şeyin olmadığına da iman ederiz. O, cisim olmaktan, intikalden, bir yönde bulunmaktan ve diğer yaratılmışlara ait özelliklerden münezzehtir. Bu görüş, kelam ilmi mensuplarından bir grubun görüşüdür de. Onlardan muhakkik bir bölümün tercihidir. En güzel görüş de bu görüştür. İkinci görüş ise KELAM İLMİ İLE MEŞGUL OLANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN görüşüdür. Bu görüşe göre de o tür hadisler ve ayetler zikredildikleri yerlere göre münasip bir anlam üzerinden tevil edilirler. Ancak o tevili Arapça, usul ve furu ilimlerine sahip, ilimde belli bir merhale kat etmişler yapabilirler.” Değerli kardeşim, Nevevî gibi otorite bir ismin bu konularda iki farklı ekol olduğunu belirttiğini görüyorsunuz. Birinci ekolde, İmam Azam’dan başlayan onlarca büyük isim vardır. İkincisinde de bu ümmetin önder âlimleri vardır. Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. O cevapta özellikle belirttiğim gibi bizim gibilerin böyle derin meseleler yerine akıbetimizi düşünüyor olmamız daha doğru olur. Şu sorunun cevabını arayarak bir ömür yaşayalım: ‘Ben Allah’a yakınlıkta neredeyim?’ Rabbim bizi fitneye alet olmaktan muhafaza buyursun, rızasına ermeyi hepimize müyesser kılsın. Duanızı beklerim. İlgili Videolar: Kendimi, İmam Maturidi'nin çizgisinde bir Müslüman olarak tarif ediyorum. Ümmetin itikat konusundaki ihtilafları ne zaman son bulacak (Tenzih - Teşbih - Tecsim İnancı Hk.) Akide Konularına Dalmanın Tehlikesi ve İtikadi Konularda Esaslı Duruş İlgili Fetvalar: Hocam, itikatta ihtilaf olur mu? Mü’min Kardeşlerim Şahit Olsun! İman Ettiğim Esası Söylüyorum.. Uçlara çekmeyeceğim, ortayı göstereceğim. Varsın eksikliğim bu olsun. Allah gökte midir? (Mülk suresi 16. ayet) Arş ve İstiva Konusu Ne Kadar Önemli ve Öncelikli İstiva Meselesinde Müteşâbih Ayetler Tevil Edilmeli mi? ‘Ben Allah’a Yakınlıkta Neredeyim?’ Bu soru bize bir ömür yeter! Hangisi doğru akide? Selef - Maturidi - Eşari
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Daha önce benzer bir soruya verilmiş cevap şöyledir: Bir insana miras yoluyla intikal eden maldaki haramlar, intikal yoluyla haramdan arınmış olmaz; o malı haram olarak oluşturan açısından vebal devam etmektedir. Malın kendisine intikal ettiği kişi açısından ise durum şöyledir - Eğer gasp, hırsızlık gibi yollarla edinilmiş bir mal söz konusu ise o malı sahiplerine iade etmesi gerekir. Miras yoluyla intikal nedeniyle ona helal olmaz. - İntikal eden mal, faiz ve benzeri bir haram yoluyla elde edilmiş ise bu durumda, malın tamamının haramdan olması durumunda mü'min bir mirasçının o mala tenezzül etmemesi gerekir. İman ehli olmak budur. Eğer örneğinizde olduğu gibi, bankaya da giderek malını geliştiren biri ise miras bırakan, bu durumda elimizdeki intikal etmiş malın ne kadarının haramdan olduğunu bilmemiz mümkün olmayacaktır. Sadece 'çalışmasında haram da vardı' zannı ile bir insanın mirası reddedilmesi gerekmez. Belli bir miktarı, 'bu kadarı faizdendi' şeklinde bilebilecekseniz onu ayırıp sadaka olarak verebilirsiniz.
Aleykümselam. Hijyenik olmasına dikkat ederek yaptırmanızda sakınca olmaz.Din ciddiyet ister, öyle böyle yaparak din yaşanmaz. Öğrendiğiniz üzere yaşamanızı tavsiye ederiz size.
Selamünaleyküm. Bunun adına torpil demeyelim de yapılacak işin gerçek manada hakkını vermek ve o işi yapmaya uygun kimlik ve aranan şahsiyet olduğunuzu ispat diyelim. Böyle olursa caiz olur. Ne kadar böyle olup olmadığının hesabını ise herkes yarın Rabbine verecektir.
Aleykümselam. Tıp tahsili için bir zaruretten söz edebiliriz. Nefsinizi haramdan korumanız ve bir bayan olarak erkekleri harama sürüklemeyecek pozisyonlarda olmanız şartı ile orada okuyabilirsiniz.
Aleykümselam. Normal olmayan uzamış tüyler, sağlık açısından sakıncalı olamayan herhangi bir yöntemle alınabilir
Aleykümselam. Belli bir küfür itikadını, örfünü yansıtmayan tıraş türünün yapılmasında sakınca yoktur.