Fetva Meclisi
Soru
Hocam hayırlı çalışmalar, 24 ayar altının nisab miktarı (gram olarak), 22 ayar altının nisab miktarı ve 14 ayar altının nisab miktarını yazmanız mümkün mü? Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Saf altın olarak değerlendirebileceğiniz gibi, elinizdeki altının bütünü olarak da değerlendirebilirsiniz. Çok düşük oranda altın olması durumunda ise altın olan kısmını almanızda sakınca yoktur.
Birbirinden farklı ayardaki altınların zekât nisabı, 24 ayardan 80,18 gram altın değeri üzerinden hesaplanır. Buna göre, ayarları veya ağırlıkları ne olursa olsun kişinin elinde bulunan altınların toplamı 24 ayardan 80,18 gram altın değerine ulaştığında kırkta bir (% 2,5) oranında zekât verilmesi gerekir.
Selamünaleyküm. Kurban için de nisap yani ölçü zekât nisabı gibidir. Kenarda bekleyen 81 gram altın veya değerinde mal.
Zekâtın bir nisabı yani ölçüsü vardır. O ölçü 81 gram altındır. Bu nisaba ulaşınca zekât gerekir. Bu nisabın oluşması da altın ve altın gibi olan paralar toplamda ne kadar yaptığına bakılır. Mesela elli gram altın var, seksen bir grama yetiştirecek kadar da para varsa ikisinin toplamı nisabı oluşturmuş olur. Nisaba ulaştığımız anda da hemen zekât gerekmez. Üzerinden bir hicri yıl yani 355 gün geçmesi gerekir. Bir yıl geçince o nisap miktarı olan baraj elimizde ise yüzde iki buçuğunu zekât veririz. Baraj eridi ise zekât gerekmez. Baraj büyümüş mesela 250 gram altın veya değerini bulmuş ise o toplamın yüzde iki buçuğunu zekât veririz. Sizin ne zaman nisap miktarı malınız olduğunu bulmanız gerekiyor. O günden sonraki bir yılın dolduğu gün de zekât verecektiniz. Geçen yılları da bu şekilde telafi edersiniz. Allah kabul etsin.
Aleykümselam. Her ikisini değerleri üzerinden de toplayıp nisaba ulaştığında zekât verebilir.
İslâm tarihinde Hanefî mezhebine mensup âlimler, bir alaşımın yarıdan fazlasının altın olması hâlinde bunun saf altın hükmünde olduğu ve bu vasıftaki altınlar 20 miskal (80,18 gram) ağırlığına ulaştığında zekât verilmesi gerektiği görüşündedirler. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/16, 17, 18; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/179) Diğer mezheplerdeki âlimler ise altın denildiğinde saf altının anlaşılması gerektiği, farklı ayarlardaki altınların içindeki saf altın miktarının itibara alınması ve 20 miskal ağırlığına ulaşması durumunda zekâtının verilmesi gerektiği görüşüne sahip olmuşlardır. (Nevevî, el-Mecmû, 6/3, 9-19; Mevvâk, et-Tâcü ve’l-iklîl, 3/144; Zerkeşî, Şerhu’z-Zerkeşî, 2/494-495) Dolayısıyla birinci görüş, farklı ayarlardaki altınların nisabında kıymet bakımından büyük bir fark bulunmasını dikkate almazken, ikinci görüş bu farkı dikkate almakta ve bütün altın çeşitlerinin nisabını kıymet bakımından birbirine eşitlemektedir. Günümüzde Hanefî mezhebine uyarak hareket etmek isteyenlerin, sahip oldukları altınların ayarları ve kıymetlerine bakmaksızın toplam ağırlıkları 80,18 gram (20 miskal) ağırlığına ulaştığında zekât vermeleri mümkündür. Ancak bu durumda örneğin, 24 ayar altının nisabı ile 14 ayar altının nisabı arasında kıymet bakımından neredeyse yarı yarıya bir fark ortaya çıkmaktadır. Zekâtın, dinen zengin sayılanların yükümlü olduğu bir ibadet olması ve nisabın da belli bir zenginlik ölçüsü olduğu dikkate alındığında, Hanefîlerin yaklaşımı birden çok zenginlik değeri ortaya çıkarmakta ve bu farkın günümüzde izah edilmesi zorlaşmaktadır. Ayrıca geçmiş dönemlerde piyasalarda 24 ayar altın neredeyse hiç bulunmazken günümüzde ulusal veya uluslararası altın piyasalarında 24 ayar altının tedavülü yaygınlaşmış ve ağırlık kazanmış, altın fiyatlarının oluşmasında 24 ayarla ilgili işlemler belirleyici hale gelmiştir. Diğer yandan günümüzde zekâta tâbi birbirinden farklı mal, para ve kıymetli madene sahip kişi ve kuruluşlar, zekâtın kolaylıkla hesaplanabilmesine ihtiyaç duymaktadırlar. Ticaret malları ve paraların zekât nisabında 24 ayar esas alındığı gibi farklı ayarlardaki altınların nisabında da cumhurun görüşü doğrultusunda 24 ayarın esas alınması, zekât hesaplamalarına kolaylık sağlayacaktır. Buna göre altın kavramının, mutlak olarak kullanıldığında 24 ayar saf altını ifade etmesi, daha düşük ayardaki altınların saf altın olmayıp başka maddelerle karışık bulunması, günümüzde gerek uluslararası gerek ulusal altın piyasalarında 24 ayar altının belirleyici olması ve tedavülünün yaygınlaşması gibi sebeplere dayanarak, fukahânın ve günümüzde farklı ülkelerdeki fetva mercilerinin çoğunluğunun da altının nisabında saf altını (24 ayarı) esas alması gözetilerek ve Kurulumuzun 1960/75 sayılı kararı istikametinde; altının nisabında 24 ayardan 80,18 gramın esas alınması; yani farklı ayarlardaki altınlar bir arada bulunduğunda bunların toplam değeri 24 ayardan 80,18 gram altın değerine ulaştığında kırkta bir (% 2,5) oranında zekât verilmesi gerekir.
altın konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Kürtajda eşinizin izni vardı ise o da mesul olacağından ona da vermemelisiniz.
Selamünaleyküm. Zekâtı her iki şekilde de vermesi mümkündür. Mesbuk, namazın en az bir rekâtını imamla kılamayan kimseye mesbuk denmektedir. Bu kişi, imam selam verince selam vermez kalkıp eksik kalan kısmı tamamlar. Rükûdan kalkmadan imama yetişemeyen o rekâtı kaçırmış sayılır.
Selamünaleyküm. Altın ticareti helaldir, alış veriş aynı anda bittikten sonra yani taksit yapılmayınca caiz olur. Sonradan satılması da serbesttir.
Selamünaleyküm. Nasıl borç kaldı ise o şekilde ödemelisiniz.
Selamünaleyküm. Altın borç olarak satılmaz.
Selamünaleyküm. Elinizdeki altınların üzerinden bir yıl geçtikten sonra yüzde iki buçuğunu veya o kadarı bedelini zekât olarak verirsiniz.