Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir arkadaştan arabasını satın aldım. Eve gidince arabada arıza olduğu anlaşıldı. Geri vermek istedim kabul etmedi. Gördün aldın dedi. Hangimiz haklıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Sattığınız bir üründe bir sorun çıkarsa: Bu sorun sonradan oluşmuş ise sizin bir sorumluluğunuz yoktur. Sorun siz satmadan önce vardı ise müşterinin alışverişi iptal edip malı germe veya tamir ettirip farkı size ödetme hakkı vardır. Siz satarken, “bir eksiklik kabul etmiyorum, bu şekilde alıyorsun” dedi iseniz o da kabul etti ise zararı müşteri karşılamak zorundadır. Siz, “arabanın ayıbını gizlemiş” durumda olursanız yani “bir eksikliği yoktur” dedi iseniz o takdirde o haklı olur.
Eğer, bu durum tam olarak sizin belirttiğiniz gibi ise yani yaptığınız pazarlık ve ödediğiniz para bakımından siz tam yaptınız o eksik verdi ise satıcı sizden gasp etmiş demektir. Bazı âlimler böyle bir durumda zulüm görenin sizin yaptığınız gibi hakkını gizlice de olsa almasının caiz olabileceğini söylemişlerdir. Dolayısıyla hırsızlık yapmadınız ama bu durumun tek taraflı haklı haksız belirlemesi yapılması açısından riskli olduğunu bilmelisiniz.
Motoru kullanan kişinin yaptığı sizin için bir haram vesilesi değildir. Satmanız iyi olmuş yine de.
Sizin karışmadığınız bir alış veriş sonucu banka o kişinin arabasına el koymuş. Siz de o arabayı alacaksınız. Durum böyle ise size bir sakıncası olmaz. Selametle kalın.
Çalıntı ve benzeri bir sakınca olmadığı sürece aracın alınış tarzı sizin için sakıncalı bir durum oluşturmaz
Selamünaleyküm. Müslüman, yalan ve hile ile bir arada bulunamaz. Kâğit üzerinde yasallık yeterli değildir.
alışveriş konusundaki diğer fetvalar
Caminin içinde bir bölümü ticari mekâna dönüştürmek haramdır. Camide otururken birisinin isteğine cevap verip basit bir şeyi satmak ise mubahtır denmiştir.
Daha yükseğe veya daha düşüğe geri verilmesinde ortada bir faizli para üretme gibi neden yoksa sakınca olmaz.
Direkt TOKİ’den ev almak caiz değildir şeklinde bir cümle kurulamaz, öyle bir fetva yoktur. TOKİ veya başka bir kişi ya da kurum, fıkıhtaki kurallara uygun olmayan bir iş yaparsa ona caiz değil denmesi gerekir. TOKİ devlet kurumudur diye yaptığı her iş için caiz denemez, denmemelidir. Genel olarak gayrimenkul alışverişinde kurallarımız şöyle özetleyebiliriz: Gayrimenkul ticaretinde taksitli iş yapmak caizdir. Caiz olmayan faizli iş yapmaktır. Taksitlerdeki gecikme ihtimaline karşı ödenecek rakamlara ilave yapılması bir faiz işlemidir. Sözleşme anında söz konusu ev veya dükkânın niteliği belli ise ve ödenecek rakam da belli ise ticarette sıkıntı yoktur. Ödemenin bir bölümünün taksitle olması sakınca oluşturmaz. Örneğin satıcı “her altı ayda bir şu kadar fiyat farkı getireceğim” dese ve sonuç olarak kaç para ödeneceği biliniyorsa yine bir sakınca olmaz. Ancak altı ayda veya belli zaman dilimlerinde “filan gelişmeye göre bir artış yapacağım” gibi bir fark sözleşmeye konursa bu durumda alıcının toplamda ne ödeyeceği net olarak bilinmiyor demektir. Fıkıhta buna “alışverişte cehalet” denmektedir. Bu da söz konusu alışverişin caiz olmamasını doğurmaktadır. Sorudaki TOKİ bağlantısı bu noktada tıkanmaktadır. Faiz sıkıntısının aşılabildiği durumlarda bu aşılamıyorsa faiz düzeyinde olmasa da fıkıh açısından caizliği zorlayacak bir sorun bulunduğundan caiz olmayacağı yönünde görüş belirtilmektedir. Allah yardımcımız olsun.
Bu konuda şöyle bir strateji takip edebiliriz: Söz konusu ürün şeriatımızın bize haram ettiği bir ürün ise zaten menşe ne olursa olsun onu satın alamayız, tüketemeyiz. Belirttiğiniz ülkeler Müslümanlarla ALENİ bir savaş içinde ise savaş şartları gereği onların ürününü tüketmemiz ancak alternatifsizlik ve zorunlu tüketim gereği olabilir. O ülkelerin ürünlerinin benzeri öyle olmayan ülkelerde veya bizim ülkemizde varsa aklı zaten kendi ülkemizdekini kullanmayı emredecektir. Bu çizginin ötesinde o ülkelerdeki ürünleri “kim, nasıl üretiyor?” gibi bir nedenle satın alıp kullanmamız için haramdır demek zordur. Elbette mü'min bir kalp imanının gereğini yapma konusunda ikaz edici olmaya devam edecektir. O kalbe sürekli kulak vermek gerekir.
Belirttiğiniz her üç durum da caizlik sınırları içinde kalabilir. Yalnız şunu bilmemiz gerekiyor: Bir dükkân açıp orada elindeki malları satan bakkalın işi gibi bir iş değildir bu. Sanal dünya üzerinden yapılan işlerin riski bulunmaktadır. “Yapılmamalı” sözü ile “yapılabilir” sözü arasında iyi bir dengede durmak gerekiyor.
Sadece kart olarak kullanılmasında bir sakınca olmaz ama kullanılan paraya fark verilecek durum oluştuğunda haram devreye girer. Bu nedenle ayrıntısını bilerek kullanılmalıdır o kartlar.