Fetva Meclisi
Soru
Ve Aleykümselam ve rahmetüllah, Rahmetellilalemin Şemsiyesi Altında buluşabilmek ümidi ile. Sayın Hocam Pazertesi günü videonuzu izledim, (Dün akşan itibari ile tam 2 gün oldu) Dün akşam tekrar izledim, Çok doyurucu sohbetiniz var, Rabbim sizden razı olur inşallah, Çok güzel reçete sunmuşsunuz, Ancak reçetedeki ilaçların nasıl kullanılacağını söylememişsiniz, ya da ben çözümleyemedim. Bilgi sahibiyiz, ya da olmaya çalışıyoruz, Ancak bu bilgiyi nasıl kullanacağımı bilmiyoruz/bilmiyorum. Geçen zaman içerisinde, Anne Baba ve Evlat ilişkisi Özellikle evladın rolü üzerine bir çok ayet ve hadis eksenli araştırmada bulundum. Her bulduğum bilgi benim hareket alanımı daha da daralttı. Kime nasıl davranmam gerektiğini, benim için yıllardır çektiği eza ve cefaya karşın nasıl bir yol bulup da GÖNLÜNÜ ALABİLECEĞİMİ bir türlü çözemedim. Kendi çabamla yapmaya çalıştığım davranışlarda hep kayaya çarptım, annemin gözünden daha da düştüm. Önerilerinizi bekliyorum, Allah Emanet Olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Sevgili Kardeşim, Rabbimiz, hepimiz için bir imtihan çeşidi dilemiştir. Hiçbirimiz imtihan alanı dışında kalamayız. Aynı şekilde bize mahsus bir imtihan çeşidi de belirleyemeyiz. O, ne dilerse olacak olan O'nun dilediğidir. Neticede de, herkes için farklı farklı konan imtihanların ortak neticesi inşaallah cennet olacaktır. Sizin evinizdeki sıkıntıyı bu gözle görmek istiyorum. Becerip bu imtihanla, cennet yolunu açmalısınız kendinize. İlke olarak, anne babanızın arasındaki sıkıntılara, birinin tarafı olacak şekilde asla karışmayın. Bir çocuk için, bile bile kendini tehlikeye atmaktır bu. İkisine de 'mavi boncuk' dağıtabiliyorsanız onu yapın. Bu kardeşinizin kanaati, sözünü ettiğiniz büyünün gerçek olma oranı sıfıra yakındır. Evet, bir büyü olayı vardır ama insanlar kendi beceriksizliklerini, dayanma kapasitelerinin azlığını, sabırsızlıklarını, idare edemeyişlerini büyü ismi ile bir düşmana yüklediklerini görüyoruz. Bulduğunuz her kâğıt size büyüleşir, siz bundan çekinince de büyü ağına takılır kalırsınız. Olamaz, diyemem ama olma oranı sizin ürktüğünüz kadar değildir derim. İbadetleri daha ciddi yapmak ve hayatın içini, ancak yatıp uyumaya vakit kalacak kadar yoğun doldurmak şarttır. Bunu yapamayanların büyü, sihir, haset listesi eksik olmuyor. Anne babanıza çok dua edin ve onların dualarını almaya çalışın. Onları, bulundukları ortamlardan daha farklı ortamlara taşımaya çalışın. Gündemlerini yeniliklerle doldurun, sıkıntılarını unutsunlar. Ve çok çok dua edin. Çok kelimesini de çoğaltarak dua edin. Yoktur başka çare.
Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin. Bu fani dünyanın en ağır imtihanlarından biri insanın anne veya babası ile kavgaya zorlanmasıdır. Allah yardımcınız olsun. Size şunu tavsiye ederim: a- Asla anne babanızın arasında hakem rolüne girmeyin. Size göre “o annem”, “o da babam” siz bu dünyadan göçene kadar devam etsin. Birinin hatırı için diğerini ezmeyeceksiniz. Birinin kızmasını önlemek için öbürünü terk etmeyeceksiniz. Gerekiyorsa mesela, babanızla muhabbetinizi annenizden gizleyeceksiniz ama babanızı asla silmeyeceksiniz. Onların kavgasına alet de olmayacaksınız kürek de. b- Eşinizin öfkesinin geçmesini bekleyin. Eşiniz üstünlüğü terk etmemeli, o düzeye düşmemelidir. Evet, eşiniz haklıdır haklı olmasına ama dünya budur, her ailenin buna benzer bir sıkıntısı olabilir. Biz mü'min olarak olayların altında değil olayların üstünde rol almalıyız. İmanımız bunu gerektiriyor. Eşinizin zamanla kurallarını gevşetmesini bekleyin. O izin vermedikçe de annenizin sizin evinize gelmesi doğru olmaz. Sorun sizin eşinizle aranızda dal budak salmaya başlaması şeklini alır ki asıl afeti o zaman görürsünüz. Annenizle buluşmanızı üçüncü mekânlarda yapmaya çalışın. c- Bütün bunlarda en temel çizginiz, sizin aile huzurunuz olmalıdır. Ailenizin huzurundan verip alabileceğiniz bir şey yoktur. O noktaya gelmeniz anne babanızın macerasını tekrarlamanız olur ki bunu yaparsanız, tarihten ibret almama cahilliği yapmış olursunuz. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Vicdanınız doğru söylüyor. Annenizi bulun. Elini, ayağını öpün. Emrinde olduğunuz söyleyin. Sizi teperse uzak durun. Kabul ederse şükredin. Bir emri olup olmadığını sorun. Emrettiğini yerine getirin. Cennete doğru yürümüş olursunuz.
Selamünaleyküm. Size çok geçmiş olsun. Babanızla ahirette büyük bir hesaplaşmanız olacak. Gökleri çatlatacak bir cinayet işlemiş babanız. Babanıza ve annenize karşı: a- Asla kötü bir iş yapmayın. Arkalarında iyi veya kötü konuşmayın. b- Sizin elinize düşmek gibi bir durumları olursa insanlık gösterin. c- Ahiretteki alacağınızı unutmayın. Zaten evli olduğunuz için sizin üzerinizde onların bir tasarruf hakkı yoktur. (Bu arada iki hususu aydınlatırsanız memnun olurum. Birincisi anneniz babanızın bu eylemini hoş mu gördü? İkincisi de 'tacizle' kastınız nedir, ne düzeydedir? Bu iki soruya vereceğiniz cevap, size verdiğimiz cevabı değiştirebilir. Lütfen yazarsanız memnun olurum.)
Aleykümselam. İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn. Kesinlikle, yüzde yüz bilmiyorsanız böyle bir iftiraya dilinizi sürmeyin. Yüzde yüz, yüzde yüz biliyorsanız diye şart koşuyorum dikkat edin.Evet, bu suçu irtikâp eden lanetlidir. Anneniz veya bir başkası kim ona rıza gösterirse mesul olur. Siz evlatları olarak bu işe direk bulaşmasanız daha iyi olur. Şöyle yapın:Yüzde yüz, öyle bir şeyin bizzat aynısını yaptığına kani olursanız, babanızın sözünü dinleyeceği bir üç kişilik ekip kurun. Bunlardan biri imam diğeri bir akraba olabilir. Onlar babanızın bu durumunu onunla istişare edip nasihat etsinler. Siz bilmiyor gibi olun. Anneniz de bilmiyor gibi olsun. Bilhassa annenizin bilmemesi düzelme için daha iyidir. Böyleci bu sorunu bir komisyona havale etmiş olun. Mümkün olduğu kadar bu olayı kimse bilmesin. Mümkünse siz de bilmeyin. Yer duymasın, toprak duymasın. Her duyan kişi, çözümün bir nebze uzaklaşması demektir.Bir de duayı unutmayın. Gece, gündüz, ayakta, oturarak her an dua edin. Elinizin açık olması önemli değil, diliniz ve kalbiniz duaya dönsün.
Kızın ailesine -hâlâ cevap vermedilerse- son bir haber daha gönderebilirsiniz. Son cevaplarının ne olduğunu öğrenmek istediğinize dair bir haber ilettikten sonra gelen cevaba göre yönünüzü tayin etmelisiniz. Cevabın içinde derin anlamlar aramak, farklı ihtimallerin peşinde koşmak veya ertelenmiş bir cevabın sizdeki maliyetini küçümsemek size faydadan çok zarar getirir gibi duruyor. Bu süreci daima ailenizle ve bu konuda sizden daha tecrübeli kişilerle istişare ile yürütmeye çalışın. Süreci tek başınıza götüremezsiniz. Duygularınıza da kapılmayın böylece. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Namazı kazaya bırakmamak lazım. Eğer bırakılacak olursa ilk fırsat ne zamansa o zaman kılıp vebalden kurtulmak gereklidir.
Selamünaleyküm. Eğer rüyaya itibar edeceksek rüya güzel duruyor. Ama bizim rüyadan esinlenerek bir şey yapmamız gerekmiyor; dış gözlemlerimiz daha değerlidir.
Selamünaleyküm. Bu evin sizin olmasında bir sakınca yoktur. Başkalarının o evde bir hakkı olup olmadığı sizin değil, sizi o eve sahip kılanın sorunu olur. Şu durumda o ev için zekât vermeniz de gerekmiz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Dört rekâtlı namazların üçüncü ve dördüncü rekâtlarında sadece Fatiha okumak yeterlidir. Bu kaza namazları için de aynıdır.
Selamünaleyküm. Mü'min, fetva ile amel ederken iki şıktan biri ile karşılaşabilir. Bu şıkların birincisi takva şıkkıdır. Takva üzere hareket edildiğinde haramın kendisinden ve sebeplerinden, uzak ve yakınından her çeşidinden kaçınmak akla gelir. Bu şıkka göre hareket edecek olursanız yapmanız gereken, o taksitleri iptal etmeniz, eşyayı esastan evden atmanız olur. İkinci şık ise Allah'ın azabından kurtulmak için en sınırdaki çizgiyi bilerek hareket etmektir. Bunun adı da fıkıhtır. Fıkıh, Mü'mine haramdan kurtulmanın en son noktasını gösterir. İkinci şıkla amel ederseniz durum şöyledir: İşin aslını öğrendiğiniz durumunuzdan önceki işleriniz için, a- Tövbe edersiniz. b- Onlardan en az maddi zararla kurtulmak için uğraşırsınız. c- Tövbeniz gereği aynı işlerin benzerlerine tekrar bulaşmazsınız. d- Mevcudun elinizde kalmasında sakınca olmaz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Kesinlikle etkilenirsiniz. Zira ilim tahsili sizin için birinci dereceden farz değildir ama iffetiniz birinci dereceden korumanız gereken bir farzdır.