Fetva Meclisi
Soru
Hocam sizin bilginize ilminize güvendiğim için çok itilaflı kaldığım konuda size danışmanın içimi rahatlatacağını düşündüm için yazıyorum. Hocam ben yirmi yaşında Müslüman bir kızım. Allah nasip ederse öğretmen olarak atanacağım. Hayatımı yönlendirirken alacağım büyük kararların İslami boyutu benim için çok önemli. Biz yoksul olarak büyüdük babam biraz sorumsuz bir kişiliğe sahipti bugün çok şükür abimin de annemin de bir evi var. Bu evlerin alınmasında annemin emeği çok fazla, yıllardır helal olarak çalıştı para biriktirdi. Şimdi asıl kafamı yiyen konuya gelmek istiyorum. Annem çok sıkıntı çektiği için benim de hayatım boyunca onun çektiği sıkıntıları çekmemi istemediği için TOKİ’ye yazılmamı çok istedi ben de sırf annemin gönlü olsun diye nasılsa çıkmaz deyip yazıldım ama şans bana çıktı. Çıktıktan sonra araştırmalarımda TOKİ’nin caiz olduğunu söyleyenler olduğu gibi ödeyecek paranın başlangıçta net olmadığı için caiz olmadığını söyleyenler de var. Bu konu beni çok rahatsız ediyor. Annemin yaşadığı sıkıntılara baktığım zaman almak çok mantıklı geliyor ama ben nefsime yenilmek istemiyorum. Herkes şimdi bana ne kadar şanslı olduğumu ev sahibi olacağımı söylüyor. Sizin vereceğiniz cevaba göre hareket edeceğim. Eğer bana net bir şekilde caiz değildir diyorsanız ben katılmayacağım ve çevreme sözleşme tarihini kaçırdığım için hakkımı kaybettiğimi söyleyeceğim.
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ yolunuzu aydınlık kılsın, beraberliğinize bereket versin. Âmîn. TOKİ evleri konusunda bizim kanaatimiz bu haliyle sıkıntılı olduğu şeklindedir. Bazı hoca efendiler ise caiz olacağını düşünüyorlar. Onların görüşü ile de hareket edilmesinde sakınca olmaz. Allah yardım etsin.
Selamünaleyküm. Bir kere bu durumu sizden başkasında olmayan bir sıkıntı olarak görmeyin. İman eden her mü'min insan, benzeri sıkıntılarla bu hayatı yaşar. Bunun alternatifi yoktur. Peygamberlerin hayatını dinlemiyor musunuz? Onların çektiklerine bakmamız gerekir. Biz, onların çektikleri yanında saray çocuğu gibiyiz. Önce bu bakışınız değişsin, kendinizi gereksiz yere helak etmeyin. İkinci olarak da, bedeninizin milim milim büyüdüğü gibi mü'min şahsiyetiniz de milim milim gelişecektir. Bir günde olgunlaşmayı beklemeyin. Sabırlı olun. Size düşen, yılmadan direnerek sabretmektir. Usanmayın, devam edin direnmeye. Ancak böyle yaparsanız şeytanı mağlup edebilirsiniz. Okumaya gelince de, bir ilmihal kitabı bulup onun abdest ve namaz bölümlerini didik didik edin. Defalarca okuyun. Hem bilginiz gelişsin hem de okuma zevkiniz. Namazlardan sonra dua etmeyi ihmal etmeyin. Son olarak da sizin dertlerinizden anlayacak bir arkadaş grubuna katılmanız iyi olur. Onu araştırın. Allah yardımcınız olsun.
Sen, olması gerekeni düşünüyorsun. Eşin ise yasaların ve dinin ona verdiği bir hakkı kullanıyor. Eşini bu nedenle reddedemezsin; evinde kimseyi istememek hakkıdır. Bu iki farklı anlayışın bir noktada buluşabilmesi eşinin merhametli ve fedakâr biri olması ile mümkündür. Bu da senin sorunu zamana yayarak (her günün doğal tartışması yapmayarak) onun esnemesini sağlamanla mümkündür. O da insandır neticede. O da bir gün yaşlanacağını biliyordur. Biraz daha “evet, sen haklısın” diyerek ortamı rahatlat. Bir zaman sonra teklifini kabule yanaşacaktır. Ya da onun razı olacağı biraz uzakta bir evi tercih edeceksin. Allah yardımcın olsun.
Annen elden etekten düşmüş durumda ise yani siz olmadan yaşayamayacak hâlde ise kimseyi dinlemeyecek ve yanına gideceksin, hizmetini yapacaksın. Böyle bir durumda eşin evde evinizi ikame ettirecek sen de hem oraya hem annene devam edeceksin. Böyle bir durumdan Allah seni muhafaza buyursun. Eğer annenin durumu böyle değilse yani kendi hizmetini görebiliyorsa o zaman onun istediği gibi yaşamasına müdahale etme. Bırak istediği evde kalsın. İşten dönerken uğra elini öp, her seferinde bakkaldan bir ihtiyacını getir. Duasını al. Böylece sen vazifeni yapmış olursun. Onun da istediği yalnız yaşamaktı ise o da gerçekleşmiş olur. Buna sabredebilirsen Allah sana başka kolaylıklar açacaktır. Allah yardımcın olsun.
Şöyle yapabilirsin kızım, a- Evlilik için akraba veya değil yerine UYGUN VEYA DEĞİL kuralı getir kendin için. Uygunluk da din ve göz beğenisi üzerine kurulu olsun. Bunalır ve eleme kabiliyetini yitirecek olursan maazallah, kurallarını bir bir düşüreceğin bir evlilik yaparsın. b- Dine hizmet konusunda da önce kendi dinini ayakta tutacağın bir evlilik ilkesi peşinde ol. Sen iyi olursan din, bir kale kazanmış olur zaten ve senin bereketin sen göremeden bile çoğalır. c- Evlilik için yaşa değil de ihtiyaca takıl, ne kadar zarurettir senin için ne kadar da normaldir düzeyine bak. d- Memur olman için senin aile şartlarını bilemediğimden ne ol ne de olma diyebilirim sana. Ama bir harama bulaşmadığın sürece görev yapabilirsin derim. Allah yardımcın olsun.
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Basiret ve feraset birbirine yakın iki kavram olarak Allah’ın kullarından bazılarına olayların, meselelerin iç yüzüne dair ince anlayış lütfettiği nimetin adıdır. Basiret sahibi insanların önsezileri doğruya daha yakın olur. Tahminleri, düşünceleri Allah’ın rızasına yaklaşmak içindir. Basiret ehli insanlar karanlıkta aydınlık gibi yürümeyi başarabilirler. Şüphesiz bunlar olduğu gibi Allah’ın ikramıdır. Bu bazen tamamen Allah’tan gelen bir nur olduğu gibi bazen de kişinin Allah’a daha iyi kul olmak için gösterdiği performansın dünyadaki karşılığı olarak sonradan elde edilir bir ödüldür. Siyasette, ticarette, ailede, eğitimde ferasetin önemi büyüktür. Bir ülkenin yönetimi için de dinin geleceğine yatırım yapmak için de feraset gerekir. İnsanlar ve kurumlar, geleceği tahmin etmede başarı gösterdiği kadar insanlığa hizmet edebilirler ve başarılı olabilirler. Aynı şekilde annelik/babalık ve hocalık da böyledir. Evlatlarının geleceğini, yirmi yıl sonraki gençliğin ve toplumun halini şimdiden görebilenler hem kendilerini hem de çocuklarını yetiştirebilirler. Böylece iman ehli bir nesil olarak kalabilme mücadelelerini yönetebilirler. Özetle, basiret ya da feraset gözün ötesinde kalple görebilme yetisidir. Kalbin doğruyu hissetmesi de denebilir. Böylesine kıymetli bir nimeti Allah, kullarından takva sahibi olma derdinde olanlara verir. Zaten karanlık sokaklarda etrafı aydınlatmak isteyenler, Allah’ın dost kulu olmak isteyenler olacaktır. Gözleri olduğu halde görmek istemeyenler için yapılacak bir şey de yoktur. Basiret ve feraset, Allah’tan gelen bir ikram olduğuna göre Rabbimiz buna hak eden kullarına verecektir. Rabbimizin feraset/basiret bahşettiği kullardan olabilmek için; 1. Güçlü bir imana sahip olmak gerekir. Bu da Allah’tan başkasının ölçü olmadığı bir disiplinde olur. Hayatımızdan İslam dışındaki anlayışları, uydurulmuş inançları çıkardığımız kadar sadece Allah’a kul olabiliriz. 2. Günah işlememek, işlenirse tevbe ile ondan kurtulmak ferasetin ikinci adımıdır. Allah’ın haramlarından uzak bir yaşam tarzı benimseyebilirse insan, Allah da onunla beraber olur ve ona öteleri gösteren gözler nasip eder. Başta kalp olmak üzere organların Allah’a itaat ettiği bir beden sahibi olmak zorundayız. Emrettiği ibadetlerini hakkıyla yerine getirmek ve Rabbimizin emanet verdiği azaları onun istediği şekilde kullanmak basirete kapı aralar. Özellikle gözün kullanımı feraseti direkt etkiler. İlim elde ettikçe, Kur’an ve sünnetle tanıştıkça insanın olaylara bakışı da gelişir. Olayları mümince değerlendirmek, yaşananları anlamlandırabilmek ayetlerin ve hadislerin ışığında çok daha kolay hale gelmektedir. Peygamberlerin yaşadıkları, Allah’ın yeryüzü kanunları, ahiret inancı gibi başlıklar insanı akıl sahibi olmasında ciddi manada etkiler. Allah kendi dini için fedakârlıklar yapan kullarını o uğurda sabit kılar. Bu sebeple herkes kendi kapasitesine göre dinimize hizmeti kadar Allah’tan yardım görür. Bu yardımların bir boyutu da Allah’ın kuluna feraset vermesidir. Dua etmek her işte olduğu gibi basiret arzusunda da geçerlidir. Anneliğe hazırlanan bir hanım için esasında yukarıda sayılan maddeler basiretle birlikte teslimiyete de katkı sağlayacak noktalara işaret etmektedir. Özellikle anne adayı için değerlendirecek olursak mesele şudur: İnsan, iman yüklü kalbiyle doldurduğu zihninin ürünüdür. Nasıl düşünüyorsa hayatı da ona göre yönlenir. Düşünceyi oluşturan da imandır. Allah ile bağı kuvvetli olan bir anne teslimdir. Tam bir Müslümandır. Allah ile beraber, Allah için yaşar. Bunun sonucunda şöyle düşünür: Karnımdaki bebek, ben ve benim dışımdaki milyarlarca insan Allah’a aitiz. Ben Allah’ın yaratacağı bir insanın yaratılması için Allah’ın kullandığı bir kulum. Varlığım ve yokluğum Allah’ın izniyledir. Yaşatan ve öldüren O’dur. Doğumum Allah dilerse çok kolay olur. Beni yaratan benim doğumumu da düşünür. İnsanların ne dediği ve beklediği beni ilgilendirmez. Allah beni bu çocuk ile sınayacak. Allah dilerse çocuk bensiz de büyür, yetişir ve eğitilir. Ben sadece anne olarak Rabbimin bana yüklediği sorumluluğumu yerine getiririm. Sonra Musa aleyhisselamın annesi gibi Nil’e salsam da o çocuk bana geri gelir. Firavun’un sarayına girse de Allah onu yetiştirir. İnsanlık onun için seferber olabilir. Yıllar sonra Allah’ın en güzel kullarından biri olarak insanlığın hidayetine sebep olabilir. Tam tersi de mümkündür. Nuh’un oğlu gibi helak da olabilir. (Allah korusun) Ben anneliğimi/babalığımı yapayım sonuçlar Allah’ın elindedir. Eşim bana destek olmasa da ben çocuğuma annelik yapabilirim. Çünkü benim yardımcım Allah’tır. Meryem gibi ben de eşsiz kabul ederim kendimi, bu kadar basit! Bu düşünceler, insanı dünyada rahat ettirir. Bedenler yıpranır, zorluklar bitmez ama kalp huzurlu olur. Teslimiyet böyle fikirlerde sabit kalmanın eseridir. Siz de çevrenizi yukarıdaki gibi düşünen insanlardan oluşturmaya gayret edin ve çokça Allah’a dua edin. Rabbim anneliğinizi, muhtemel evlatlarınızı bereketli etsin. Ümmetin yüz akı olmayı nesillerinizle birlikte sizlere lütfetsin. Âmin! Allah’a emanet olun.
Doktor hanım, yazdıklarının hiçbirine itiraz edebileceğim bir nokta yoktur. Haklısın. Haklısın ama sana hakkını verebilecek birini bilemiyorum. Bu hayat böyle bir sürtüşmeler üzerine kuruludur. Bu sürtüşmeler esasen bizim imtihanlarımızdır. Kim kazanacak kim kaybedecek onu da ahirette öğreneceğiz. Sana tavsiyem şudur: Böyle bir ayrıntıya takılıp kalma. Dinini ve mesleğini en iyi şekilde ilerletmeye bak. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. İstanbul’da isen veya gelebilirsen de seni vakıfta görüşmeye beklerim.
Allah Teâlâ yüreğine huzur indirsin kızım. Sen öncelikli olarak: - Eşin ve aileni düşün. - Annene elinden gelen desteği yap. Babanı da aç kaldı düzeye geldiğinde himayene almaya çalış. Bunu da elinden geldiği kadar yapacaksın. Babana karşı dilinle ve elinle bir kötülük ulaştırma. Sus ve sabret. Gerisini de Allah’a havale et. O istediği kadar ağzını açsın, ne derse desin. Sen rahat ol. Allah’a emanet olasın.
Ücretini başkasına vermeniz sizi yalan iş yapıyor olmaktan kurtarmaz. Sahte rapor bir hiledir. Müslüman hile yapmaz.
Cinsel organların kendileri ve iç üreme organlarından üremeye etki eden bölümlerin nakli caiz değildir. Bunun dışındakileri caiz gören ulema vardır. Rahim, üremede direkt etkin bir organ olarak görülmüyorsa nakli yapılır şeklinde bir görüş vardır. Yine de bu tür nakillerin yapılmasına soğuk bakmak zorunda olduğumuzu düşünürüz.
Evet, fidyeyi siz veriyorsunuz ve sizin kardeşinize vermeniz caiz olur ancak bu fidye annenizin adına verildiği için annenizin kızına vermesi gibi bir durum olacaktır. Bunu böyle yapmamanız evla olandır.